Trabzonspor’da Olağanüstü Kongre süreci tamamlandı. Olağanüstü hallere kulübü getiren Muharrem Usta ve ekibi ibra edilerek hüzünlü bir şekilde veda etti. Aslında Muharrem Usta Olağanüstü Kongre’ye giderken kimsenin rakip çıkacağını düşünmüyordu. Kazın ayağı öyle olmadı. Siyasi desteğini kaybeden Usta, Başkanlık koltuğunu da kaybetti. Kongrede bazı delegelerin ve yeni yönetim kurulundaki bazı üyelerin ibra esnasında salon dışında bulunup ibraya katılmadıkları gözden kaçmadı.
 
Yeni Başkan Ağaoğlu ne için başkan seçildiğini, ne yapması gerektiğinin bilincinde. Zaten kendi söylediği gibi “Olağanüstü haller olmasa idi biz burada olmazdık.” Bu Trabzonspor’da Teknokrat Yönetimi anlamı taşımaktadır. Aralık ayı kongresine kadar geçecek zaman bu yönetimin başlangıç icraatları için bir fırsat olacak. Çiçeği burnunda başkan bu ekonomik, sportif yapının düzelmesi için en az 3-4 yıl süre istedi. Trabzonspor taraftarı bu kadar sabırlı olabilecek mi hep birlikte göreceğiz?
 
Kongrede yapılan konuşmalarda en önemli konuşmayı Alaattin Hatayoğlu yaptı. Eski başkanlar Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta’yı açık açık suçlayarak şike sürecinde hiçbir şey yapmadıklarını söyledi. Mahmut Çizmecioğlu’nun birleştirici konuşması ise genel kurul üyeleri tarafından alkışlandı.
 
Heyecanı olmayan, sönük geçen genel kurul göstermiştir ki; Tüzük tadilatının zaman geçirilmeden hayata geçirilmesi gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Trabzonspor gibi tarihi geçmişi olan bir kulübe her önüne gelen başkan adayı olmamalı. Başkan kriterlerinin yeniden güncellenmeye ihtiyacı var. Trabzonspor gibi bir devi yönetmek o kadar kolay olmasa gerek.
 
Trabzonspor’un yeni seçilen yönetim kurulunu desteklemek hepimizin görevi. Trabzonspor’un yaraları sarılacak, acıları dindirilecek, eski günlere dönmesinin alt yapısı hazırlanacak. Bunların gerçekleşmesinin önündeki en önemli engel seçilen hala yaşına rağmen egosantrik durumların eskisi gibi olup olmadığıdır. Özkan Sümer’i göreve getirip bugün övündüğümüz Yusuf ve Abdülkadir’i ve daha nicelerini ortaya çıkaran Sadi Tekelioğlu’nun yok sayılıp, sayılmayacağıdır. Bekleyip göreceğiz.
 
GÜNAH ÇIKARMA ZAMANI GEÇTİ!
 
Eski Başkan Usta giderayak günah çıkarmaya devam ediyor! Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir'i Türk futboluna o kazandırdığını, Rize küme düştüğünde Ersun Yanal'la yollarını ayırma kararını vermiştim vs. vs gibi sözler söyledi. Bu söylediklerine kendi de inanıyor mu? Bilmiyoruz, ama Trabzonspor taraftarı inanmıyor. Çünkü bu taraftar gerçekleri çok iyi biliyor. Devletin televizyonunda bunları söylerken onu izleyenler gülerek şu cevabı veriyorlardı; “Yusuf ile Abdülkadir’i Türk futboluna sen değil Sadi Tekelioğlu kazandırdı. Yusuf'u Samsunspor'a bedava göndermeye kalktın, o Mehmet Ekici olayı olmasaydı Yusuf'u Samsunspor'a eski Spor Bakanı Çağatay Kılıç'ın talimatı ile bedava kiralık veriyordun. Abdülkadir’i Sadi hoca 16 yaşında iken Trabzonspor'un Türkiye Kupası maçlarında oynattı. Sonra ne oldu? Ersun geldi Abdülkadir alt yapıya gönderildi. Baskılar sonucu A.Kadir A takıma alındı. Her iki futbolcuyu Trabzonspor'a kazandıran Sadi Tekelioğlu'dur.
 
Yukarıda Allah var. Bari Allah korkusu içinde olsun.” diyordu taraftar.. İkinci unutulmayan ise; Usta, Lucescu ile gündemi oyaladı; insanları kandırdı el altından Ersun Yanal’la anlaşma yaptı. Yönetimden istifa eden şu anda Ahmet Ağaoğlu’nun yönetimine giren Önder Bülbüloğlu ve Zeki Öztürk'ü bu konuda ikna edemiyordu. Ne zaman tüm yöneticileri İstanbul'a davet etti. Burada yapılan yönetim kurulu toplantısında Trabzon kanadındaki yöneticilerin desteğini arkasına aldı. Ersun'u takımın başına getirdi. Şimdi de diyor ki Bursaspor yenilgisinden sonra Ersun hocayı gönderecektim de şöyle oldu böyle oldu. Hikaye.. Her açıklama yapmasından kendi demiyor muydu Trabzonspor'da hoca sorunu yok. Ersun hocanın arkasındayım diye.. Usta bu açıklamalarla günah çıkarmaya çalıyor ama kimse inanmıyor. Bıraktığın enkaz ortada. Bunun da izahı yok!!!
 
ONUR’LU PASTA
 
Trabzonspor kaptanı Onur Recep Kıvrak sporculuğu, karakterinin yanı sıra insancıl yönü çocukları çok seven yapısıyla her daim takdir ediliyor. Öyle ki yaptığı yardımların bile dile getirilmesini istemiyor. Çünkü o; bu güzellikleri kocaman yüreği, sevgi dolu kalbiyle yapıyor. Ahmet Yahya Subaşı Orta Okulu’nun başarılı öğrencileri tarihi kültürünü öğrenmek için “Ecdadımızın İzinde, Çanakkale Yolunda” projesi hayata geçirmek ister. Ancak ekonomik olarak destek gerekir.

Kaptan Onur’dan destek isterler. Kaptan da bu öğrencilerin anlamlı projesine tereddütsüz katkı verir. Okulda büyük mutluluk yaşanır. Onlar da Kaptan Onur’a teşekkürlerini sunmak için üzerinde kaptan Onur’un resminin bulunduğu büyük bir pasta hazırlar heyecanla kaptanı beklerler. Ne çare Galatasaray maçı sonrası mağlubiyetin getirdiği moral bozukluğu bu buluşmanın gerçekleştirilmesine imkân tanımaz. Kaptan Onur en kısa zamanda bunu telafi edeceğini söyler. Çocuklar da Kaptan Onur’a sarılacak olduğu anı sabırsızlıkla beklemektedirler. Trabzonspor kaptanı olmak böyle bir şey. Onu örnek alan öğrencilerin geleceği de mutlaka Kaptan Onur duyarlığında olacaktır. Teşekkürler büyük kaptan, bu güzel çocuklara dokunduğun için. Onların hayata bakış açılarında ışık olduğun için.
 
ECDADIMIZIN İZİNDE ÇANAKKALE YOLUNDA
 
Eğitim hayatı sağlıklı nesiller, mutlu toplumlar için çok önemlidir. Ahmet Yahya Subaşı Orta Okulu başta okul müdürü Ahmet Yardım olmak üzere öğretmenlerle “Sen de dokun Ecdadımızın İzinde, Çanakkale Yolunda” projesini hayata geçirir. Bu projeye ilk destek Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’ten gelir. Başkan yaptığı konuşmada çok önemli mesajlar verir; “Geçen yıl bu okulda Teog Şampiyonu Şevval Akyıldız’ı tebrik ederim. Bu tür faaliyetlere destek olmayı asfalt yol yapmaktan daha önemli faaliyetler olarak görüyorum.” Başkan toplumda şeyh Edibali’nin vaziyetini yerine getiriyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…” Okul bu projeye destek verenlere güzel bir teşekkür hazırlamış. Arsin Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Erkut Çelebi, Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürü Şükür Köse, Liman İşletmesi Genel Müdürü Muzaffer Ermiş, TSYD eski Başkanı Murat Taşkın, Beşikdüzü Muhtarlar Derneği Başkanı Metin Sarıgan hazır bulundular.
 
Okul Aile Birliği pastaları, börekleri hazırlamış. Okul Resim Öğretmeni Nurdan Aydın destek verenleri kendi yaptığı tabloları hediye ederek teşekkür etti. Bu çok anlamlı bir jest oldu. Ana sınıfı Öğretmeni Alev Müldür Çolak’ın minik yavrularının yaptığı gösteri ve hoş geldiniz çiçekleri büyük alkış aldı. Çanakkale’ye hazırlanan öğrencilerin kendi yazdığı Çanakkale şiirleri büyük beğeniyle dinlendi. Yazacak o kadar çok şey var ki!!! Kısaca bugün farklı bir gündü. Aileler çok mutluydu.
 
Herkesin yüzü gülüyordu. Ne mutlu bu sevgi ortamını hazırlayanlara ve onlara destek verenlere… Gezi kapsamında TBMM’de Milletvekili Salih Cora’nın kafileyi karşılayacak olması öğrencilerde ayrı bir heyecan oluşturduğunu gördük. Finalde Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile Trabzonspor Kaptanı Onur’un üzerinde resimlerinin olduğu pasta protokolle birlikte kesilir. Tabi bu öğrenciler tarafından afiyetle yenilir. Ahmet Yahya Subaşı Orta Okulu’na temsil için çıktıkları bu yolculukta hayırlı yolculuklar diliyoruz.
 
MERHUM ZEKİ ERKULOĞLU’DAN UNUTULMAYACAK DERS…
 
İdmangücü ve Trabzonspor Kulüplerinden bir yönetici geçti merhum Zeki ERKULOĞLU. Meslek büyüğümüz duayenimiz Osman ÇAVUŞOĞLU onunla İdmangücü Kulübü’nde birlikte çalıştığını gururla, sevgiyle ve övgüyle anlatır. Buna vesile olan meslek büyüğümüz merhum Suavi KAPTAN’dır. ÇAVUŞOĞLU, KAPTAN’dan sosyal yaşamı ve hayatı öğrendiğinden bahsederken Zeki ERKUL OĞLU’nu anlatmakla bitiremez. Bir gün Gazeteciler Cemiyeti’nde birlikte otururken, laf lafı açtı. Söz döndü dolaştı değerli abimiz Zeki ERKULOĞLU’na geldi.
 
Tabi konu Trabzonspor idi. Söz taraftardan açıldı ve yönetici profili masaya yatırıldı. Tam bu sıra Osman abimiz başladı anlatmaya… Zeki ERKULOĞLU, Trabzonspor’da yöneticilik yaptığı dönemde tam hatırlayamadığı ama Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynanan ve Trabzonspor’un mağlubiyetiyle biten bir maçın ardından şeref tribününden çıkan yöneticilere taraftarlar topluca küfür ederler. Bu sırada Zeki abimiz de şeref tribününden çıkan yöneticiler arasındadır. Stat çevresindeki parmaklıların içinden yürürken, galiz küfür edenler arasından bir genci görür ve tanır. O bir arkadaşının oğludur. Hiçbir şey demez ve doğru evinin yolunu tutar. Eve vardıktan sonra duşunu alır ve yemeğini yer, ardından da evden çıkar. Doğru arkadaşının evine gider, kapıyı çalar. Kapıyı açan arkadaşıdır, birden şaşırır. Şaşkınlığı kısa sürer ve içeri davet eder. Zeki abimiz oturur oturmaz hemen söze girer; “O, oğlun nerede der?” “Evde” cevabını alır ve genci, baba yanlarına çağırır. Bu kez Zeki abimiz kendine has üslubuyla “evladım şimdi de babanın yanında söv bakim bana” deyince genç kızarır bozarır ve çok utanır. İnkar etmeye kalkışır ama nafile.. .Özürün arkasından Zeki abimiz evi terk ederken genç kardeşimiz bu davranıştan çok ders çıkarır.
 
TRABZON’UN YÜZAKI BEŞİKDÜZÜ
 
 Trabzon’un önemli bir ilçesidir Beşikdüzü… Tabiri caizse yüz akıdır Trabzon’ un. Hem de her yönüyle. Geçenlerde dostlarım Ayhan PALA ve Osman ÇAVUŞOĞLU ile yolumuz bu ilçeye düştü…  Kadim dostum Seyit Ahmet Köyü Muhtarı Metin SARIGAN’la buluştuk. Meğer Muhtarlar Derneği’nin Genel Kurulu da varmış. Atatürk heykeli yakınındaki bir çay ocağında çay ikramının ardından Belediye Salonu’nda Kaymakam Cevdet ERTÜRKMEN ve Belediye Başkanı Orhan BIÇAKCIOĞLU’nun da katıldıkları genel kurula konuk olduk. Metin SARIGAN’ın seçimi kazanmasının ardından Belediye Başkanı Orhan bey muhtarlar ile konuklara bir yemek verdi.
 
Teşekkür edip ayrıldıktan sonra yolumuz Seyit Ahmet Köyü’ne düştü. Yüksekte dümdüz bir masa özelliğini taşıyan köy tam bir doğa harikası… Adeta bulutların üzerinde yürüyorduk, deniz ayaklarımızın altında duruyor, ayaklarımız yere değmiyordu. Menekşeler ve ağaçlar çiçeklerini açmışlar, köye başka bir güzellik katmışlardı. Fındık bahçeleri yeşile bürünmüştü. Biraz yürüdük, ardından köy mahsulü tamamen natürel ve uygun fiyatla yumurtalarımızı aldık. Daha sonra Milli Eğitim’den emekli müfettiş Nedim DUMAN’ın evine konuk olduk. Elleri öpülesi eşi hanımefendi bizlere çeşitli ikramlarda bulundu. Sohbet koyulaştıkça koyulaştı. Ülke meselelerinden, dostluktan ve Trabzonspor’dan konuştuk. Ve ayrılık vakti gelince de yola koyulduk… Kısacası Trabzon’umuzun yüz akı Beşikdüzü’nde güzeller güzeli bir günü yaşadık ve yaşanmışlıklara kattık.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.