Geçen hafta başlatılan ve Suriye’nin kuzeyindeki teröristlerin hedeflendiği “Barış Pınarı Harekâtı” nı gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve Mehmetçiklerimize başarılar diliyor, burunları kanamadan görevlerini tamamlamalarını gönülden istiyorum. Allah yollarını açık etsin.

Sevgili okurlar, hamaset edebiyatına girmeden gerçekçi gözlerle sürece bakmaya çalışacağım. Çekincelerimi, itirazlarımı paylaşacağım ve daha iyi olması için neler yapılmalıdır sorusuna cevap arayacağım. Tüm bunlar için konuyu çeşitli kaynaklardan incelemenin, farklı görüşlere başvurmanın ve bölge tarihini bilmenin önemini vurgulamadan geçmek olmaz. Bunları bilmeden fikir beyan edenler ise ancak hamasete bulaşırlar, karşı fikirlere söyleyecekleri bir şey olmayınca da onları ihanetle suçlarlar. Bu çok yanlıştır. Şimdi sürece ait düşüncelerimizi sizlerle paylaşalım.

Sevgili okurlar, bana göre Suriye’nin kuzeyine yapılan ve oradaki teröristleri hedefleyen bu hareket geç bile kalmıştır. Şimdiye kadar beklenmesinin gereği, sözlerine güvenilmeyen ABD yönetimi olmasındandır zannediyorum. ABD’nin asıl amacının bölgede Büyük Kürdistan Devleti kurmak olduğunu artık bilmeyen kalmadı. ABD’nin bu planını ilk defa ortaya çıkarıp deklare eden Org.Eşref Bitlis’in nasıl katledildiğini hatırlıyoruz. Ama maalesef yönetimlerimiz bu süreci engelleyemediler ve bu günlere geldik. Süreci takip edenler iyi biliyor, önce Irak şimdi de Suriye benzer şekilde bölünerek bu plan uygulanıyor. Bizim bunu önlememiz için bölge ülkeleri ile birlikte hareket etmemiz gerektiğini duayen hariciyeciler hep söylüyorlar. ABD’nin bu planını 12.000Km. uzaktan gelip uygulamasına karşı, bölge ülkeleri yani Türkiye- İran- Suriye- Irak ve Rusya bir araya gelerek karşı gelmeleri gerekirken bu birlik maalesef R.T.Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a elini uzatmaması nedeniyle sağlanamıyor. Eğer Barış Pınarı Herekatı’na başlanmadan Erdoğan-Esad el sıkışması gerçekleşmiş olsaydı inanıyorum ki bu herekat çok daha başarılı olacaktı. Bu şekilde masanın bir bacağı kırık oluyor ve masa dengede durmuyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunacağı söylenmesine rağmen fiiliyatta maalesef bu şartlarda bu mümkün görülmüyor. Böyle olunca da bizim bu harekatımızın kısa vadede başarılı olacağı kanaatimiz zayıftır. Uzun vadede ise başımıza birçok sıkıntıyı getireceğinden korkmaktayız. Neden böyle düşünüyoruz? Güvenilmez olduğu kanıtlanan bir ABD yönetimi ile iş birliği yapılarak harekata başlanılmasından. Bizim terörist olarak adlandırdığımız PKK-YPG’nin ABD tarafından beslenmesinden. Harekatımıza karşı çıkan Arap Birliği Ülkeleri- Suriye Hükümeti-AB ve hatta Filistin Hükümetlerinin zaman içinde ABD’nin planlarıyla harekat bölgesini bizim için bir bataklığa çevirmesinden. Evet, bunlardan dolayı korkumuz vardır, harekatın başlangıcı eksiktir, harekatın taktiği yanlıştır diye düşünüyoruz. Yoksa harekat yapılması gereken bir harekattır düşüncesindeyiz. Başlanmış olan bir harekata da desteğimiz her zaman olacaktır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize desteğimiz sonsuzdur.

Sevgili okurlar, terör örgütleri derken hep PKK-PYD isimlerinden bahsediyoruz. Bunlara İŞİD terör örgütünüde eklememiz gerekiyor. ABD ile yapılan anlaşmadan anladığımız kadarıyla İŞİD terör örgütü ile sorunlar tamamen Türkiye’nin sırtına bırakılıyor. Aileleri ile birlikte yaklaşık 100.000 kişilik bir kitleden bahsediliyor. Em.Albay Osman Başıbüyük, bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı paylaşarak konunun önemini vurgulamış. Yazısının bir bölümünde şöyle diyor: “….Washington, cihatçı savaşçıları kullanma konseptinde bir değişikliğe gidiyor.Hatırlanacağı üzere Trump, başkanlık seçimlerinde Obama ve Hillary’ye yönelik sert eleştirilerde bulunarak, ‘terör örgütü IŞİD’in Obama tarafından kurulduğunu ve hilekâr Hillary’nin de örgütün yardımcı kurucusu olduğunu’ söylemişti”. “…Türkiye için Suriye’deki en büyük tehdit PYD/YPG/PKK falan değildir. En büyük tehdit IŞİD’tir. Cihatçı savaşçılardır. Bu ekibin Suriye ile bağlantılı olarak Türkiye’de açmaya başladıkları medrese ve tarikat yuvalarıdır.Bu manada Türkiye’nin Suriye’ye bir operasyon yaparak durumu kontrol altına almaktan başka çaresi yoktur.”“….Barış Pınarı operasyonun hedefi, bütün dünyaya IŞİD’i bitirmek olarak açıklanmalıdır. Hedefimiz IŞİD olunca Batılı sözde müttefiklerimiz pek ses çıkaramayacaktır. Bu sayede Rusya Federasyonu’nun da İran’ın da desteği alabiliriz.” “….Ankara’nın Barış Pınarı operasyonun asıl hedeflerinden birisi de Türkiye’ye göç etmiş sığınmacıları bölgeye yerleştirmektir. Türkiye’ye gelen sığınmacıların önemli bir kısmı, yukarıda açıkladığımız üzere, Obama ve Hillary’nin Suriye’nin kuzeyinde demografik yapıyı değiştirme operasyonu sebebiyle bu bölgeden Türkiye’ye göçe mecbur edilen halktır. Dolayısıyla güvenli bölge oluşturulduğunda sığınmacılar, geldikleri yere, Suriye’nin kuzeyine, yani kendi evlerine kolayca dönebilecektir. Operasyonun bu hedefine ulaşmasının en önemli şartı, yabancı cihatçı savaşçıların derhal bölgeden uzaklaştırılmasıdır. Suriye’de Sünni Müslümanlar çoğunlukta olmasına rağmen dışarıdan kışkırtılan paylaşım kavgasında hiçbir şey alamadılar. Bunun sebebi, ülke topraklarına yurt dışından gelen cihatçı savaşçılar ve onların içine sızmış ajanlardır.” Okurların Em.Albay Osman Başıbüyük’ün bu yazısını bulup okumalarını tavsiye ederim. Çok güzel konulara parmak basıyor.

Sevgili okurlar, konu karmaşık bir konu, inşallah ülkemiz bu harekattan kazançlı çıkar. Yönetimsel  çekincelerimiz olmasına rağmen Silahlı Kuvvetlerimizin başarılı olması için Allah’a duacıyız.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.