“Van Emniyet Müdürlüğünün 116 okulda verdiği “cinsel istismar ve sanal suç eğitimi” vahim tabloyu ortaya çıkardı. Sadece 7 ayda yaklaşık 100 çocuk, yakın çevresinin cinsel saldırılarına maruz kaldığını söyleyerek polise başvurdu.” TAKA
 
Bir arkadaş, partisine oy vermeyenleri, kendisi gibi düşünüp hareket etmeyenleri, tıpkı lideri gibi “FERÖCÜ, PKK’lı, terörist” diye suçlarken, “Siyonistler, Masonlar” diye de ekleme yaptı. “Hayali düşmanlarla uğraşmayın” dedim, “gerçek düşmanlarla uğraşın, mücadele edin. Böyle giderseniz gerçekte FETÖCÜ, PKK’lı, terörist olanları, olmayanlarla örtmüş, gizlemiş olacaksınız. Artı yeni düşmanlar kazanacaksınız. Vahim olanı budur. Tıpkı dinin istismarı gibi… dindarlarla dincileri, doğru ve yanlış insanları, ahlaklılarla ahlaksızları, namuslularla namussuzları, çalanlarla koruyanları, sahip çıkanlarla nemelazımcıları karıştırdığınız ve deistleri çoğalttığınız gibi” dedim, rahatsız oldu, huzuru kaçtı, yüzü aldı verdi, kaşları çatıldı. “Eğer kasıt yoksa bunları biraz düşün” diyecektim, lafım ağzımda kaldı; kırılmasından, darılmasından kaygılandım. “Bari yazayım, bir Müslüman daha okur” diye düşündüm.
 
Öncelikle istismarı anlamak, yalanla gerçeği ayırt etmek gerekir, neyin yalan neyin gerçek olduğunu bilmeden istismarın ne olduğunu kavramak mümkün değildir. Bilirsiniz bizim siyasette, “aldatıldım, kandırıldım, Rabbim ve halkım affetsin” deme modası vardır. Eğer kasıt yoksa neden öğrenmedin? Bilenler, FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmek için Amerikan destekli olduğunun ayırtındaydı. Hatta pek çok cemaat ve tarikat de buna dahildir. Öğrenenler yanılmadı da sizler neden yanıldınız? Çünkü işin içinde “istismar ve suistimal” vardı. Gerçeğe varmak için, kelimelerle düşünüpkonuştuğumuza, kelimelerle yazışıpanlaştığımıza göre, kavramların, terimlerin ve kelimelerin anlamlarını çok iyi bilmek gerekir.İstismar nedir, suistimal ne anlama gelmektedir?
 
İSTİSMAR: Birinin iyi niyetini kötüye kullanmak; sömürmek.“…bir kişinin ya da kişilerin iyi niyetini kötüye kullanarak yararlanmak; bir düşünceyi kötüye kullanarak zarar vermek; karşısındakinin rızası olmadan ve iradesini dikkate almadan sömürmek.”
 
Din, toplumun büyük çoğunluğun ödünsüz inancıdır. Bu yüzden dinciler (FETÖ benzeri tarikat ve cemaatler) devleti ele geçirmek için “dindar” görünerek aldatmanın, kandırmanın ve halkın inançlarını kötüye kullanmanın yollarını bulmuşlar ve kendilerine inandırmışlar(?!?) İnsanın inancı yanında doğruluğunu, dürüstlüğünü, namusunu ve güvenini çıkar kapısı yapmışlar,insanları, kadınları, çocukları aldatmışlar, kandırmışlar, kullanmışlar. İstismar budur.
 
Yaşamın her alanında istismar vardır. Sokakta, caddede, evde, okulda, Kur’an kurslarında, yurtlarda, iş yerinde, gezerken, tozarken, eğlenirken, emeğin ve paranın, inancın, güvenin bulunduğu, dostluklarda, akrabalıklarda, aldatılmaya ve kandırılmaya uygun her ortamda, her insan için istismar vardır. Çoğu kadın uğradığı istismarı mahalle baskısından ötürü söyleyememekte, içine atmakta, pisikolojik yorgunlukları bir başına çekmektedir. “İstismar, “gücü ya da erki (ekonomik, sosyal, siyasal ve cinsel alanlarda yetkiyi, kudreti, iktidarı, nüfuzu) elinde bulunduranların başkalarına yönelik suistimalleri ve keyfi yönelimleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bireylerin kişisel mahremiyetleri, temel hak ve özgürlükleri açık bir şekilde ihlal edilmiş olmakta, cinsel istismardan tecavüze, zorbalıktan işkenceye uzanan bir çizgide istismarlar kişilerde ruhsal ve fiziksel bozukluklara ve hatta can kayıplarına neden olmaktadır.”
 
Arapça olan “suistimal” de “kendisine verilen görevi, tanınan hakları yasalara aykırı biçimde kötüye kullanma, kötü ve yersiz kullanma, yolsuzluk yapma”anlamına gelmektedir.Siyasetçidir dini kullanır; patrondur, çalıştırdığı kadını işten atarım tehdidiyle kullanır, öğretmendir, imamdır, öğrencisini, akrabadır yakınını istismar eder.İstismara ve suistimale uğramamak için öğrenmek ve bilmek gerekir. Cahit Sıtkı ne diyordu: “Geç fark ettim taşın sert olduğunu / Su insanı boğar, ateş yakarmış / Her doğan günün bir dert olduğunu / İnsan bu yaşa gelince anlarmış.” Hayır! Madem bilgi var, madem beden bizim bedenimiz; insanla, toplumla en temel bilgileri öğrenmek zorundayız. Üç yaşında bir bebeğe bile “taşın sert, suyun boğup ateşin yaktığını” öğretmek zorundayız: Sonradan “İnanmıştım, güvenmiştim, sanmıştım, zannetmiştim…” demenin hiçbir anlamı ve değeri yoktur. İçinde yaşadığımız toplumda öyle canavarlar var ki, beş yaşındaki bir çocuğa tecavüz edip öldürebiliyorlar.
 
Elinden hakları alınıp susanlar asla masum değildir, salt çocuklar masumdur.
 
Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…
 
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.