Bir başkan geldi; “teleferik de teleferik” dedi. Olanakları elvermedi, yapamadı. Bu rüyasıyla rahmetlik oldu. Bir başka başkan geldi ardından. “Beşikdağı’na lokanta yapacağım” dedi. İş de yapardı lokanta, çünkü herkesin dikkatini çeken kadar güzel bir dağdı Beşikdağı. Üstündeki eski beton kalıntıların, taşa oyulan kuyunun ne anlama geldiğini çözemeden, taş doldurulan açıklığın lavların çıktığı “volkanik bir baca” olup olmadığını anlayamadan dağ, iş makinalarıyla 3,5 m. alçaltılarak düzleştirildi. Devasa bir bayrak çekildi zirveye, lokanta inşaatı başlatıldı. /

İlkokul öğretmenlerimiz, çevrenin “tek volkanik dağı” derlerdi ona.
Ne var ki, köyler-muhtarlar dağı paylaşamadılar, “sizindir-bizimdir” diyerek mahkemelik oldular. Bakanlıklar arası anlaşmazlıklar doğdu, lokanta inşaat durduruldu. Sonra gelen başkan, arapsaçına dönen davayla ilgilenmedi, işi oluruna bıraktı.

Dördüncü başkan geldi. En çok sevdiği(!) rant sağlayacak işleri sıraya koydu, ihalelerini bir bir yaptı. Öncelikli işleri arasına aldığı reklam etkinliği çok yüksek olan teleferikti. “Beşikdüzü il gibi olacaktı” ya. Hükümetin, devletin ekonomik ve hukuk gücünü de arkasına alarak inşaatı başlattı. Yargının “yürütmeyi durdurma” kararlarına rağmen, “kaos” yaratmak pahasına bile olsa, işleri durdurmadı. Kimilerini tamamladı, kimileri yarım kaldı. Kimi yerleri istimlak, kimi yerleri de “ilhak” etti. Beşikdüzü “il gibi” olamadan arkasında çok düşman bırakarak çekip gitti.
Teleferik direkleri dikildi, hatları bağlandı. Halka rağmen halkın yerine, ihtiyaç duyulmasa bile yollar, sokaklar, caddeler açıldı. Dağa yol ve teleferik binası inşa edildi. İnşaat bitmediği için, açılan yol giriş-çıkışa kapatıldı ve dağ, “yasaklı” ilan edildi. Dağa çıkmak, gezmek, doğayı seyretmek ortadan kaldırıldı. Ancak açılışı yapılmayan teleferikle dağın çok dar bir alanının gezilmesine izin verildi.

Zirveye yapılan teleferik binasının hiçbir estetik kaygı ve endişesi yok. Şehrin üzerine “ha devrildi devrilecek” gibi yapılan bina, “ucube” gibi duruyor. Oysa turistik yerlere inşa edilen yapıların estetik kaygısı olmalı, sağlamlığı yanında göze “hoş” görünebilmelidir.

Beşikdağı, inşaat başladığından beri, can güvenliğinden ötürü, karşımızda “yasaklı dağ” olarak duruyor. İnşaat pırojesi birtakım değişiklikler için bakanlığa götürüldüğünden, pırojenin ve inşaatın ne zaman bitirileceği, dağın “yasaklı oluşunun” da ne zaman son bulacağı belli değil. Mahkemesi kesinleşmemiş mahkum gibi dağ hala tutuklu şu anda…

Teleferik yasaklı dağa “yerli ve yabancı turisti götürüp getirmeye” devam ediyor. Turistler çevrelenmiş dar bir alanda dağları, tepeleri, Karadeniz’i seyredip, açılan bir “kahvede” süper fiyatlarla kimi ihtiyaçlarını gidererek geri dönüyorlar.

535 Metre yüksekliğin devasa istinat duvarlarıyla düzleştirilerek ne kadarı alçaltıldı, bilinmiyor. Beşikdağı, ilk sisi, ilk bulutu, ilk karıyla hep ilgi odağımızdı. Öğrencilerimizle patika yollardan yürüyerek zirvesinde piknik yaptığımız o günler hala canlılığını koruyor. Ama bu dağ, o dağa benzemiyor. Yaylaları, Sivri’yi, Sis’i, Yobol ve Yoroz arasındaki görkemli Büyük Liman Koyununun unutulmaz görüntülerini özledik. Oğuz ve Ören’in, Çamlık ve Ağasar vadilerinin sonbahar ve ilkbahar güzellikleri birer kartpostal gibi duruyor. Ama kışın nasıl göründükleri hala merak ediyoruz, “bir ilk” olarak dağın yasaklılığının kalkışında da inşallah onu da seyrederiz.

Pırojenin, inşaatın tamamlanmasını, yolun açılmasını ve yasaklı dağın tutukluluk halinin bir an önce kalkmasını, özgürlüğüne kavuşturulmasını arzuluyor, dört gözle bekliyoruz.
Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.