Türkiye siyasetinin parlayan yıldızı Ekrem İmamoğlu ile ilgili yazılarımıza bu hafta da devam edelim istedim. Ancak başlıktaki söylemi yanlış anlamayın, ‘İmamoğlu’nu Eleştirmeyin’ derken şimdilik eleştirmeyin demek istiyorum. Ona yeterli bir zaman tanıyalım, kafasındaki planlarını uygulamaya soksun, eğer yaptıklarında yanlışlıklar görürsek tabii ki eleştireceğiz.
Sevgili okurlar, bu girişi neden yaptım diye sorarsanız Ekrem İmamoğlu, daha koltuğuna oturmadan ve oturduktan hemen sonra eleştiriler başladı, o nedenle. Bu eleştirilerin bir kısmı karşıtlarından olduğu gibi bir kısmı da CHP içinden geldi. Bunların hiç birisini doğru bulmuyorum. Mesela CHP içinden gelen “Başkanlık makamına otururken neden ailece dua okuttu” mealindeki eleştiri. Eleştiri sahipleri bu görüntünün laiklik ilkesine aykırı olduğunu söylüyorlar. Asla laiklik ilkesine aykırı olamaz, İmamoğlu’nun laiklik ilkesine ne kadar sadık olduğu aşikardır. Çağdaş, demokratik ve laik olarak bildiğimiz Avrupa ve ABD’de insanların göreve papazların dualarıyla başladığını neden görmezlikten geliyorsunuz? Başkanlık makamında kendisini Müslüman gören insanların yeni başkana güzel temennilerle ettiği dua neden laiklik ilkesine aykırı olsun ki? CHP’nin bir kısmının milletimizden kopuk yaşamasının partiyi getirdiği durum ortadadır. Ekrem İmamoğlu, işte bu kopukluğa son verme çabasındadır, bunu eleştirmenin kimseye bir faydası olamaz ancak CHP’ye zararı olur. Tam bu zamanda daha önce dile getirdiğim ama tekrarlamakta zaruret gördüğüm bir anekdotu sizlerle paylaşmak isterim. Rahmetli Prof. Dr.Yaşar Nuri Öztürk, siyasetin içine de girmiş bir İlahiyat Hocası idi. Türk toplumuna dinini sevdiren bir kişilik idi, bunlar hepimizin malumu. Siyasetin içinde iken bir konuşmasını hiç unutmuyorum, şöyle demişti Yaşar Nuri Hoca; “İslam Dini, Türk toplumu için en önemli sosyolojik olguların başında gelir. Eğer bir kişi bu toplumda siyaset yapmayı düşünüyorsa bu sosyolojik olguyu çok iyi benimsemelidir. İslam dininin gereklerini yerine getiremese bile ritüellerini bilmelidir, başarılı olma şansı ancak o zaman artar.” İşte Yaşar Nuri Hoca’nın önemli bulduğum bu söylemini dikkate alarak siyaset yapan Ekrem İmamoğlu, toplumumuza yeni bir umut olarak doğmuştur.

Bir başka eleştiri konusu ise hapiste bulunan HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ziyareti. Henüz böyle bir durum gerçekleşmese bile çamur atma peşinde olanlar var. Kaldı ki Selahattin Demirtaş, henüz suçlu konumunda değil tutuklu konumundadır ve mahkemesi devam etmektedir. Söylemlerine katılmamız mümkün değildir ama şimdilik masumiyet karinesi içindedir ve insani duygularla ziyaret edilmesinde bana göre bir mahzur yoktur. 16 milyon İstanbullu diyerek yola çıkan İmamoğlu’nun kucaklayıcı yaklaşımını eleştirmenin ülkemize bir faydası olduğunu zannetmiyorum. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanını eleştiremeyenler, oy kaygısıyla İmralı’dan haber getirme peşinde olanlar, yine oy kaygısıyla Osman Öcalan gibi aranan bir teröristi TRT Kürdi’ye çıkaranların hiç eleştirme hakkı yoktur düşüncesindeyim. İstanbul’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın AKP’ye oy verenlerine bir söz söylemeyip önce HDP’ye oy verip son seçimlerde de İmamoğlu’na oy verenlerine “PKK’lı” muamelesi yapmak aymazlıktır. HDP seçmenlerinin içinde tabii ki PKK sempatizanları olabilir ve vardır. Bununla tüm HDP’ye oy verenleri PKK’lı gibi düşünmek yanlıştır. Eğer böyle düşünenler var ise yasal zeminlerde iddialarını hayata geçirip HDP’yi kapattırsınlar. Bunu yapamıyorlarsa tüm HDP seçmenini töhmet altında bırakacak açıklamalardan kaçınsınlar. Bu ülkemizin birliği için dirliği için çok önemlidir düşüncesindeyim.

Yine bir başka eleştiri ise “İBB Tesislerinde içki verilmesi” konusudur. Bütün işler halledildi de sadece o mu kaldı diyorum. Ekrem İmamoğlu’nun işlerinin zorluğunu, AKP-MHP Meclis çoğunluğunun engellemeye başlamasını, İBB kasasında nakit kalmamasını göremeyenler, hemen İmamoğlu’nu nasıl eleştiririm gayretiyle bu konuyu gündeme getiriyorlarve tuzağa düşürmeye çalışıyorlar, bilhassa CHP içinden. Evet, İBB tesislerinde içki verilmemesi demokratik bir yaklaşım değildir, içen içer adabıyla içmeyen ise içmez, insanlarımızı kısıtlamaya gitmemek lazımdır. Dini ritüeller de Kul ile Allah arasındadır, kimsenin karışması ve dizayn etmesi doğru değildir. İBB Tesislerinde içki verilip verilmemesi konusu zamana ve İstanbul halkının iradesine bırakılmalıdır. Ya İBB Meclisi karar alabilir yahut ta İstanbul için bir referandum yapılarak İstanbullulara sorulabilir. Hemen İmamoğlu’na eleştiri getirmek çok yanlıştır.

Sevgili okurlar, geçen hafta İBB Meclis oturumlarını naklen yayınla izledik. Ekrem İmamoğlu’na rahat çalışma şansı verilmeyeceğini bizzat gördük. Kasası tam takır bırakılan, borcu arşı alaya çıkmış bir belediyeyi teslim ederken süsleyip püsleyerek sanki dünyanın en büyük on-line alışveriş sitesi amazon.com’u emanet eder gibi konuşan vukuatlı Esenler Belediye Başkanı ve AKP Belediye Meclisi Gurup Başkanının hadsizliklerine şahit oluyoruz. Sanki İBB şahsi malları imiş gibi emanet ediyorlarmış. İBB İstanbul halkınındır ve size emanet ettiğinde yaptıklarınızı beğenmeyerek emanetini geri alıp Ekrem İmamoğlu’na emanet etmiştir. Bu çok açık ve nettir. İşte bu ve bunlara benzer engellemelerle çok karşılaşacağını zannettiğimiz Ekrem İmamoğlu’nun bu sıkıntılı dönemlerinde eleştirilmemesini, makul bir süre geçtikten sonra yaptığı yanlışlar görüldüğünde eleştirilmesini daha insani buluyorum.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.