Ben Trabzonluyum; Fatih Sultan Mehmet’in fetih yaptığı, Yavuz Sultan Selim’inşehzadelik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu ve Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan ettiği Trabzon’un torunuyum, ben Türkiye aşığı ve bu Şehrin sevdalısıyım. Dünyanın varoluşunda insanoğlu iki türde var olmuş; inananlar ve inanmayanlar. Öbür dünyaya göç ediğimizde sorulacak sorulardan biri Rabbin kim, dinin nedir. Allah bizlere bunu soracakken, sizlerin insanları ırklara bölüp insanlığı kin ve nefrete sürüklemenizi esefle kınıyorum. Sizler Milletin vekilleri; birliği, bütünlüğü sağlamakla görevlisiniz.Öncelikle de konuşmalarınızı araştırıp yapmalısınız çünkü tarih boyunca Rum Pontus Cumhuriyeti isimli bir devlet olmamıştır, bu hatanızı cahilliğinize veriyorum.
 
Trabzon tarihten bu yana Türk'tü bugünde Türk'tür. Ebediyen de Türk olarak kalacaktır. Geçmişten günümüze Trabzon’da Kimmer, Gaşka, İskit, Dril, Tibaren, Peçenek, Kuman, Kıpçak, Çepni, Avşar, Turan gibi birçok Türk kavmi Trabzon’u yurt tutmuştur.
 
Her şeyden önce bölgeye ilk yerleşmelerde özellikle Haldilerden başlayarak gelen Turani kavimler göze çarpar. Türk soylu toplulukların bölgeye gelmesi ise bugünkü verilerle İslam öncesi döneme rastlamaktadır. Özellikle Hun Türklerinin Kavimler Göçü sonrası Kafkasya’dan güneye inip Doğu Karadeniz Bölgesi’ne uzanması, doğal olarak Trabzon bölgesini de etkilemiştir.
 
Ama esas Türk yerleşmeleri ve Türk kültürünün bölgeye egemen olması, Malazgirt zaferi sonrası olmuştur. Özellikle Oğuz Türkleri, Doğu Karadeniz Bölgesinde Çepnilerle birlikte kıyı şeridine 700-1000 rakımı içerisinde güney kuşağında bir şerit olarak yerleşmişlerdir.
 
Roma imparatorluğu: Roma bir Latin kent devleti olarak İtalya’da kurulur ve yayılmacı bir politika izleyerek etrafındaki diğer kentleri birer birer ele geçir. Öncelikle İtalya’da mutlak bir hâkimiyet sağlar ve daha sonra da Akdeniz’e doğru ilerleyerek Akdeniz’in tamamına hâkim olur. Askeri anlamda döneminin tüm güçlerinden üstün bir ordu sistemi kurulup lejyon adı verilen ve mutlak disiplin ile savaşan tümenlerinin etkisi ile Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında uçsuz bucaksız bir kara parçasına hâkim olarak hükmederler.
 
Rum Suresi ve anlamı: Mekke’de inmiştir. 60 ayettir. Sure, adını ikinci ayette geçen “er Rum” kelimesinden almıştır.
1-Elif. Lâm. Mim.
2, 3, 4, 5; Rumlar, en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Hâlbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra bir kaç yıl içinde galip geleceklerdir, önünde de sonunda da emir Allah'ındır. O gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
 
Rum sözcüğü: Rum sözcüğü etimolojik köken bilimine bakılırsa tarihsel kullanılışıyla Anadolu’daki Ortodoks Hıristiyanlara, Arapçadan gelen bir uygulamayla Romalı yerine Rum deniyordu veya Roma’dan kaynaklanmış bu sözcükle, Roma İmparatorluğu, Roma İmparatorluğunda yaşayan kimse, Romalı, Arap ilinden başka ilden olan kimse, Anadolulu, Osmanlı gibi anlamların karşılığı olarak kullanıldı. Eski Türkçede Anadolu'ya Diyar-ı-Rum (Roma Ülkesi) denirdi. Örneğin; Celaleddin-i-Rumi Anadolulu Celaleddin demektir, Rum-i Selçukluları Anadolu Selçukluları, Selçukiyye-i Rum Anadolu Selçukluluğu, Rumeli Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki toprakları anlamında kullanılmıştır. Bu alan Farsça, Arapça ve Türkçe eserlerde Bilâd-ı Rûm ya da Bilâdü’r-Rum, Arap coğrafyacılar tarafından; Roma İmparatorluğu, Selçuklu AnadoluMemleketü’r-Rum,bir kimsenin doğup büyüdüğü yerDiyar-ı Rum,Anadolulu çeşitli kavimler dinleri bakımından Rum adıyla anılmışlardır.
 
Pont-Pontus-Pontos: Yanlış bilinen isimlerden biri de Pontus-Pontos meselesidir. Pont-Pontos eskiçağlarda Anadolu'nun kuzeydoğusuna verilen addır. Pontus-Pontos Rum Devleti değildir. Pontus-Pontos bir İran Devletidir.Hükümdarlarının isimlerini bile bakıldığında hepsi Acemcedir. Rumlukla hiçbir alakası yoktur. Mesela en meşhur hükümdarları Mithridat’tır. Farsçadamihir-güneşdemektir, tat-adaletdemektir.Mithridat-adalet güneşi demektir. Acemce bir kelimedir. Anadolu’da henüz Türkler Orta Asya'da iken İranlılarla Grekler arasında bir mücadele sahası idi. İran tarihine baktığınız zaman İranlıların tamamen Anadolu'ya sahip olup Balkanlar'a kadar yayıldıkları görülmekledir.Pontus-Pontos Devleti gücünü arttırdı sınırlarını genişletti.Milattan evvel devirlerde Pontus-Pontos İran Satraplığıdır.Satraplık, içişlerinde Muhtar eyalet demektir. Başlangıçta Kapadokya Satraplığı olarak kurulmuştur.Sonra bu devlet ikiye ayrılmış biri Anadolu Satraplığı, ikincisi Karadeniz Satraplığı olarak ikiye bölünmüştür. Karadeniz Satraplığının merkezi başkenti Amasya sonra Sinop başkent olmuştur.Sahil boyunu işgal ederek Trabzon civarında yaşayan Mosklar ve Tibarenler hâkimiyet altına alınır. Devlet sınırları en geniş boyutlarına ulaşmış, Kırım'a uzanmış bu devlet, din adamları ve beyler sınıfı ile Perslere has bir yapıya sahiptir.
 
Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve tamamen egemenliği altına almıştır. Çaykara’da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of’ta Baltacı, Arsin’de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon’a girmesine engel olunamamış ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon’a girmiştir. Rusların Trabzon’da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparak; sayısız insanın ölümüne sebep olmuştur. Nihayet 1917’de Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali ile Rus Ordusu işgal ettiği Türk topraklarından çekilmek zorunda kalır. Bu geri çekilme sonucunda Trabzon 24 Şubat 1918’de işgalden kurtulmuştur.
 
Rum Pontus Cumhuriyeti diye bir cumhuriyetin olmadığını, burada yaşayanların çoğunun Türk asıllı olduğunu böylece sizlere anlatmış bulunmaktayız.
 
Trabzon ve Trabzonlular tarih boyunca dik durmuş ve dik duracaktır. Vatanseverliğini ve gücünüher zaman ve her ortamda dış ve iç düşmanlara, kendini bilmezlere gösterecektir.
 Araştırmacı-Yazar İbrahim TUNCER
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.