Aklı başında hiçbir toplum toprağını, sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik değerlerini çarçur etmez, çıkarlarını kimseye, “ben yemiyorum, sen ye” diye sunmaz. Ancak kimi demokrasi dışı yönetimler, aileler, sülaleler(kırallık, padişahlık, diktatörlük gibi) sıkıntılarından ötürü ayakta kalabilmek ve korunmak için her ne pahasına olursa olsun ülkenin kaynaklarını güçlü devletlere teslim ederler. O zaman ülke işgal edilir, insanları köleleşir. Tarihinden “ders almayanlar” da aynı yanlışlara düşerler.
Kaynak üretilmeden, kaynak yaratılmadan, kaynaklar zenginleştirilmeden, mevcut olanlar, değer bilmez, histeriye yakalanmış hasta yöneticiler tarafından, “doğru yapıyorum” inancıyla hiç kimseye kulak asılmadan yağmalanır, yağmalattırılır, sömürülür.
“Yerliyim, milliyim” derler, “dış güçler” diye yaygarayı basarlar, “vatan, millet, ezan, Kuran, devlet, bayrak” kutsallarını dillerine dolarlar, kendilerini halkı inandırarak-kandırarak gizlerler, saklarlar. “Kardeş” dedikleri Suriyelilere “kırk milyar dolar” yedirirler, müteahhitlerin zarara uğramaması için, “bir kuruş ödemeden(!) yap-işlet modeliyle” yollar, köprüler, tüneller, şehir hastaneleri yaparlar, “garantili yolcu, garantili araç ve garantili hasta” üzerinden vatandaşın cebi olan hazineyi haraca bağlarlar. “Dünyanın en büyük hava limanını yaptık” diye övünürlerken Çinin ondan daha büyük hava limanına harcadığı paranın üç katını harcadıklarını söylemezler.
Ekonomi bilgisizliği, aslında en büyük sorunlarıdır. “Sen bilmezsin, anlamazsın” diye birilerini suçlamak, ekonomi “bilmek” anlamına gelmez. Ölü yatırımlara haddinden fazla para yatırarak kaynak tüketmek, iş bilmek değildir. İşi bilmek-becermek üretim için en az paraya, en kaliteli ve garantili biçimde yatırım yapmak demektir. Ekonomi-politika bunu emreder.
Bu zamana kadar ihalelerle sadece hazine yağmalanmadı, ülke çocuklarının, gençlerinin eğitimi-öğretimi kaliteli, nitelikli okullarla, üniversitelerle verilmeden heba edildi. Ülkenin suları, toprakları, koyları, ormanları satılarak yağmalandı-yağmalatıldı; nehirler, göller, denizler ve doğa kirletildi. Şirketler, fabrikalar, madenler ve binlerce dönüm toprak satıldı, ülke satıldı. Gırtlağa kadar borca girilerek ülkenin geleceği ipotek altına alındı.
Yanlış tarım politikalarıyla, üretimi artırmadan, Türkiye’yi dışalıma(ithalata) bağımlı kılarak sorunları çözmeye kalktılar. Hadi petrol yok, doğalgaz yok, onlarda dışa bağımlıyız; ya ürettiklerimizde, üretebildiklerimizde “dışa bağımlı olmak” ne demektir? Güya “bağımsız, özgür bir ülkeyiz. Artık doktoru, patatesi, soğanı da samanla dışarıdan getirir olduk. Buğday, pamuk, nohut, mercimek satın almak utancımızdır. Yıllardan beridir hayvancılık sorununu çözemeden ha bire “karkas et” ve “canlı hayvan” satın alıyoruz; “kurbanlarımız bile ithal”; tam bir kara mizah… Sanki topraklarımızda yetişmiyor.
Herkes ülkesini sevdiğini söylüyor, ama ülke yabancı sermayeye “peşkeş” çekiliyor. Bunu da marifet sayıyorlar. El seni kalkındırmaz, sömürür. Sömürünün olmadığı bir yere asla yabancı sermaye girmez. Kimse kimsenin “ela gözüne, karakaşına” heves ederek para vermez, yatırım yapmaz. “Sen bir kazanırsan o, on kazanır.” Bunun adil olan hiçbir tarafı yoktur.
Bırakınız kaynaklarımız yerinde dursun. Ülkeyi sevmek “kaynak yaratmaktır. Kaynak yaratmak üretmektir; işsizliği yenmektir; yeni üretim alanları açmak, ülkenin sosyo-ekonomik sorunlarını çözmektir; satın alma gücünü artırmak, ihtiyaçlarını karşılayacak duruma gelmektir. Gençlerle gelecek yaratmaktır. Bilim, teknoloji, sanayi üreten üniversiteler, fabrikalar açmaktır; aklı, bilimi egemen kılmaktır. Dünya sıtandartları üzerinde eğitim-öğretim kurumları, enstitüler, üniversiteler kurmak, dünya çapında uzmanlar, öğretmenler ve eğitim görevlileri yetiştirmektir. En değerli kaynak yetiştirilen insandır.” Dışalımla, yabancı sermayeyle kaynak yaratılmaz; betonla, yolla, köprüyle, tünelle kaynak yaratılmaz, tüketilir.
Üretmeden dışalımla ülke yönetmek, borçlanarak yapay bolluk yaratmak ekonomiyi bilmemek, ülkeyi “iflasa” sürüklemektir. “Serbest piyasa ekonomisiyle-küresel sermaye ile” sosyal devleti kaldırmak, ülkeyi, toplumu para karşısında köleleştirmek, özgürlükleri kısıtlayıp sansür uygulamak, sömürüye teslim olup yağmalatmaktır, işbirliği ile yağlamaktır.
Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…
TURAN BAHADIR
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.