Sözlükler “yerli” için “ bir yerin ahalisinden olan / sabit, oynamaz, taşınmaz” anlamlarını veriyor; “milli” için de, “millete ait, millet özelliklerini taşıyan” anlamlarını yazıyor.
 
Siyasiler de muarızlarını bu bağlamda “ben yerli ve milliyim, sen yerli ve milli değilsin” diye suçluyor, aşağılıyorlar. Bir kere bu coğrafyanın hiçbir insanı, bir diğerini, kendi görüşünden olmayanı “ben yerli ve milliyim, sen yerli ve milli değilsin” diye suçlama ve aşağılama hakkına sahip değildir. Bu insanların dinleri, mezhepleri, ırkları, inançları, dilleri, düşünceleri ne olursa olsun tümü de bu toprağın, bu ülkenin insanlarıdır; hiçbirinin bir diğerine üstünlüğü, alçaklığı yoktur. Tümü de egemendevletin, yasaların “eşit” yurttaşlarıdır. Birbirlerine “ben yerli ve milliyim, sen yerli ve milli değilsin” diye söylemeleri soytarılıktan başka bir şey değildir. Değil mi ki, birileri bedelli olur, kimileri de çürük raporuyla askere gitmezken, ötekileştirilenlerin her biri aynı ordunun askeridirler veya askeriydiler.
 
Millilik, aynı toprak üzerinde yaşamak, aynı sosyal ve kültürel havayı solumak, aynı devletin çatısı altında barınmak, aynı yasalarla güvence altında olmak, aynı yaşam koşulları içerisinde ortak acılar ve sevinçlerle pişmektir. Millilik, düşünen, ortak değerler ve yaşam tarzları yaratan, mimarisinden sanatına, camisinden, kilisesine, havrasına, cem evinden fabrikasına, tarımından madenlerine, şarkısından türküsüne, süslemesinden bezemesine,gıravüründen sedef kakmacılığına, sülüsünden oymacılığına, resminden heykelinekadar dilin ve görselliğin-giyim kuşam-etrafında yaratılan tüm eserlerdir… Ayrıca toplumun örneği ve önderi olacak özgün kişilik ve karakterleri, sanatçıları, düşünce ve bilim insanlarını var eden değerler manzumesidir…
 
Millilik ve yerlilik bir bütündür, çünkü o toprağın ürünüdür; aynı toprakta doğmuş, aynı toprakta var olmuşlardır. Toprağın, toplumun değerlerinin dışından gelenler, yani o milletin yaratmadığı, yabancı toplumlardan alınan değerler yerli ve milli değildir.
 
Yerlilik ve millilikte en etkin olan unsur halktır-millettir. Milletin yarattığı “ekonomik, sosyal ve kültürel değerler”, milletin işi, aşı, ekmeği, yaşayışı” yerkürede bıraktığı izleri, uygarlığıdır. İnançları ne kadar kutsalsa, yaşamının sürmesini sağlayan işi, aşı, toprağı, madenleri, fabrikaları da o kadar kutsaldır; çünkü onlar vatandır. Boşuna mı vatan için can veriliyor?
 
Yerlilik ve millilikte ikinci etkin unsur sosyal ve kültürel hayatın vazgeçilmezi olan dildir. Yaptıklarını,yaşadıklarını, inandıklarını, dertlerini, sıkıntılarını, sorunlarını, duygularını, düşüncelerini, acılarını, uğradığı felaketleri, bayramları, sevinçleri, birliği, dirliği, ürettiklerini ve ekonomisini anlattığı dildir. Bunlar kendi diliyle anlatılıp yaşatıldığı kadar ne Arapça ile ne Farsça, ne Fıransızca, ne de bir başka dille anlatılabilir. Başka dille anlatılır ve yaşatılırsa o millet kendine yabancılaşır, kişiliğini, karakterini yitirir, soytarılaşır.
 
Her dil, yetersiz kaldığı yerde başka dillerden sözcük alır. Onu millileştirir-kendi kurallarına uydurur ve kullanır. Eğer sözcüğü aldığı dilin kurallarına göre kullanırsa hem dil, hem millet yerliliğini ve milliliğini yitirir. Türkçede Arapçayı, Farsçayı, İngilizceyi, Fıransızcayı…kendi kurallarına göre kullanmak “gayri yerlilik ve gayri milliliktir”; kültür emperyalizmine, dil emperyalizmine yenik düşmektir, boyun bükmektir. Kültür ve dil emperyalizmine teslim olanlar “yerli ve milli değil”, işbirlikçidir.
 
Ekonominin temel direği birtakım kurum, kuruluş ve fabrikaları-toplumun değerlerini “özelleştirme” adı altında “yabancılara satma”, işçilerin işini, aşını, ekmeğini-kutsalını sokağa atma, yaşam ve gelecek garantilerini ellerinden alma, çoluğunu, çocuğunu aşsız, ekmeksiz bırakma, sonra da sahip çıkmama… özelleştirmenin kazanç anlamlı yöntemidir. Bu zamana kadar Tekelde, çimentoda, Sekada, madenlerde ve tüm özelleştirmelerde hep böyle oldu. Şimdi de özelleştirilecek şeker fabrikalarında aynı acılar, aynı işkenceler yaşanacak, verilen sözler unutulacak… Yerli ve milli olan, yerli ve milli hiçbir değeri satmaz; düzeltir, geliştirir, yeni teknolojilerle yeraltı ve yerüstü öz kaynaklarını en verimli biçime getirir,halkının hizmetine sunar, geleceğini garanti altına alır ve refahını artırır. Gerisi lafı güzaftır.
 
Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalın.
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.