Beni Ve Gazetemi Mazur Görün
 
Bugün 2 ve 3. Lig’ler için haber yazmadım.
Bunun için kusura bakmayın.
Çünkü bugün daha da önemli bir konumuz var…
Takımlarımız cumartesi ve pazar günleri oynanacak olan müsabakalara, teknik direktörleri nezdinde kendi tesislerinde ya da tesisleri olmadığı için farklı ilçe ya da sahalarda çalışıyor.
İnşallah temsilcilerimizden olan Hekimoğlu Trabzon, Yomraspor, Ofspor, Hopaspor, Gümüşhanespor, Bayburt Özel İdare Gençlikspor, Kelkit Belediyespor bu hafta kazanarak kimi takımımız Play-Off hattına yükselmek için mücadele edecek, kimi takımımız küme hattındaki yerinden uzaklaşmaya çalışacak…
Önemli bir konu dedim ya…
O konu Yavuz Selim Sahası…
Üzerinde durulması gereken ana konumuz…
Çünkü yukarıda saydığım, hatta Trabzonspor’u da eklersek bir çok takımda yer alan antrenör ya da futbolcu bu sahadan geçti…
O yüzden beni ve gazetemi mazur görmenizi temenni ederim…
 
Cahit Erdem Örnekleri Vererek “Son Kez Yazıyorum” Dedi
 
Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Trabzon Şube Başkanı Cahit Erdem Sosyal Medya hesabından “Son kez yazıyorum” diyerek yıkılan Yavuz Selim Sahası’nın Millet Bahçesi içerisine dahil edilmesi gerektiği konusunda bir açıklama yaptı. Millet Bahçesi içerisine dahil edilip edilmeyeceği konusu muallakta olup, bu yer için sürekli gündem meşgul ediliyor.
Edilmeli de…
Sayın Erdem Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılan Millet Bahçesi projesi içerisinde stat yapıldığını ve bunun Trabzon için de uygulanması gerektiği konusunda yapmış olduğu paylaşımı aynen aktarıyorum.
 
Erdem, “TOKİ’nin yaptığı Gaziantep Hasan Celal Güzel Millet Bahçesi ve Samsun Millet Bahçesi içinde hangi spor donatıları var biliyor musunuz?
 
Bilmeyen ve görmeyenlere söyleyeyim...
 
  1. Gaziantep’te Büyükşehir Belediye Başkanının önerileri Çevre ve Şehircilik Bakanımızın deyimi ile profesyonel bir Stat (Gece maçı yapılabilecek Aydınlatması da mevcut),yürüyüş yolları
 
  1. Samsun daki millet bahçesinde ise ihale edilen projesinde olmamasına rağmen aydınlatmalı tribünlü nizami bir sentetik çim saha..
 
Futbol tarihinin yazıldığı amatörlerin ve gençlerin oynayacağı Yavuz Selim sahasında ise belirsizlik devam ediyor. Buradan, Bakanlarımıza, Siyasetcilerimize, Belediye Başkanlarımıza, TOKİ’deki Trabzonlu üst düzey bürokratlarımıza sesleniyorum. Futbol adına kritik süreçten geçtiğimiz bu günlerde, birlik ve dirlik olalım futbol tarihimizin yaşadığı bu sahamızı yaşatalım.”
 
Bu açıklamaların ardından kendisini Yavuz Selim Sahası’nın önemi hakkında bir açıklama yapmak ister misiniz diyerek sözü ona bıraktım. Aynen şunları söyledi, “Yavuz Selim’de futbolun tarihi vardır. Bu tarihi yeniden yaşatmamız gerekiyor. 153 spor kulübümüz var. 320 futbol takımı ve bunlarda spor yapan 5000’e yakın futbolcu var. Futbol sadece futbolcudan ibaret değil, bunun antrenörü, hakemi, gözlemcisi, temsilcisi derken bu rakam 8000’e yükselir… Bu 8 bin kişinin ailelerini de hesaba katarsak Trabzon eder… İşte Yavuz Selim bu yüzden önemlidir…
 
Aynı zamanda bu konum, bütün okullara, hatta şehrin her yerine yakın çok farklı noktada bulunuyor. Böylesine bir noktada biz Millet Bahçesi yapılmasın demiyoruz. Yapılsın ama Yavuz Selim Sahası da yapılsın diyoruz…
 
Trabzon’da atletizmden diğer tüm branşlara kadar yaşı 11’den büyük olan bütün çocuklar burayı bilir. Yavuz Selim Sahası bu bütün çocuklara hatta bugünün yöneticilerini ağırlamış, onların boş zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmeleri için kapılarını açmıştır. Yavuz Selim Sahası bu anlamda da çok önemlidir.
 
Yavuz Selim Sahası bugünlerde çok daha önemlidir… Çünkü çocuklarımızı sanal alemden internet bağımlılığından kurtarmamız için son derece gereklidir keza bunun madde bağımlılığı için diyebiliriz” ifadelerini kullanarak neden Yavuz Selim Sahası’nın elzem olduğunu bize açıklamıştır…
 
Yılmaz Vural’a Sorduk Bakın Neler Neler Dedi
 
Gazetede Yavuz Selim Sahası’yla ilgili yazacağımı dizgi servisimizden Osman Ağabey’e (Çiçekli) söyledim. O da bana Yılmaz Vural’ı ara dış gözden bilgi al. O Trabzon Beldespor ve Eskişehirspor’un Yavuz Selim Sahası’nda Türkiye Kupası maçında karşılaştığını ve o dönemde Avni Aker varken neden Yavuz Selim Stadı’nda maçın oynandığı konusunda serzenişinin olduğunu bana söyledi. Aradım Yılmaz Hoca’yı. O dönemi dinledim, Yavuz Selim Stadı’nın önemini Trabzon dışından bir antrenöre sordum. İlginç noktalara değindi…
 
Yılmaz Vural, “Trabzon ciddi anlamda spor şehridir… Orada tesislerin yıkılması yerine sayılarının daha da arttırılması gerekir. Stadın olduğu yer yaklaşık 7-8 dönüm. Trabzon’da böylesine bir alan yok. Böyle bir alanı spora tahsis etmek büyük hizmettir. Millet Bahçesi yapılacakmış. Tamam işte içerisine Yavuz Selim Sahası da eklensin. Bu parka etki etmez. Unutulmasın ki Trabzon spor ile adını duyurmuş bir şehir. Yıllardır Türk futbolunu, Türk sporunu besleyen bir şehir.
 
Trabzon’da o sahaya çıkmış gerek spor gerek siyasette söz sahibi olmuş hatta efsaneleşmiş isimlere bakın. Bu sezon Süper Lig’in adı Dozer Cemil. Rahmetli Dozer Cemil o sahadan gelmiş… O anıları yaşatmak lazım. Atatürk’ün “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözünü unutmamak lazım. Biz antrenörler, spor adamları bunun için mücadele ediyoruz.
 
Biz sadece maçlarda 11 kişinin rakip kaleye gol atmasını sağlamıyoruz. Biz bunu yaparken insanlara adaleti, adaletsizlik karşısındaki çırpınışları, paylaşmayı öğretiyoruz. Yavuz Selim Sahası da Türk futboluna adaletli paylaşımcı insanlar yetiştirmiştir. Demem o ki Yavuz Selim Sahası’nda sadece futbol oynanmamıştır. Orada koca bir şehir gelişimini tamamlamıştır. Yeniden inşa edilmesini bir spor adamı olarak isterim” ifadelerini kullandı.
 
Herhangi bir saha değil Kavakmeydanı’nda Yavuz Selim Sahası
 
Sürekli gerek sosyal gerek yazılı medya da Yavuz Selim furyasıdır gidiyor…
Hiç istemediğim okurken sinirlendiğim başlıca konu şu; “Efendim orada millet bahçesi olacak. Millet bahçesinin içerisinde futbol sahası mı olurmuş, insanlar rahatsız olacak” söylemi..
Efendiler bu dediğiniz Ahmet Suat Özyazıcı Sahası olmuş olsaydı (hadi yine saha yıkılmasın diye yazardım ama burası Kavakmeydan’ı)
Buranın evvelinde spor yatar…
 
Şöyle ki; 31 Ekim 2018 – 3 Kasım 2018 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 16. Uluslararası Spor Bilimler Kongresi’nde “Topophilic Bir Mekân Olarak Stadyumlar” konulu Hüseyin Avni Aker Stadı’nın geçmişine yer verilmiş ve şu ibareler yer almıştı. Bilindiği gibi meydanlar, toplumsal hayatın her topluluk açısından kendine özgü yanının dışa vurulduğu yerlerdir. Meydan kelimesi geleneksel kullanımında bayram gibi tören ve eğlencelerin düzenlendiği; cirit, çevgen, at yarışı, güreş gibi yarış ve sporların yapıldığı; bazen mesire yeri olarak da kullanılan, hiçbir evin olmadığı, geniş, açık, düz, yeşil alanları ifade etmektedir.
 
Trabzon’un geçmişteki yerleşim düzenine bakıldığında şehrin doğu kesiminden gayrimüslimlerin, batı kesiminde ise Müslümanların iskân edildikleri görülmektedir. Bu bağlamda Trabzon’da cemaatlerin kendine özgü olanı icra ettiği iki meydan bulunmaktaydı: Gâvur Meydanı ve Kavakmeydan’ı. Şehrin Batı kesiminde bulunan Kavakmeydan’ını, Evliya Çelebi tasvir ederken; tatil günlerinde bütün paşaların askerleriyle Kavakmeydan’na gelerek silahşörlük edip, cirit oynadıklarını belirtir.
 
Evlaya Çelebi’nin verdiği bilgiler ışığında, “Geniş ve büyük bir yer olan meydanın ortasında üç gemi direğini birbirine bağlayıp, diker ve tepesine altın yaldızlı bir top koyarlardı. Bütün biniciler, direklerin tepesindeki topa cirit atarlar ve vurana hediyeler verildiğini” belirtmiştir.
 
Theophile Deyrolle ise; Meydanın Trabzon’un bayram yeri olduğunu, eski bir mezarın kabir taşları ve türbelerin etrafında uzanan çayırlarda atlıların at koşturup, cirit attığını belirtir. “Bayram günleri salepçiler, kahveciler ve lokumcularla dolan meydanın en dikkate değer içeceklerinden biri İranlıların, birkaç para karşılığında içilen, çeşitli baharatlar karıştırılarak hazırlanan ve gerçekten pek latif olan çayıdır” şeklinde ifade etmiştir”
 
Geçmişte böyle bir alanken sonraki süreçte yavaş yavaş spor komleksi (Hüseyin Avni Aker, Yavuz Selim Sahası, 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu) stadyuma çevriliş aşamasını kronolojik olarak ele alan çalışmada en ince ayrıntı dahi atlanmadı. Özellikle de Kavakmeydan’ı, cumhuriyetten sonra da bayram, tören ve çeşitli spor şenliklerinin yapıldığı bir alan olarak işlevine devam etmiştir. Milli mücadele yıllarına kadar Kavakmeydan’ı olarak anılan alanda, İnönü savaşlarındaki başarıların şerefine 23 Aralık 1921’de spor karşılaşmaları düzenlenmiş ve aynı gün meydanın adı İnönü Meydanı olarak değiştirildiğinin bilgisi tekrar ifade edilmiştir.
 
Futbolun 1900’lü yılların başlarında varlığı göstermesi, Trabzon’da spor faaliyetlerinin, özelliklede futbol müsabakalarının giderek toplumsal tabana yayılması ve ilginin artması üzerine kamuoyunun üzerinde odaklandığı diğer bir konu da bir stadyum inşası olmuştur. 1923 tarihinde İstiklal Gazetesinde yer alan haberde konu üzerinde durularak; İdman Birliği’nin İnönü Meydanı’nda bir stadyum yapılması için fikir birliği içinde olduğunu belirtiyordu. Ancak dönemin belediyesinin burada bayram tören ve eğlencelerinin yapıldığı ve gelir getirdiği gerekçesi ile söz konusu projeye sıcak bakmadı” denilerek Kavakmeydan’ın spor ile nasıl haşır neşir olduğu belgeleriyle ortaya konulmuştur…
 
Doktora Tezlerine Konu Olan Yavuz Selim Sahası
 
Buraya kadar Yavuz Selim Sahası hakkında istekleri, geçmişiyle harmanlayarak yazmaya çalıştım.
Neşteri elime almadan önce Yavuz Selim Sahası ile ilgili çok farklı bir çalışma gözüme takıldı.
Bir doktora tezi…
 
ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde Mehmet Bozok’un, Ağustos 2010-Ekim 2011 tarihleri arasında Trabzon’un Merkez İlçesi’nde Trabzonlu 47 erkekle yüz yüze görüşülerek derinlemesine mülakatlar aracılığıyla tamamlanan “Yoksullaşma, Sağcılık, Trabzonspor Taraftarlığı ve Nataşaların Gölgesinde Trabzon Erkekliği” konulu doktora tezi. İçerisinde her ne kadar sosyolojik olarak dahi olsa Yavuz Selim Sahası ile ilgili açıklamalar da var. Yavuz Selim Sahası’nın tribünlerinde olan kalabalık bir fotoğraf çekilmiş ve altına not düşülmüş… Bozok diyor ki, “Sağ arkada tribünleri görülen Avni Aker Stadyumunun yanında yer alan Yavuz Selim Sahası’nda amatör maçları izleyerek vakit öldürerek, gelip geçen erkekler.”
 
Öncelikle şunu ifade etmeliyim. ‘Bu nasıl bir tez ismidir’ arkadaş dememenizi isterim. Sayın Bozok, bunları  yazarken tezinin en sonunda not düştü.. Dedi ki; “Hazırlanan bu çalışmada gerçekleştirilen görüşmelerin ışığında ortaya konulan ve tekrarlanan özellikler ve etmenler çerçevesinde tartışılan erkeklikten farklı Trabzon erkekler de mevcuttur elbette. Trabzon erkekliğini inşa eden -ve bir makalenin sınırlılıkları nedeniyle burada ele alınması mümkün olmayan – başka etmenler de mevcuttur. Ancak sosyal bilimlerde yapılan, yapılagelen, ortak ilişkilerin tekrarlayan temaların izlerini sürerek örüntüleri ortaya koymaktır. İnşa eden ve şekillendiren başlıca etmenlerin bu yazıda da Trabzon erkekliğini anlamaya çalışmak adına öyle yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
 
Bozok’un hazırlamış olduğu doktora tezinde Yavuz Selim Sahası’yla ilgili söylemiş olduğu cümleleri en aza indirerek yazmak gerekirse adam şunu söylemiş, “Trabzon’da işsizlik had safhada… Bundan dolayı Trabzon erkeği sabahtan akşama kadar Yavuz Selim Sahası’nda maç izleyerek bile günü tamamlıyor.”
 
Yavuz selim sahası bu şehrin namusudur!
 
Artık neşteri ele alma zamanı geldi
Yavuz selim…
Sayın Bozok’un konu itibariyle kısa geçtiği Yavuz Selim Sahası’nın biraz daha derinine inmek gerekir.. Şöyle ki;
Evet…
Spor muhabiri olarak sabahtan akşama kadar maç takip ettiğim sayısız günlerim olmuştur.
Hatta işim gereği orada bulunsam da işi olmamasına rağmen benden daha fazla Yavuz Selim Sahası’na gidenleri biliyorum.
Doğrudur, sabahtan akşama kadar orada vakit geçiren insanımız var.
Kabul ediyorum.
Ama şunu da unutmamak lazım…
Ne yapacaklar?
İyi ki Yavuz Selim Sahası var, ki bu kadar insan bir şeylerle meşgale oluyor.
Ben de isterim mesai saatleri içerisinde Uzun Sokak’ta kimseciklerin olmamasını…
Ben de isterim sadece hafta sonları kalabalık caddeleri hafta içi seslerin sokaklarda yankılanmasını…
Ama yok..
Ne yapacağız?
İşsizimiz çok.. Hem de haddinden daha çok. Emeklimiz çok ve bu emekliliklerin gününü verimli geçirebilecekleri alanlar da çok kısıtlı…
Ayrıca en önemlisi de ekonomik durumu…
Hayal edin; İşsizsiniz… Cebinizde para yok. Evde durmak istemiyorsunuz… Gideyim de maç izleyeyim dersiniz… Yavuz Selim Sahası’nda sabah 9’dan akşam 9’a kadar gün olur maç vardı… Etraf panayır alanı gibiydi… Hele de mahalle takımlarının maçıysa gör bak şenliği….
Davullar, marşlar, pankartlar… Zannedersin Trabzonspor’un maçı vardı… Bir de düşünün ki final maçlarının havasını… O taşlaşmış zemine basmaktan korkan ayaklar, etrafında o kalabalığı görünce nasıl kendini yıprattığını gördüm ben… Sahada futbol oynayanı tanımasa bile “adam kaçıyor dikkat et 4 numara” diye bağırdığını duydum ben…
Hele hele kız futbol takımlarının maçları ayrı bir keyifli olurdu.
Hiç unutamam…
İdmanocağı Konak Belediyespor’la oynuyor…
Kale arkasında fotoğraf çekiyorum.
Bir baba, belli oğlunu yeni evlendirmiş gelinine daha içi ısınmamış. Yanındaki arkadaşına diyor, “Yahu bizim uşak aldı eve bi kızcağız, çekiy pijamaları üstüne sabahtan akşama kadar yatay, bak habu sahada oynayan da kız o da kız ben bişe anlamayrım” diye isyan ettiğini de gördüm. 5-6 yaşlarındaki kız çocuğuna “bak sen de bu ablalar gibi top oynayacan mı, indireyim mi seni sahaya” diyen babayı da tanıyorum…
Hem, ekonomik olarak her iki esnafında kazandığı hatta ve hatta oraya maç izlemek için gidenlerin dahi kazandığı bir alandı Yavuz Selim Sahası…
Ulaşım olarak merkez mahallerinin tamamına yakın…
İlçelerden de ulaşımı her açıdan daha yakın. Tam şehrin merkezi konumunda…
İnsanlar buraya gelirken para harcamıyor…
Buraya geldiklerinde köfte ekmeğiyle ve bir bardak çayıyla akşam ediyor… Hem böylece köfteci, bakkal, çaycı ve etraftaki esnaflar kazanıyor. Hem de oraya gidenlerin en fazla 5-10 lirayla sevdiği bir aktiviteyi izlemesiyle sabahlar akşam ediliyor…
Emeklilerimiz şimdi ne yapıyor diye soruyor musunuz kendinize? Hiç dikkat ettiniz mi meydan parkında 1 masada 1 kişinin saatlerce oturup milleti izlediğine hiç baktınız mı? Hiç gördünüz mü?
Ya da ASKF’de, Ahmet Suat’ta.. Olsa olsa en fazla 1-2 maç olacak ve gerek yok para harcamaya diyor… Hem herkese yakın değil. O yüzden arkadaşlarla buluşma noktası olmuyor… Para artıyor, zaman kalıyor… Bu artan zamanda arkadaşlarıyla rahat konuşabileceği ve Trabzon’da baba olma figürünün getirdiği ketumluğu da hesaba katarsak huzursuzluk çıkacak…
Çıkmıyor mu sizce?
Kusura bakmayın efendiler…
Yapılacak olan park alanının içerisinde planlanan Yavuz Selim Sahası gürültü olur rahatsız oluruz diyerek yapılmasın demek, en kibar tabirle aymazlıktır…
Bir şehrin kaderiyle oynamak, bu kadar kolay olmamalı…
Bir şehrin kaderi hakkında hükmü bu kadar kolay vermeyin.
Geçmişini bil…
Tarihini bil.
Neydi, ne oldu ayrımını yap.
Sonra hükmünü ver…
Trabzon’da şehir merkezinden 10 kilometre yukarı çıksan sana her yer yeşillik…
Sana her yer park…
Çatak’taki Botanik Parkı sana yetmiyor mu?
Ama yook, yakın diye mi bu yapılmasın tantanasını bilmiyorum ama!
Bir internete girip Trabzon diye aratın…
Karşınıza Trabzonspor çıkacaktır…
Unutmayın Trabzon’u, Trabzon yapan spordur, futboldur…
Bu gerçeği yok sayamazsınız…
Herkes haddini bilecek!
 
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.