Konu Trabzon ise, bu şehrin her yöneticisi söze şöyle başlar; Trabzon, 4 Bin yıllık kadim şehir, Fatih’in fethettiği, Yavuz’un yönettiği, Kanuni’nin doğduğu Sultanlar şehri. Aynı şehrin yöneticileri Trabzon’da spor ile ilgili bir söylemde bulunacaksa da aynı cümleleri mutlaka kurar ve Şenol Güneş’ten, Dozer Cemil’den Kadir Özcan’dan bahseder. Hele bir de Trabzon’da şampiyonluk sevinci yaşamışsa değmeyin keyfine, Şamil Ekinci’den Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı’ya öyle güzel ve bir o kadar da klişe açıklamalar yaparlar ki dinlerken “ben bu sahneyi yaşamıştım” dersiniz.
 
Hangi kademede, hangi branşta olursa olsun şehrimde yöneticilik yapan herkesin en azından Yavuz Selim Sahası’nın önünden geçmişliği vardır. Hüseyin Avni Aker Stadı bir kenarda dursun bugünkü konu Yavuz Selim Sahası.
 
Trabzonspor en son şampiyonluk sevincini ne zaman yaşadı?
1983!
Peki dünyada futbolun endüstri olmasının başlangıç tarihi hangi yıllara dayanıyor.
80li yılların başlangıcı.
Hal böyleyken özellikle Trabzon endeksinden olaya baktığımızda bir şeylerin yanlış yaptığımızın farkına varmamız lazım.
Yıllarını futbola vermiş insanları dinlemeye başladığımda konu hep iki efsaneye giderdi.
Ahmet Suat Özyazıcı, Özkan Sümer’e.
Bu insanlar sihirbaz mıydı, büyücü müydü?
Demek ki o dönemin konjonktürünü iyi kavramış ki, Yavuz Selim Sahası’ndan Avni Aker’e anlatıldığı kadar kolay oyuncu adapte edebilmiş.
Peki sonrasında ne oldu?
Yerinde saydık. Hatta durduk.
Peki yerinde sayıp hatta durulan bir noktada başarı gelir mi?
Başarı geldi mi?
Yavuz Selim Futbol Sahası bir fabrikaydı.
Son 4 yılına şahit olduğum olaylar endeksinde dahi, ne kadar hatalar yapıldığı ortadayken gelin bu hatalardan vazgeçin.
Yavuz Selim Sahası’nı yeniden inşa edin.
Şahsım olarak orayı her zaman spor merkezi olarak hayal etmişimdir. Çünkü orası her zaman öyleydi. Hüseyin Avni Aker’iyle, Yavuz Selim Sahası’yla, 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu’yla.
Ben o bölgeyi spor tesisinden başka bir şekilde hayal edemedim. Avni Aker’in olduğu bölüme 4 tane futbol sahası, tüm takımları kapsayacak bir şekilde soyunma odaları, kantini olan genişçe tribün, tam kapasite çok amaçlı kapalı spor salonu (saunalı, havuzlu, fitnees aletlerinin olduğu bir salon), Ziyaretçilerini kocaman Hüseyin Avni Aker Stadyumu maketiyle karşılayan Trabzon Spor Müzesi olsun. Hatta gönül ister ki futbol ile spor ile anılan bu şehri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın projesi olan Millet Bahçeci ile birleştirelim hem de sadece ağaçlarla.
Ancak çok şey isteyen hiçbir şey elde edemez mantığı aklıma gelmiyor değil.
Bari Millet Bahçecisi’nin içerisine Yavuz Selim Sahası’nı koyalım da belki 5 10 sene sonra yine milli takımda Yavuz Selim’in havasını soluyan bir çocuk çıksın futbolun baronlarını yendikten sonra ben sana ne dedim “Neden olmasın” değil mi desin. Desin de gururlanmaya devam edelim.
Ya da Yavuz Selim Sahasının suni de olsa çimlerine basan 22-17 yaşındaki Trabzon’un çocukları, hakkı yenilen bir maçta çıkıp da “Problem değil” diyerek ülkeye ders vermesiyle gururlanalım.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner141

banner140