TRABZONSPOR’UN İÇİNDEKİ ÇÜRÜMÜŞLÜK
 
Göreve gelmesinden sonra geçen kısa zaman içinde önemli mesafeler kat eden Trabzonspor yönetimi, yardım kampanyasının ardından bütünden ayrılan parçalarını da bir araya toplamaya başladı. Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ı ziyaret eden Trabzonspor yönetimi, inanıyoruz ki başta efsane başkanımız Şamil Ekinci ile oradaki eski ve yeni yöneticileri de ziyaret edecekler. Ve İstanbul’da da Trabzon’da yapılan birliktelik toplantısının benzerini yapacaklar.
 
Bir taraftan parçalanmışlığı ortadan kaldırmak adına bu organizasyonlar yapılırken, diğer taraftan Trabzonspor Kulübü içindeki çürümüşlüğe de el atılması gerekir. Bugün ekonomik anlamda uçurumun dibine yuvarlanan Trabzonspor Kulübü’nde bu kentin imkanlarını aşan ölçüde üst düzey maaş alanlar arasında da düzenleme yapmalıdır. Bu düzenlemeye de en baştan başlanmalıdır. Futbolculardan özveri bekleyen bir anlayış, çeşitli kanalları kullanarak bir şekilde kulübe çöreklenenlerden de aynı anlayışı beklemelidir. Kaldı ki bugün kulüp içinde görev yapanların “primle ödüllendirilmeleri “ gibi bir anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Bugün Kulüpte toplam 65 kişiye prim veriliyor. Hadi futbolcular ve teknik kadroyu anlarız, ancak kulüpte idari kadroda çalışanların prim alması da nereden çıktı? Bunların zaman içinde düzeltileceğine inanıyoruz, eğer düzeltilmezse o zaman taşıma suyla değirmenin dönmeyeceği de su yüzüne çıkar…
 
Öze Dönüş Bu Olmalı
 
Trabzonspor’da mecburiyetler gençlerin önünü açıyor. Mehmet Ekici’nin kaprisi ve sakatlığının olduğu zamanlarda Samsunspor’a verilmek istenen Yusuf Yazıcı mecburiyetten kadroda kalınca bugün yıldız olarak takımının başarısına katkı sağlıyor. Mecburiyetlerden fırsat bulan Abdülkadir uzun yıllar bu formaya hizmet edecek duruma geldi. Ersun Yanal kaprisi ve gençleri görmeme özelliği diğer yıldızların fırsat verilmemesi oldu. Bugün Rıza’nın da mecburiyetten kadroya almak zorunda kaldığı, Uğurcan, Mustafa Akbaş, Hüseyin, Cafer, Arda, Abdurrahim, Samican, Batuhan A takımla birlikte sahaya çıktı. Bu 11 futbolcu alt yapıdan Sadi Tekelioğlu eseri olarak geleceğimizin aynası oldu. Trabzonspor artık gençlerine mecburiyetten şans tanımamalı. Onları bizzat fırsat vererek geleceğini kurtarmalı. Bu kulübün parasını alıp da profesyonelim kisvesi altında ruhsuz futbolculara verecek parası yok. Demek ki neymiş yeni yönetim doğruları yapacak bu girdaptan kulübü kurtaracak. O zaman ilk doğrunuz alt yapının başına Sadi Tekelioğlu’nu getirmek olsun.
 
Sarı Fare Lakablı Hüsamettin’i Tanıyan Var Mı?
 
Geçen hafta Beşikdüzü’ne yolum düştü. Seyit Ahmet Köyü Muhtarı Metin Sarıgan ile işlerimizi hallettikten sonra Beşikdüzü’nün caddelerinde akşam üzerlerine doğru gezmeye başladı. Muhtar bu abiyi tanıdın mı diyip duruyor. Ben onun yüzüne o benim yüzüme bakıp duruyor. Sonunda muhtara tanımadım deyince nasıl tanımazsın Hüsamettin Özdemir Trabzonspor'un 2.Ligde şampiyon olan kadrosunun efsanevi futbolcusudur. Kendisiyle tanışma fırsatını geç de olsa yakaladık. Beşikdüzü’nde kuyumcu dükkanı var. Dükkana girdik. Trabzonspor takım resmi ile şampiyonluk resimleri duvarda asılıyor.

Söz dönüp dolaşıp Trabzonspor'a gelince Sarı Fare lakaplı Hüsamettin, “Beni Trabzonspor'a Karabükspor'dan alan eski yöneticimiz Utku Bozoğlu olmuştur. O senesi Karabükspor'da gol kralı olmuştum. 74-76 yıllarındaTrabzonspor'a geldik ve şampiyonluk yaşadım. O zamanki kadromuz Kadir, Şenol, Şener, İlyas, Hüseyin, Faruk, Necati, Turgay, Hüsamettin, Tuncay, Cemil. 2.Ligde Sakarya ve Ordu’ya attığım gollerle şampiyon olduk. Bugünki Trabzonspor'a bakıyorum, vahim durumda. Bu durum bizleri kahrediyor. Son yıllarda maçlara doğru dürüst gitmiyorum. Trabzonspor'un geleceğine imza atacak yerli oyuncular kalmadı. Trabzonspor'un geleceğine imza atacak oynadığı zaman zevk alacağımız oyuncular sahada görmeliyiz. Ruhlarını kaybetmiş adamları seyretmek istemiyorum. Sinirlerim bozuluyor. Trabzonspor'a Avni Aker'de 1-0 yenilen rakipleri kendilerini kral zannediyorlardı. Şimdi Avni Aker'de bize 5 atan takım kral oluyor. Trabzonspor şampiyon olmak istiyorsa geçmişine baksınlar.

2.Lig’de oynarken lider ile aramızda 4 puan fark vardı. Hocamız A. Suat Özyazıcı bize “Ya bu takımı şampiyon yaparsınız ya da bavullarınızı toplar gidersiniz” derdi. Yedi arkadaş, Faruk abi, A.Kemal, Rahmetli Cemil, Kadir ve Şener, Ali Yavuz ve ben kendi aramızıda toplanıp konuştuk. Rakiplerimiz olan Sakarya, Kocaeli ve Ordu'yu yenerek liderle aramızda olan 4 puan farkı kapattık. Dokuz puan fark atarak şampiyon olduk. Şampiyon olduktan sonra rahmetli Cemil ''Üç tane gol kralı alacağınıza bir tane alsaydınız böyle olmazdı. Ali Yavuz Rize'de, Hüseyin Erzurum'da ben Karabükspor'da gol kralı olmuştum.”
 
Dost Canlısı Krem Yavuz
 
O candır, o dosttur, namı diğer Krem Yavuz’dan bahsediyorum. Bizi terk edip yazlığına giden Yavuz, orada da rahat durmayıp Trabzon’daki kadim dostlarını unutmuyor. Yürüyüş tarikatında yer alan Ali MAKUL ağabeyimizi arayıp talimat üstüne talimat yağdırdı! Kısa süre önce Ali MAKUL’U arayıp Kuşadası’nda görevli bir memuru Trabzonsporlu yapmak adına öncelikle bir forma ile “Yürüyüş Tarikatı” üyesi Kemal ULUSOY’u Trabzon Pilavcısı’na mutlaka getirmesini ister. Bunun üzerine Ali ağabeyimiz durur mu? Galip DEĞERLİ, Osman ÇAVUŞOĞLU, Hasan Basri HALİSÇELİK ve Kemal ULUSOY’u alarak  Kalkınma Mahallesi’nin yolunu tutarlar. Krem YAVUZ ağabeyimizin isteğini yerine getirmek üzere soluğu Berrin ve Hakan KARANİS çiftinin sıcacık mekanları Trabzon Pilavcısı’nda alırlar.
 
Nüktedan kişiliğini her zaman ön plana çıkaran Krem Yavuz’un deyimiyle “Kız kardeşim Fuat’a gidince beni oradan arayın” demez mi? Masa düzenlendi. Tavuklu pilavlar ile kuru fasulye ayran ve kompostolar geldi. Afiyetle yedikten sonra sohbet başladı. Bu sırada Ali MAKUL ağabeyimiz telefonu çevirdi. Telefonun diğer ucunda Krem YAVUZ vardı. Sohbet koyulaştıkça koyulaştı. Söz döndü dolaştı Fuat KARANİS’e geldi. Karşıdan yankılanan ses “Kız kardeşim nasılsın” misafirlerini iyi ağırla der demez, kahkaha tufanı koptu. Fuat kardeşimizin değerli eşi Berrin hanım olup bitenleri vakur bir şekilde olgunlukla izlerken sessizliğini korur. Böyle bir mekanda Kemal ULUSOY’u ağırlayan ekip hem onu hem de Krem Yavuz’u mutlu eder.
Yavuz ağabeyimizin bir amacı Kemal ULUSOY’a orayı tanıtmak olduğu kadar, arkadaşlarına da destek olmaktı. Trabzon’da sevdiklerini bir araya toplayarak, dostlarını her daim hatırlayan Krem Yavuz, Altınoluk ve Kuşadası’nda da onları unutmadı. Çünkü onun felsefesi Aşık VEYSEL’in “Dostlar beni hatırlasın” felsefesinden başka bir şey değildi. İyi ki varsın “Kerim”, iyi ki varsınız dostlar.
  
Y.Selim’e Kepçe Vuruldu Mu Film Çekilecek
 
Daha önce köşemde yazmıştım, ‘Yavuz Selim Şifresi’ çekilecek diye. Cumartesi günü Meydan'da Ayhan Pala, Ayhan Bal, Serdar Küçükahmetoğlu ve Cam Tomruk’la bir ara ya geldik. Ayhan Pala ile Serdar tavla oynarken biz de Can ile sohbete koyulduk. Tavlacıların gözleri pullarda kulakları bizim sohbette. Laf döndü dolşatı “Y. Selim'in şifresi” filmine geldi. Can Tomruk ''Y.Selim sahasına kepçe vurulduğu an filme başlayacağız. A.Aker sahasındaki kepçeyi Y.Selim’e kaydırdık mı bu iş tamamdır.” Yönetmenliğini Can Tomruk yapacak. Başrollerde ise Gamışağa Orhan, Obuz Erol ve Fa Temel oynayacak. Köfteci Yandım Ali, Kepceci Sican Osman, Kuaför Tamer, Aşcı Tavşan Cevdet, Filmin sponsorları Ayhan Pala, İsmail Erkaya, Ayhan Bal ve Refik Bozok (Bedoros). Yönetmen Can Tomruk hikayenin Y.Selim'de geçeceğini, sadece bu kadarını söyleyebileceğini ifade etti. Biz de bekleyip göreceğiz.
 
Can Tomruk film hakkında fazla yorum yapmaktan kaçınarak işi hentbolda geleneksel olarak yapılan ‘Hentbolun Duayanleri ve Yıldızları Veteran Hentbol Şampiyonası’ Antalya’daki maçlara getirdi. Tomruk, Pala'ya sitem ederek “Trabzon'a hentbolu getiren benim. Ayhan Pala Antalya'ya getirmedi. Bu sporun yükünü ben çektim, kaymağını şimdi veteranlar yiyor” diyerek sitemkarlı konuştu.
 
Eski Dostlar
 
Her ikisi de hem Köy Hizmetleri’nde çalışırdı hem de müessese takımında futbol oynadılar. Hüseyin Balaban orta sahada, İsmail Mercan ise sol açık ve sol bek oynardı. Hüseyin Balaban'ın top tekniği mükemmel, İsmail ise çabuk süratli bir oyuncu idi. Zaman zaman o yıllarda Köy- Hizmetlerini çalıştıran antrenörleri İsmail'i sol bek oynatırdı. Hüseyin Balaban Yol-İş Sendikası Trabzon Başkanlığından sonra Ankara Genel Merkez Başkan Yardımcılığına kadar yükseldi. İsmail ise köyünün Belediye Başkanlığını yaptı. Her iki dost geçen hafta içersinde Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin başarılı gazeteciler ödül törenine katıldılar. Kendileri ile Y.Selim sahasında futbol oynadıkları yılları konuşurken Hüseyin Balaban, takım arkadaşı İsmail Mercan'ın bir maçta yaşadığı kısa olayı anlattı. İsmail'in önüne top atılır atılmaz, yaydan çıkan ok gibi fırladı, ama yere yığılması bir oldu. Takım arkadaşları ve hakem başına üşüştü. İsmail ne oldu demeye kalmadan, “Ayağım takıldı gitmiyor. Kendimi yere bırakmak zorunda kaldım.”
 
Ben De Ezan Okuyacağım
 
Bizim mahallenin gırgırı şamatası bitmez. Sabaha kadar sohbet etsen canın hiç sıkılmaz. Büyüklerimizden böyle gördük, bu şekilde devam ediyor. Şu anda Yenimahalle’de bulunan Hakan Çayocağı’nı işleten yılların çay profösörü Salih abi çok önceden İncirlik Cami altında çayocağı işletiyordu. Oğlu Hakan o yıllarda 9 veya 10 yaşlarında idi. Babasına ekmek teknesi olan çayocağında yardım ediyordu. Yaz ayları idi. Ezan saati geldi geçiyor. Hoca bir ortalıkta yok. Salih abi ezanı okumak için minareye çıkar. Oğlu Hakan'da babasının peşinden minereye çıkar. Salih abi  ezan okumaya başladı. Hakan babasının pantolonun paçasını hem çekiyor hem de ''Baba ben de ezan okuyacağım.” O da bana dönerek, Hayye ale’s- salâh, Hayye ale’s- salâh, Hayye ale’l-felâh, Hayye ale’l-felâh” diyerek tepki gösterdi…
 
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.