Geleceğin olmazsa olmaz iki büyük gücü; SU ve TOPRAK olacak. Bunu anlamayacak kadar saf olamayız. Dünyanın gittiği nokta burası. Hollanda’nın büyüklüğü ancak Konya kadardır. Na yapıyor Hollanda devleti; denizleri toprakla doldurup yeni tarım sahları yaratıyor. Biz ne  yapıyoruz, tarımı bitiriyoruz, çiftçimizi kaybediyoruz. Buğday’ı bile ithal ediyoruz.  
 
Canlıların yaşaması için, vazgeçilmez unsurlardan birisidir toprak.  Anadır, yardır, yarendir.
 
Her canlı mutlaka toprağa temas edecektir. Toprak ile teması geçen, hasta olmaya, ayrışmaya, bozulmaya mahkumdur.
Toprak, ana sevgisine benzer. Koca koca şehirlerde beton yığınlarında toprakla buluşmak çok zor. Arkaya bakıp da ‘ne oldu bize’ demek de faydasız.  Geçmişi geri getiremeyiz.
 
Bilmeden ya da bilerek, insanların bu hale gelebileceklerini tahmin edemezdik. Lüks içinde yaşadığını zannettiğimiz kentliler aslında mutsuz. Ruhsal ve bedensel hastalıklarla, klinikler doldu taştı.
 
Oysa köylerde ve yaylarda demir gibi dedelerimiz vardı, hiç doktor yüzü görmeyen. Kırmızı yanaklı ve sarı saçlı çocuklarımız vardı. Ne kadar sağlıklı ve mutlu.
 
Koyunları meleşen, horozları ötüşen insanların yaşadığı köylerimiz vardı. Ekin ekilen tarlalarımız, çalışan, toprağa emek veren ve umutla yaşayan, ambarları buğdayla dolu insanlar vardı. Hani ne demişlerdi; tohum ek, toprak vermezse, toprak utansın. Yine de Şarkışla’lıAşık Veysel’e değinmeden geçemeyiz;
“Benim sadık yarim kara topraktır”
 
Evet henüz vakit varken gönül dostlarım. Vakit belki sona yakın. Öyle ya da böyle oldu. Bu yanlıştı, o eksikti diyerek bahane aramayalım. Çözüm toprakta. Toprağa dönmek ve üretmek,  tüketici olmadan üretmek. En azından kendi tüketeceğini üretmek.
 
Bu Anadolu toprağında yaşamak, kök salmak, bir çınar gibi olmak, belki bir 500 yıllık, zeytin ağaçları gibi bin yıl ayakta kalabilmek için toprağa dönelim, ondan özür dileyelim. Unutmayın karnı aç insan, bağımsızlığını çok uzun süre sürdüremez.
 
Sert bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu memlekette yaşayan yediden yetmişe herkes artık uyanık olmalı. Devir değişti, roller yeniden dağıtılıyor. Türkiye, bölgenin olmazsa olmazı. Tarımı, toprağı yeniden işleyerek rolüne röl katmalı.
 
Hülasa; topraksız hayat olmaz. İnsan sırtını tarıma, toprağa dönemez. Geleneksel tarım ve hayvancılık, tek kurtuluşumuzdur. Betona verdiğimiz değerin onda birini, yüzde birini toprağa verelim. Zengin müteahhitlere devletin verdiği arazileri, Anadolu köylüsünden acımayalım; onları destekleyelim.
 
Bilimin ve aklın gösterdiği doğru yolu bulmak, bu vatanda hep birlikte, mutlu güler yüzlü insanlar ile, bayrağımızın gölgesinde ilelebet yaşam dileklerimle, memleketin temeli TEMEL REİS.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin 2 ay önce

Çok iyi olmuş

Avatar
Kenan 2 ay önce

Harıka ağbim ağzına sağlık

Avatar
Muharrem Karaoğlan 2 ay önce

Yüreğine sağlık Reis.Izmir'den selamlar

Avatar
Aliosman Aydın 2 ay önce

Güzel yorumlarından dolayı değerli abimize teşekkür ediyorum.Yazılarının devamını bekliyoruz.

Avatar
Prof. Dr. Şenel ÖNALDI 2 ay önce

Teşhisin yerinde. Aynen toprak gibi, yer altı madenlerimiz de öyle. 7 iklim dört köşe vatanımız. Ancak kıymetini bilmiyoruz. Toprak, su ve hava tüm canlıların var olmasını sağlayan 3 madde. Biri eksik olsa sonuç ölümdür.