DERTLERİNİ TÜRKÜ YAPTI!
‘Türkü Baba’ lakabıyla da bilinen Trabzonlu ünlü ses ve müzik sanatçısı Erkan Ocaklı’nın kızı Büşra Ocaklı Taka’ya konuştu:
 
Erkan Ocaklı…
Her ne kadar Trabzonlu, Maçkalı bilinse de aslında Artvin Arhavi kökenlidir.
Ama Trabzonlu onu, o Trabzon öyle benimsedi ki, Adeta öz evladı gibi bağrına bastı.
Oy Eminem'le başlayan profesyonel müzik hayatı boyunca kasetlerini satın aldı.
Rekor üstüne rekorlar kırdı.
Ama parayı değil insanı koymuştu kalbine.
Onun için önemli olan dostlardı...
İlk evliliğini yaptığında kendisi 37 eşi 17 yaşındaydı.
Aralarında kıskançlık krizleri evliliği bitirmişti.
2. Evliliği beş yıl sürdü.
Zira Usta sanatçı Erkan ocaklı ağır hastaydı.
Hastalandığından bir yıl sonra hayata veda etti.
Geriye tertemiz bir mazi,
2 evlat.
30'un üzerinde kaset ve CD.
ve 350'nin üzerinde beste bıraktı.
 

İnsanı Paradan Üstün Tutmuştur
 
TAKA: Büşra Ocaklı, Siz babası Türkiye'ye mal olmuş Rahmetli Erkan Ocaklının kızısınız.
Biz onun türküleriyle sevdalandık. Onun türkülerini bizler de çeşitli ortamlarda söyler/dinlerdik.
Onun hakkında elbette çok şey biliyoruz. Ama bilmediklerimiz şüphesiz çoktur.
Bize O güzel insanı, babanız olarak. Sanatçı olarak anlatır mısınız?
 
BÜŞRA OCAKLI: Babam öldüğünde 18 yaşındaydım. Babam bize çok düşkündü. Hatta annem babam ayrıldıklarında babam ev yemekleri yapan lokantalardan sefertaslarıyla yemek getirir bizlere ev yemeği yedirirdi.Çünkü ben babamı başka seviyor, onunla duruyordum.
 
Şayet ortam müsait olursa beni de müzik mekanlarına getiriyordu.Ama dedim ya ortam uygunsa.
Babam sanatı sanat için yapardı. Kimseyle para mevzusu yapmazdı. Para denildiğinde onun yüzü kızarırdı. Ama para da gerekliydi.
 
Evet, babam her zaman insanı önde tutmuştur.İnsanı paradan üstün tutmuştur. Adeta kazandığı paraları dağıtıyordu. Eli açık bonkör bir insandı babam.
Şimdi ise sanatı sanat için değil, para için yapıyorlar.
Babamla hep iyi geçindi. Hiç bir çatışmamız olmadı. Olmuş ise de ben hatırlamıyorum.
Fakat annem babama sitemleri oluyordu...
Bu gün rahatlıkla "babacığım ne yapmış ise iyi yapmış." diyorum.
Bana onun "Ocaklı" soyadı yeter. Evleneceğim erkeğin soyadı onun Ocaklı soyadının yanına gelecek.
 
Deli Gibi Sevdalıydı
 
TAKA: Annen/Baban neden ayrıldılar. Üstelik uzun sayılacak bir birliktelikleri de olmuştu yanılmıyorsam.
 
BÜŞRA OCAKLI: Çoğu ailede olduğu gibi sorun kıskançlıktan kaynaklandı. Annem çok güzel bir kadındı. Kolay değil, babamdan da 16 yaş küçüktü. 16 yıl birlikte yaşadılar ve sonra evlilikleri daha fazla devam edemedi. Babam Almanya'da bir turnede anneme aşık oluyor. Annem daha 17 yaşlarında, Babam Erkan Ocaklı 37 yaşlarındaydı. Babam annemi alıp Türkiye'ye İstanbul'a kaçırıyor. Ve böylece evlenmiş oluyorlar... Ama çok farklı hayat ve dünya görüşleri vardı. Bu arada Ağabeyim ve bizler dünyaya geldik. Dedim ya, babam anneme aslında deli gibi sevdalıydı. Annemi fena halde kıskanıyordu.  İşte babamın aşırı kıskançlığı yuvayı bitirmişti. Babam ayrılığın ardından 2. evliliğini yaptı. Bu evliliği 5 yıl sürdü. Çünkü babam hayatını kaybetti. Ama annem babamdan sonra hiç evlenmedi.
 
Kimseye Dert Yanmazdı
 
TAKA: Erkan bey Annenizden ayrıldı, başka bir kadınla nikah kıydı. O evliliği nasıl gidiyordu?
Annenizle, yani eski eşiyle hiç görüştüğü oluyor muydu?
 
BÜŞRA OCAKLI: Oluyordu. Ben organize ediyordum. Bazen babam bize geliyor, hatta evlenmeden öncesine kadar bazı akşamları bizde kaldığı da oluyordu. Öyle Annemle babam arasında kin/nefret yoktu. Rahatlıkla diyebilirim ki, ayrılmalarına rağmen babam annemi hala çok seviyordu.
Babam sonraki eşiyle 5 yıl evli kaldılar, ama çocukları olmadı.
Babam bize ve kimseye dert yanmazdı, özelini anlatmazdı.
Babam Erkan Ocaklı 2008'de,
Annem 2012'de vefat etti.
Yani Annem babamdan sonra sadece 4 yıl yaşayabildi.
 
Babam Öldükten Tam 4 Yıl Sonra Evimize Onur Belgesi Gönderiliyor
 
TAKA: Erkan Ocaklı'yı neler üzüyordu?
 
BÜŞRA OCAKLI: Vefasız dostlarına üzülüyordu... Onlara verdiği aşırı değeri hak etmediklerinden ötürü büyük acı çekiyordu...
 
Maçka'nın da kendisine karşı layıkıyla ilgi göstermemesinden de rahatsızdı.
Bir keresinde Meryemana Vadisinde konser verecekti.  Koskoca Erkan Ocaklı bir sanatçı olarak konsere davet ediliyor, ama Sümela Otelde kalamıyor.
 
Neymiş, yer yok. Vadiye geçiyor. Oradaki boş olan bir pungola eve yerleşiyoruz.  Ama orası da merhum Vatan Şaşmaz'a ayrılmış diye oradan da çıkartılıyoruz. Sonra babam kendi imkanlarıyla yatacak yer sorununu çözdü ve konserini verdi, ama bu sefer de parasını ödemediler. Evet, konseri verdik para alamadan mecbur otobüsle yanımızda Amcam,  Darbukacı ziya Özkanca, Kemençe sanatçısı Fikri Erdoğan olduğu halde tuttuk İstanbul'un yolunu.
Evet babamı üzenler sadece bunlar da değil.
 
Bakın babam öldükten tam 4 yıl sonra evimize bir onur belgesi gönderiliyor.
Neden 4 yıl sonra? Var mı bunun cevabı? Neden bu şehir neyi ne zaman ve nasıl yapacağını bilmez. Ya da bilir de önemsemez? Babam üzülse de yine de içine gömerdi acılarını. Çünkü onun için asıl olan insandı.
O, ona kötülük yapanlara da hep iyilik yaptı...
 
Hazin Bir Hikaye
 
TAKA: Erkan Ocaklı'nın bir Emine'si vardı. Ondan ayrı kalmıştı. Kimdi bu Emine? Biliyor musunuz?
 
BÜŞRA OCAKLI: babamın bir Emine'si vardı. Ama asıl adı emine değildi. Ayıp olmasın evli Barklı kadın. diye adını emine olarak yaktı türkülerini. Hazin bir hikayedir, Babam hastalanınca o "Emine(!) geldi babamı ziyaret etti. Ben o kadını tanıdım. Evlenmiş çoluk çocuğa karışmış.
 
350'den Fazla Beste Yazdı
 
TAKA: Erkan Ocaklı aslen Maçkalı değil, değil mi?
 
BÜŞRA OCAKLI: Evet babam aslen Artvin Arhaviden. Laz kökenliyiz. Dedemim memuriyeti nedeniyle Yomra ve Maçka'da yaşadık. Hatta babam, Dedem Yomra'da görev yaparken Trabzon doğum hastanesinde dünyaya geldi. Babam Maçka'da ilk saz çalan adamdır.
Bu güne kadar 30'un üzerinde kaset ve CD ve 350'den fazla beste yazdı.
Bunların çok büyük bir ekseriyeti Maçka ağırlıklıdır.
hatta babam Lazca besteler de yapmıştır.
Ne yaparsın serde Lazlık var.
 
‘Laz vücudum kanser oldu’
 
TAKA: Ve Erkan Ocaklı Hastalanıyor.
 
BÜŞRA OCAKLI: Evet, acı bir durum. O zamanlar ben Almanya'daydım.
Ağabeyim beni karşıladığında bana söylediği ilk şey. "Büşra babam çok hasta. Çok zayıfladı. Durumu çok ciddi" dedi.
 
Ağabeyim haklıydı. Babamın hastalığı çok ilerlemiş ama o bunu fark edememiş, artık günleri sayılıydı.
Doktorlar müdahale etsek de en fazla bir yıl yaşar görüşündeydiler.
Ancak bir doktor, "Bu ülkede kaç tane Erkan Ocaklı var ki, ölüme terk edelim. " diyerek ameliyata aldılar. Uzun süren ameliyat sonrası babam bir yaşadı.  Durumu öğrenen Babam Erkan Ocaklı, P*k yiyen Laz vücudum kanser oldu ama hiç bir şey anlamadım" dedi.
Özellikle hastalandıktan sonra Annemle gizli gizli görüşüyorlardı. Tabi işi ben organize ediyordum.
Hatta telefonla da görüştürüyordum onları.
Annemle babam ayrılmalarına rağmen anneannem de babamı çok seviyordu.
Bir keresinde Anneanneme, artık gözüm arkada kalmaz. Çünkü sen varsın. Sana çok güveniyorum derdi.  Adnan abi hariç, Yani Adnan Yılmaz hariç babamın nice yakın dostları vardı. Lakin bu insanlar babamdan sonra unuttular bizi.
Bu vefasızlıklar da beni çok üzüyor.
Ve diyorum ki, "Baba dostların dost değilmiş."
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.