Ülkemiz maalesef sonunda bir ekonomik girdaba sokulmuştur. Hepimiz bu bedeli ödemek zorundayız. 1994 ve 2001 krizlerine benzer bir ekonomik krizle bir kaç yıl yaşamak zorunda kalacağız, öyle görünüyor. Bu krizin müsebbibi her ne kadar AKP ve onun yöneticileri olsada sonuçları hepimizi ilgilendiriyor.      Ama biz CHP'ne devam edelim, çünkü eğer CHP güçlü kadrolarla güçlü muhalefet görevini yerine getirse idi belki de bunları yaşamayabilirdik.

En az 4-5 yıldır söylüyoruz, CHP'ni kurtarmadan ülkeyi kurtaramayız diye. Ama başarılı olamadığımızı görüyoruz. CHP tabanının ve halkımızın büyük bir çoğunluğunun isteği maalesef yerine getirilmiyor. Son bir kaç haftadır bununla ilgili yazılarımızla yaşanılanları analiz etmeye çalışmıştık. Gelinen son noktada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MYK'sı bütün istekleri göz ardı ederek ve sadece MYK'nunda yaptığı bir kaç değişiklikle yoluna devam ediyor. Kısaca aldıkları "görevlerine" devam ediyorlar.

Sevgili okurlar, geçen hafta yapılan bu değişiklikleri incelediğimizde yapılanların "Ha Ali-Veli, ha Veli-Ali" olduğu aşikar, değişen hiç bir şey yok. İhale sadece Bülent Tezcan'a kalmış gibi gözüküyor. Tekin Bingöl ve Haluk Koç ile Öztürk Yılmaz dışarda bırakılıp yerlerine yeni isimler alınmış. Başarısız Genel Sekreter Akif Hamzaçebi aynen duruyor, sorunlar yaratan Tuncay Özkan aynen duruyor, delege organizasyonlarını iyi yapan Seyit Torun aynen duruyor, delege sayılarının kararını veren konumundaki Muharrem Erkek aynen duruyor, ne işe yaradığı bilinmeyen ama yine de vazgeçilemeyen Gamze Akkuş İlgezdi aynen duruyor. Bunlara ek olarak, seçim güvenliği konusunda epey emek sarf eden ve insanlara bu konuda umut saçan ama sonuçta fiyaskoyla sonuçlanan organizasyonun mimarı Onursal Adıgüzel, sanki başarılı olmuş gibi yerinde duruyor. Yenilerin arasında göze biraz batan ise bana göre Yunus Emre.
En manidar olanı en sona sakladım, adı Oğuz Kaan Salıcı. Yeni MYK'nda Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı koltuğuna oturtulmuş. Ve sanki bilinçli olarak oturtulmuş gibi gözüküyor. Geçmişini biraz incelediğimizde 15 Eylül 2011 tarihinde CHP İstanbul İl Başkanı olarak "atanmış". 2012 Mayıs ayında da milletvekili olmak için İl Başkanlığından istifa etmiş. Yani CHP Örgütlerinde hiç bir çalışma yapmadan Kılıçdaroğlu tarafından direkt atanan bir kişi. Bunu bizzat söylüyorum çünkü siyaseti kendine göre dizayn etmeyi marifet sayan bazı CHP üyeleri "Partinin kapısından geçmeden parti için yorum yapanlar" söylemi geliştirerek parti koltuklarının sadece partinin tozunu yutanlara verilmesi gerektiğini savunurlar. Böyle saçma bir söyleme her zaman karşı çıktığım için şimdi hatırlatmak istedim. Evet, Oğuz Kaan Salıcı'ya devam edelim; Oğuz Kaan Salıcı, geçmişte yani CHP İstanbul İl Başkanlığı koltuğuna oturtulmadan önce "10 Aralık Hareketi" içinde idi, yıl yanılmıyorsam 2007 veya 2008 idi. Burhan Şenatalar'da bu hareketin sözcülüğünü yapıyordu ve CHP'ye eleştiriler savuruyorlardı. Öyle ki "CHP kapatılmalıdır, vakıf halini almalıdır" ve " CHP sosyal demokrat bir parti değildir, sosyal demokrasinin önünde en büyük engeldir ve kapatılmalıdır" söylemlerini geliştirmişlerdi. Buna benzer çok daha söylemleri vardır 10 Aralık Hareketinin, isteyen okurlar internet aracılığıyla bu söylemlere ulaşabilirler. Bakıyoruz ki bu hareketin sözcüsü Burhan Şenatalar şimdi CHP Parti Meclisi üyesi, Oğuz Kaan Salıcı örgütten sorumlu koltukta oturuyor. Bu isimlere Erdoğan Toprak'ı da ilave etmeliyiz ki son bir kaç seçimde seçimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde ve hep seçimler kaybediliyor. Yine bunlara yakın bir kişilik olan Canan Kaftancıoğlu ise İstanbul İl Başkanlığı koltuğunu işgal ediyor. Onunla ilgili eleştirilerimizi daha önceki yazılarımızda yazmıştık ve o koltuğa nasıl oturduğunu okurlarla paylaşmıştık. İşte bunlar ve bunlara benzer isimlerle CHP gerçek CHP olmaktan çıkarılıp "y-CHP" yapılmaya çalışılmaktadır. Ve son duyumlara göre de Oğuz Kaan Salıcı, Kemal Kılıçdaroğlu sonrası Genel Başkanlık koltuğuna hazırlanmaktadır.

Sevgili okurlar, bu bilgileri tazeleyip sizlere aktarmayı gerçek bir yurtseverlik görevi olarak görmekteyim. Çünkü CHP tabanının çok büyük bir bölümü bunlardan habersiz bir şekilde "yukarıya" yani Genel Merkeze biat etmiş, onlar ne yaparsa doğru yapar modundadırlar. Ve bu şekildeki bir CHP ile ülkenin kurtulmasının gerçekleşebileceğini düşünmektedirler. Bunun mümkün olmadığını anlatmaya çalışarak görevimizi yapmaya çalışıyoruz.  CHP tabanının bunları bilerek tavır belirlemesi ve öncelikle CHP'nin kurtarılmasına çalışması şarttır diye düşünüyorum. 
                                                                                       
NOT; Son imza sürecindeki tavırlarını takdir ettiğim Trabzon CHP İl Başkanı Güzide Uzun ve İl Yönetiminin, omurgalı duruşlarının devamını bekliyor, olası görevden alma eylemi gerçekleşirse de daha da büyüyeceklerinin bilinmesini istiyorum.   
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.