Bu hafta sonu sandıklara gidip oylarımızı kullanacağız ve şehirlerimizin belediye başkanlarını seçeceğiz. Yani ülke yönetimi aynen devam edecek, yerel yönetimlerde değişiklikler olabilecek. Şimdiye kadar yaşamadığımız şekilde çığırından çıkan bir seçim süreci yaşadık. Çirkinlikler, iftiralar, bel altı vurmalar, tehditler, idam sehpaları senaryoları, yalanlar, halkımızı kandırmalar hep bu seçim sürecinde gördüğümüz ülkemize yakışmayan görüntülerdi. Neden bunları yaşadık yahut ta neden bunları bizlere yaşattılar? Gözlemlerimize göre cevap vermeye çalışalım:

17 yıllık AKP Siyasal İktidarının ülkemizi getirdiği yer halkımızın çoğunluğu tarafından tasvip edilmediği açıkça ortaya çıktı. En başta ekonomik zorlukların son derece artması büyük çoğunluk tarafından hissedilerek tepkiler oluşturması söylenebilir. Patates, soğan kuyrukları somut belirti olarak ortaya çıkmıştır. Ekonominin yanında hukuksuzluğun zirve yaparak halkın adalet mekanizmasına inanmaması sonucu kargaşanın artması, herkesin kendi adaletini arama mekanizmasına dönüşmüştür. Öyle ki Cumhurbaşkanı’nın bir parti başkanını hapisle tehdit eder noktaya gelinmiştir. Batılı demokratik ülkelerde hayretle karşılanan bu durum maalesef ülkemizde bir kesim tarafından kanıksanmıştır. Adına gazeteci denilen bir kişinin idam sehpası önünde Kılıçdaroğlu’nun idamını istemesi ve ona hiçbir işlemin yapılmaması bunun kanıtıdır. %90 civarındaki yandaş medyanın halkımıza yalan dolanları empoze ederek yaptığı algı mekanizması ile bu hukuksuzlukların devamı için oy kullanmalarını istemeleri çok hazindir. Dolayısıyla seçim süreci şirazesinden çıkmış ve zorla siyasal iktidara oy verilmesi dayatmaları gündemdeki yerini almıştır. Hele de “Beka” diyerek oy istenmesi başlı başına bir sorun haline getirilmiştir. Yapılacak olan bir yerel seçim olduğu unutulmuş, Siyasal İktidarın ve onun payandasının bekası haline getirilmiştir.

İşte bu tabloda yapılacak bir seçime gidiyoruz. Ancak gördüğümüz tabloda halkımızın artık eski propagandalara kanmadığını görüyoruz. En azından eskisi kadar kanmadığı kanaatindeyiz. Bunu nereden anlıyoruz? Geçmiş seçimlerin tümünde kamuoyu yoklamaları ile yönlendirilmeye çalışılan halkımızın önüne artık kamuoyu yoklamalarının sonuçları gelmemektedir. Eski seçimlerde bilhassa yandaş medyalarda büyük puntolarla basılan kamuoyu yoklama sonuçları artık yoktur. Kendi yandaş ajanslarına yaptırılan kamuoyu yoklamaları ile algı yaratan Siyasal İktidar, bu seçimde bunları kullanamamaktadır. Yani seçimlerde oy kaybedeceklerini, geçmiş seçimlerde AKP’ye oy veren vatandaşlarımızın bir kısmının artık oy vermeyeceklerini siyasal iktidar görevlileri bile görmektedirler. Bu nedenle ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışarak iktidarlarının güç kaybetmesinin önüne geçmeye çalışmaktadırlar.
Peki bu tabloda seçimlerin sonunda neler olabilir? İşte bunu analiz etmeye çalışalım;

Önce şehrimizden başlayalım, Trabzon’da esnaf, emekli perişanlıkları oynuyor. İşsizlikten gençler sokakları mesken tutmuş beş parasız geziyorlar. Bu tabloyu ümüklerine kadar yaşayan ve 17 yıldır AKP’ye oy atan insanlarımız feveran ederek artık AKP’ye oy vermeyeceklerini söylüyorlar. Peki kime vereceksiniz sorusuna ise “Verecek kimse yok, sandığa gitmeyeceğiz” mealinde cevap veriyorlar. Ankara’yı iyi etüt eden arkadaşımızın söylediğine göre Ankara’yı Mansur Yavaş kesinlikle kazanıyormuş. Ankara’da geçmiş seçimlerden ders çıkararak, sandıklara da sahip çıkılması yönünde güçlü bir çalışma varmış. İzmir’i saymıyorum, çünkü İzmir, İzmir’dir, kimselere kanmaz. İstanbul’a gelince; Ekrem İmamoğlu, başladığı günden bu güne kadar çok büyük bir ivme yakaladı. Halka kendini tanıttı ve sevdirdi. Herkese pozitiv yaklaşımı, provokasyonlara karşı verdiği hazır cevaplar, bitmeyen enerjisi, hitabet kabiliyeti ve ortalama Türk ailesi, Türk insanı kimliği ile Binali Yıldırım ile başa baş hale geldi. Binali Yıldırım’ın yorgun, bıkkın hali ve görevi zorla kabul etmiş gibi görüntüsü ile Ekrem İmamoğlu’nun genç, enerjik, arzulu, başarıya susamış tavırları seçimlerde yarışacaktır. Zannediyorum ki İstanbul seçimleri kıl payı kazanılacak ama kim tarafından bilemiyorum. Yalnız İstanbul ilçelerinde değişimlerin olacağı beklenmektedir. CHP’nin elindeki ilçe belediyelerinin bazılarını CHP kaybedebilir. Ama bu İmamoğlu’nun oylarını etkilemeyeceği kanaatindeyim. Beşiktaş, Bakırköy, Maltepe, Kartal, Şişli, Sarıyer gibi ilçelerden bahsediyorum. Üç büyük il dışında ise Adana, Mersin, Bursa, Antalya seçimlerinde CHP adayları kazanmaya çok yakın görünüyor.

Sevgili okurlar, tahminlerimizi sizlere aktarırken YSK’nın yanlışlar yapmadığı bir tabloda böyle olur demek istiyoruz. Eğer YSK geçmiş seçimlerdekilere benzer yanlışlıklar içine girerse sonuçlar tabii olarak Siyasal İktidar yönünde değişebilecektir. İşte bu durumda sandıklara sahip çıkma görevi en başta CHP’ye düşmektedir. CHP bu yönetimiyle bunu gereği kadar yapacağını zannetmiyorum. Mesela; Sandıklar kapanıp oylar sayılmaya başladıktan sonra geçecek iki saat sürecinde sonuçları alıp CHP Seçim Merkezinden ilan etmeye başlayabilecek mi? Yoksa eskisi gibi Anadolu Ajansı’nın sonuç açıklamalarına boyun mu eğecek bilemiyorum. İnşallah ben yanılırım da CHP merkezinden açıklanacak en doğru sonuçları alabiliriz.
Sevgili okurlar, 31 Mart yerel seçimlerinde AKP-MHP oylarının düşmesi demek ülkemizdeki yönetim değişiminin başlangıcı demektir. Ve ülkemizin karanlıktan aydınlığa ilk adımı olacaktır. Allah, ülkemiz için hayırlısını verir inşallah.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner133

banner132