KARŞINIZDA HAKAN CİRA
Genetik hastalığından dolayı 23 yaşında görme kaybına uğrayan bir adamın hikayesi..
 
Sporla hayat bulan, 25 yaşından sonra tanıştığı atletizmde olimpiyat sporcusu olmayı başaran bir adamın hikayesi..
 
2 haftalık antrenmanla Türkiye Şampiyonası’nda derecelerle dönen, ardından Avrupa Şampiyonası’nda 100-200 ve 400 metrelerde başarı yakalayan Hakan, önümüzdeki aylarda Katar’ın Doha şehrinde düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası’na hazırlanıyor. Hakan’ın asıl hedefi ise Olimpiyat Şampiyonluğu.. Engelinin arkasına sığınmadan kendine yeni bir yol çizmeyi başaran Hakan’ın en büyük acısı, bu kadar engelli nüfusuna sahip olan toplumuzun engellilere bakış açısı.. İşte Hakan Cira ile samimiyet kokan söyleşimiz..
 
TAKA: Hakan Cira kimdir
 
HAKAN:1991 Tonya doğumluyum. Valilik’te memurum. Görme engelli olmadan önce profesyonel anlamda sporla uğraşmıyordum. Beden Eğitimi Spor Meslek Yüksek Okulu 2. Sınıf Antrenörlük Eğitimi Bölümü’nde okuyorum.
 
TAKA: Hakan Cira’yı, birey yapan en büyük özelliğin nedir?
 
HAKAN:Rekabetçi bir ruhum var. Bir atletin ulaşabileceği en son nokta olimpiyattır. Ben şuan olimpiyata hazırlanıyorum. İnşallah 2020 olimpiyatlarına katılacağım. Hedefim orada derece yapmak İstiklalMarşını okutmak ve bayrağımızı göndere çıkartmaktır.


 
TAKA: 2013 yılı desem neler söylersin?
 
HAKAN:Kara yıl herhalde.. Genetik bir hastalığım var. Ablamda kuzenimde bu hastalıktan da var. Örneğin ablamda 12 yaşından sonra görmek kaybı başladı. Bende ise 23 yaşında başladı. 2013 yılında görme kaybım başladı. Şuan %60 görme kaybım var.
 
Benim Kahramanım Ablamdır
 
TAKA: Sonradan engelli oldun. Hatta hayaller kurup onlar için mücadele ederken birden görme kaybına yakalandın. O an neler hissettin.
 
HAKAN:Benim çevremde görme engelli insanlar zaten vardı. Her şeyi görürken bir anda görme kaybı oldu. Tabi o psikolojiyi kaldırmak zordu. Ama iyi ki ablam var. Görme Engelliler Kulübü’ne gittiğimde oradaki insanların bana verdiği motivasyon bir yandan, ablamın bana verdiği destekle birleşince bu psikolojinin üstesinden gelebildim. Bu psikolojiyi üzerimden atmamda yardımlarını esirgemeyen hem de spora başlama noktasında beni teşvik eden ablama minnettarım. Benim kahramanım ablamdır.
 
TAKA: Peki spora nasıl başladın?
 
HAKAN:Ablamın sayesinde görme engelliler camiasına girdim. 2014 yılında futsalda görme engelli kategorisinde futbolla başladım. Milli takıma seçildim. 1 yıl futsal oynadım. 2015 yılında atletizmle tanıştım. 2 hafta çalıştım. Atletizm Türkiye Şampiyonası vardı. Orada 100 ve 400 metrelerde 1.oldum. 200 metrede 2.oldum. Milli takıma davet ettiler. Sonrasında ise atletizm macerasına başladı.
 
TAKA: Sence Atletizm nedir?

HAKAN:Atletizm, beni hayata bağlayan bir umuttur. Ben spor yapmasam çok büyük bir boşluğa düşerdim. Spor benim için hayatımın en büyük umut kaynağıdır. Ben sporla atletizmle hayat buluyorum
 
TAKA: Kısa vadedeki hedefin neler.
 
HAKAN:2019’da gerçekleşecek olan Dünya Şampiyonasına hazırlanıyorum. Katar Doha’da olacak. Hedefleri yavaş yavaş koydum. Aklımda bir anda olimpiyat yoktu. Önceliğimiz milli takıma girmekti. Girdikten sonra Avrupa’da derece yapmak için çaba sarf ediyorsunuz. Onu da gerçekleştirdim. Ardından ise olimpiyat oldu.
 
TAKA: Beklentin var mı?
 
HAKAN:Atletizm olarak beklentilerim var. Destek veren insanlar başarılı olduktan sonra destekleriniveriyor. Oysa bu tam tersi de olsa olabilir. Ben başarana kadar zaten asıl ceremelerle boğuşuyorum. Ben başarılı olduktan sonra zaten ödülü devlet veriyor. Oysaki başarılı olmadan önce basamakları adım adım çıkarken sporculara sırt verseler her şey çok daha kolay olacaktır
 
TAKA: Dünya şampiyonasına hazırlanıyorsun. Kendini Katar Doha’da hayal et. Start verilirken kendini nasıl motive edeceksin.
 
HAKAN:İlk uluslararası anlamda yarışa çıktığımda müthiş heyecanlıydım. Ancak sonra diğer yarışlara girdiğin için buna alışıyor ve odaklanmayı başarıyorsun. Yarışın başlamasına saniyeler kala rakiplerin nefes alışı ve ayak seslerinden başka hiçbir şey duymam. Ayaklarımızı koyduğumuz yere takoz diyoruz. Ben takoza ayağımı yerleştirdiğimden itibaren ayaklarımla görürüm. Benim motive kaynağım bu. Mutlu olabilmek için koşarım, görmek için koşarım, nefes almak hayatımı biraz daha kaliteli yaşamak için koşarım. Özrüm sporla beraber kaybolacak. Sporla beraber hayata tutunacağım.
 
TAKA: Çok farklı bir misyon üstlendiğinin farkında mısın?
 
HAKAN:Evet, koşarken bir başka durum olan da insanların engellilere bakış açısını, o algıyı ortadan kaldırmak için mücadele vermeye çalışıyorum. Bu misyonu devam ettirebildiğim kadar ettireceğim.
 
TAKA: Olimpiyat sporcususun. Ülkemizde hatta dünyada herhangi bir kişiye idol olabilme noktasındasın. Olimpiyat şampiyonu olduğunu hayal et. Bu açıdan baktığında Hakan Cira’yı örnek alıyorum dedikleri an, sende ne görmeleri lazım?
 
HAKAN:Bizim için hiçbir şey engel değildir. Ne olursa olsun o engelin arkasına sığınmamak lazım. Engelinin arkasına sığınmadı. Ben sığınmadım.
 
TAKA: Bu ülkenin %10-12’si engelli. Rakama vurduğumuzda bu ülkenin engelli sayısına erişemeyen ülkeler var. Sence biz başarı skalasında neredeyiz?
 
HAKAN:Biz gerçekten iyi bir noktadayız. Eksiklikler yok değil..Ancak zaman geçtikçe daha iyi olacağımıza inanıyorum. Ancak olay farklı.. En büyük sorun toplumun bakış açısı. Zaten bu bakış açısını değiştirebildiğimiz an her şeyi başarırız. Ben zaten içimde kopan fırtınaları aşmışım. Ama toplumumuzun da aşması gerekiyor. Kesinlikle kabul edemediğim şeydir; bir insanın bana acınası halde bakması. Bunu hiçbir engelli istemez. Ben neler yapabildiğimi gösterdim ve göstermeye de devam ediyorum.
 
TAKA: 15-20 yıl sonra ne yapmayı planlıyorsun? Hayallerini geniş kapsamlı anlatır mısın?
 
HAKAN:Antrenörlük.. Örneğin, antrenörüm Adem Batar.. Adem Hoca bizim için bir örnek.. Kişilik olarak da bilgi ve tecrübe anlamında bizim için örnek. Onu örnek alarak biz de üzerine bir şeyler katarak antrenörlük yapmak istiyorum. Ben sporla hayat buldum sporla hayat bulan insanları yetiştirmek isterim.
 
TAKA: Ampute milli takımı Avrupa Şampiyonu olduktan sonra son olarak da Dünya 2.si oldu. Neler hissettin?
 
HAKAN:Ben gurur duydum. Bu tür başarılar aynı zamanda farkındalık yaratır. Bir şeyler değişmeye başladı der içiniz umut dolar. O başarıdan sonra daha da umutlandım.
 
TAKA: Çiçeği burnunda evlisiniz. Neler söylemek istersiniz?
 
Eşi: Esma Cira: Evet daha 3.ayımız. Ben Kayseriliyim. Ailem Hakan’ın Trabzonlu olduğunu duyduklarında aksi olur demişlerdi (gülerek). Ama hiç öyle değil.
 
TAKA: Dünya Şampiyonasına gidecek olan bir eşe sahip olmak nasıl bir duygu?
 
Eşi: Esma Cira: Hakan kesinlikle bir rol model.. Bunu engelli bireyler için de demiyorum. Herhangi bir engeli olmayanlar için de Hakan rol model. Bir şeye inanmışlık çok güzel bir durumdur. Hakan inanıyor. Ama çalışarak inanıyor.
 
TAKA: Aslında siz de rol modelsiniz.. Çünkü düğünlere gittiğimizde bile bir taraf diğer tarafın kusurunu ararken kusurları yok sayarak mutlu olma yolunu seçtiniz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
 
Eşi: Esma Cira: Hakan’la ilk tanıştığımızda bana direkt gözleriyle olan sorununu söyledi. Ben de ne alaka diye düşündüm. Tamam olabilir.. Bugün benim buradan sağlam çıkabileceğimin garantisini kim verebilir. Ya da sizin.. Ya da herhangi soluk alan bir varlığın. Ya da örneğinize destek vermek için söyleyeyim o kusur arayanların o düğün salonundan çıktığı zaman bir düşmesine bakar o olay. Aslında Hakan ve Hakan gibi olan %12’nin ve ailelerini de hesaba kattığımızda aslında minimum %40’nın bildiği bir bakış açısıdır bu. Klişe olacak ama her insan engelli adayıdır..
 
Ayağına taş değmesin..
 
Hakan Cira..
1991 Trabzon/Tonya doğumlu..
23 yaşına kadar hayatı 3 5 kısa mutlu andan ibaret yaşayan bir adam..
Sonra bir gün uyandığında dünyası kararmaya başladı..
Ama cidden karardı.
Genetik hastalık dedi doktor.
Görme kaybı başlamıştı..
Kimisi 3 kimisi 15 kimisi 50 yaşında..
Yapacak bir şey yok dedi doktor..
Çıktı odadan Hakan..
Her şeye kendince hakkı vardı..
Neden diye kendine söylenip hatta kendince isyan bile edebilirdi..
Kolay mı ya?
Bir hayal edin lütfen..
Taş..
Bildiğiniz taş hala edin..
Evinizin önünde koca bir taş..
Üstünden tırmanarak geçebileceğiniz bir taş..
Bir gün geliyor o taşı %60 göremediğinizi hayal edin..
Ne yaparsınız?
İsyan etmez misiniz?
Ama Hakan etmedi..
Hakan her gün o taşı tam anlamıyla göremese de üstesinden gelmeyi başardı..
Spor yaptı.. Keza özrü başına gelmeden profesyonel anlamda hiç spor yapmamasına rağmen, Hakan spor yaptı..
Sporla hayata tutundu..
Önce futsal oynadı.
Milli takıma seçildi..
O güne kadar spor yapmayan Hakan milli takıma seçildi..
Sonra atletizme yeteneğinin olduğunu fark etti.
Atletizme gitti.
Fazla değil 2 3 haftalık çalışmayla Türkiye Şampiyonasında birincilikler üçüncülükler elde etti.
Sonra Avrupa Şampiyonasına gitti..
Hele hele 400 metrede başka Türk sporcu yoktu.
Tek başınaydı..
Ama inanıyordu.
Hakan Ülkeye, Türkiye’ye madalyayla dönmesini bildi.
Sonra Hakan evlendi..
Daha 2. ayı..
Ne mi yapacak Hakan..
Hakan Katar’ın Doha şehrinde gerçekleşecek olan Dünya Şampiyonası’na hazırlanıyor.
Dünya 1. si olmak için ter dökecek..
Ne mi yapacak Hakan?
Hakan Olimpiyat sporcusu..
2020 Tokyo olimpiyatlarına gidecek olan sporcu..
23 yaşında görme engelli olan, sporla hayata tutunan bir adamın hikayesini okudunuz..
Sahi bu ülkenin engelli nüfusu kaç?
%8-12 arası..
Bu ne demek biliyor musunuz?
Türkiye’deki engelli sayısı Dünya’daki 69 ülkeden daha fazla..
Sen o insanların umudusun Hakan..
Ayağına taş değmesin..
Dualarım seninle..
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner133

banner132