‘MİLLETE HİZMETİ İBADET GİBİ GÖRÜYORUM’

Ankara Büyükşehir Belediyesi deprem risk yönetimi ve kentsel iyileştirme Daire Başkanı Mutlu Gürler ile spordan belediyeciliğe çok özel bir sohbet:

Röportajın içinde dedi ya Mutlu Gürler ‘Yarım Gümüşhane, yarım Trabzon’ diye. Bizde onu çok yakından tanıdığımız için bu yönlerini de ortaya çıkarmak istedik. Ve röportajın sonunda şunu gördük. Mutlu Gürler’in yaşamını, yöneticiliğini, Danışmanlığını, futbola ve hayata bakışı ile birlikte her yönünü öğrenmişiz. Gürler şu anda çok önemli bir görevde. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kurduğu Deprem Risk yönetimi ve kentsel iyileştirme Daire Başkanı. Kurucusu olduğu dairede önemli bir görev üstlendi ve ilk sınavını İzmir’de dört dörtlük verdi. İşte Mutlu Gürler ile sohbetimiz:

TAKA: Sayın Gürler, Parlak bir özgeçmişiniz var, oradan başlamak isterim?

MUTLU GÜRLER: Doktora(Öğrenci): Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği / Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı / Zemin Araştırma ve Güçlendirme (devam ediyor)

Yüksek Lisans: Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği

Lisans: Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği

İŞ DENEYİMLERİ

Kasım 2019 Ankara Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı (Daire Başkanı),

2017 – 2018 Muğla Büyükşehir Belediyesi

1998-2011 Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi Başkanlığı (Bakanlık Müşaviri)

1993-1998 Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü (Master Plan Grup Mühendisi)

Dernek ve Kulüp Üyelikleri-Meslek Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri

Görevleri

1998-2002 TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Sekreterliği

Deprem Konseyi sekretaryasında, Doğal Afetler Komisyonu ile TMMOB Mesleki Denetim ve Standartlar Komisyonu üyelikleri

Gümüşhaneli İş Adamları ve Girişimcileri Derneği (GİAD) kurucu yönetim kurulu üyesi (halen yüksek istişare kurulu üyesi),

2015-2019 Gümüşhane Spor TFF ve Kulüpler Birliği Temsilciliğinden sorumlu Asbaşkanı, Doğa Koruma Vakfı ile Doğa ve Çevre Derneği’nin kurucular kurulu üyesi, 2009 yılından beri Doğa ve Çevre Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı

Avrupa Birliği tarafından desteklenen en büyük bütçeli çevre projesi olan “Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Projesi (DESİRE)’nde” Yürütücü Kurumsal Ortak Doğa ve Çevre Derneği’ni temsilen, Koordinatör Danışmanı

MTA Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Doğa ve Çevre Derneği tarafından ortaklaşa yürütülen Jeolojik Miras Ulusal Envanteri –TÜJEMAP- Projesi’nin Yürütme Kurulu Üyesi.

Eşim Gonca Gürler, Doktor Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak MTA Genel Müdürlüğü'nde çalışır. Büyük kızım İnci Irmak Gürler Hacettepe Üniversitesi

Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu şimdi Güney Kore'de ( Seul ), Kore Devleti bursuyla, ikinci üniversite eğitimine devam ediyor. Küçük kızım Doğa Gürler Ankara Çankaya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde üçüncü sınıf öğrencisi.

‘BEN GÜMÜŞHANEYİM BEN TRABZONUM’

TAKA: Sizdeki Gümüşhane ve Trabzon sevgisi nereden geliyor?

MUTLU GÜRLER: Eğitim hayatımın ilk yarısı Gümüşhane’de, diğer yarısı Trabzon’da geçti. Çocukluğum ve ilk gençlik dönemlerimin Gümüşhane’si, adeta bir masal şehri gibidir, benim hafızamda. Çarşıda, pazarda, yolda belde rastladığımız, neredeyse herkesin tanıdık olduğu bir küçük, huzurlu şehir. Harşit Çayı o yıllarda, balık avlanıp, keyifle yüzülecek kadar temizdi. Tüm şehrin huzurlu ve saygın sosyal iklimi, bizim kişiliğimiz üzerinde derin izler bıraktı. Kavgasız, gürültüsüz. Şehrimizde sinema ve tiyatronun olduğu güzel yıllardı. O zamanlar futbol oynuyordum, okulun sayılı çalışkan, sosyal ilişkileri güçlü ve yarışmacı öğrencileri içindeydim.

GÜMÜŞHANE İL KARMASINDA OYNADIM

TAKA: Futbol oynadığınız bir takım var mıydı?

MUTLU GÜRLER: Gümüşhane Lisesi Okul Futbol Takımı, Onbeş Şubat Kulübü ve ASKF Bölge turnuvalarında Gümüşhane İl karmasında oynadım. Bu özelliğim nedeniyle şehrin sevilen genç sporcuları içinde oldum.

Yalnız futbol değil tabi; o yıllarda tiyatroya da ilgim vardı. Okul tiyatro grubu ve Halk Eğitim Merkezi Tiyatro topluluğu içinde çeşitli oyunlarda sahneye çıktım. Saz çalıyorum aynı zamanda ve İl Halk Müziği Korosu içinde bağlama ekibinin en genç, hatta minik bir üyesiydim...

BULUNDUĞUM ORTAMI BENİMSERİM

TAKA: Desenize dolu dolu bir öğrencilik döneminiz olmuş. Lise eğitiminizden sonraki yaşamınız nasıldı?

MUTLU GÜRLER: Lise mezuniyeti sonrasında, üniversiteye hazırlık eğitimi almak için Trabzon’a gittim. Trabzon’da Dershane ile başlayan ve üniversite ile devam eden öğrencilik serüvenim de bir o kadar renkli geçti. Her mahallesinde bir akrabamın oturduğu Trabzon’da, önce Faroz, sonra Boztepe ve Erdoğdu’ da, “Bizim Mahallenin Uşakları” ile sıkı dostlukların kurdum. Benim için heyecanlı ve hareketli yıllardı. Üniversite yıllarımda hep çalışarak okudum. Önceleri bir yakın arkadaşımla birlikte kısa süreli bir reklam Ajansı kurma deneyimimiz oldu. Çok hareketli ve öğretici bir serüvendi benim için. Çok cesur bir girişimdi, ciddi işler yaptık, zorluklarla da boğuştuk ama güzel bir hayat tecrübesi oldu.

Baktım olmuyor; sonra ticari takside çalıştım,, okul saatleri dışında. Hayatın zorlu yönlerini hep kendi yaşam mücadelem içinde öğrendim.

Bu arada futbola olan ilgim hep sürdü. Fakülteler arası futbol turnuvalarında bir spor adamı farkedip, davet edince, o yıllarda amatörde çok başarılı bir çıkış yapan Kireçhanespor kulübünde oynamaya başladım. İki sezon sonra Boztepespor davet etti. Zaten kendi oturmakta olduğum mahallemin takımıydı. İki sezon da orada forma giydim.

İKİSU BİZİM YAZLIĞIMIZ!

TAKA: Trabzon’u anlatırken daha bir coşkulu gibisiniz; bir özel nedeni var mı?

MUTLU GÜRLER: Çok güzel insanlar tanıdım ben Trabzon’da. Çok güçlü dostluklarımız oluştu. Trabzon’daki okul yıllarından arkadaşlarımın sayısı Gümüşhane’de olandan daha fazladır. Aile köklerimiz zaten Trabzon’a uzanır. Ailemizin önemli bölümü o zaman olduğu gibi bugün de hala Trabzon’da ikamet eder. Köyümüz (İkisu/Harava) adeta Trabzon’da yaşayan aile parçamız için yazlık, hatta yayla gibidir. Gümüşhane ve Trabzon coğrafyasını doya doya yaşamış, meslek hayatı içerisinde iki şehre de, görev yaptığı kurumlar sayesinde hizmet etme bahtiyarlığını yaşamış biri olarak, her iki şehre de gönülden bağlı olmak dışındaki bir seçenek mümkün müdür? Beni Trabzon’a bağlayan bir dier önemli bağ da Trabzonspor sevdasıdır. Belki bir başka söyleşide ayrıntılarını konuşuruz ama bir cümle ile belirtmek isterim ki  iki Amcam, Rüştü ve Turan Gürler, Trabzonspor kulübünün ilk yüz kişilik Kurucu Heyeti içindedir. Bizim için vaz geçilemez büyük gurur vesilesidir.

YÖNETTİĞİM TAKIMLA TUTUĞUM TAKIMI ELEDİK..

TAKA: Dönüp dolaşıp sözü futbola getiriyorsunuz; adeta yaşıyorsunuz. Ne dersiniz?

MUTLU GÜRLER: Sporla hep iç içe oldum hayatım boyunca, hiç kopmadım. Uzun yıllar formasını giydiğim Gümüşhanespor kulübünde önemli görevler yapma bahtiyarlığına ulaştım. Son üç sezon 2016-2019 Türkiye İkinci liginin adeta tozunu atan, her sezon şampiyonluğu kovalayan ve ne yazık ki kıl payı elinden kaçıran yönetimlerde As Başkan olarak önemli sorumluluklar aldım. Çok güzel anılarla görevimizi devrettik. Playoff grup liderlikleri, üst lige yükselme gruplarında finaller ve son sezon doğrudan şampiyonluk şansını son maça kadar taşıyan güçlü bir ekip olmuştuk. Türkiye kupa finallerinde, üç tur geçip, Trabzonspor gibi bir devi, Avni Aker’de yenip, kendi evimizde beraber kalarak kupadan elemenin, hüzünlü gururu, hala aklımdadır. “Yönettiğim takımla, tuttuğum takımı yenişmiş olmanın buruk sevinci, bugün gibi aklımdadır.

GÜMÜŞHANESPOR DAMARLARIMIZA İŞLEDİ

TAKA: Gümüşhanespor’u hep dert edindiniz Asbaşkanlık yaptınız. Biraz anlatır mısınız; süreç nasıl gelişti?

MUTLU GÜRLER: Gümüşhanespor ilk gençlik yıllarında formasını giydiğim gün üzerimize terimizle birlikte işleyen bir tutku, sevda oldu bizim için. Birlikte spor yaptığım tüm dönem arkadaşlarımda da bu sevgiyi çok yakından biliyorum. Aslında hiç aklımda yokken ve hiç de vaktim yokken, hayatım boyunca hiç kıramadığım ve beni asla kırmamış olan, değerli büyüğüm, rahmetle, hüzünle andığım, nurlar içinde olmasını yüce mevlamdan dilediğim Mustafa Canlı ağabeyimizin daveti ile 1995 senesinde başlayan yönetim kurulu üyeliğim, nerede ise bir kaç yıllık Torulspor Voleybol Takımı Genel Sekreterlik ve Başkanvekilliği dönemi hariç, iki yıl önce öncesine kadar kesintisiz olarak sürdü.  Hep “artık müsaade edin bana arkadaşlar” dediğim dönemlerde, görev alan ve kıramayacağım değerli isimler ile, şehrimizin spor kamuoyu ve kamu yöneticisi değerli büyüklerimizin ısrarları sayesinde uzun yıllar Gümüşhanespor yönetimlerinde görev almak nasip oldu. Her dönem elimizden geldiğince faydalı olma gayreti içinde olduk.

FUTBOLA FARKLI BİR MİSYON YÜKLENDİ

TAKA: Artık futbolu yönetmek zor mu?

MUTLU GÜRLER: Haklısınız, futbol artık sadece futbol değil, çok farklı anlamları ve çok yönlü boyutları olan bir büyük sektör, başlı başına.  Eski ve bildik yöntemlerle spor yöneticiliği yapmak, futbol kulüplerini hem sportif, hem sosyal, hem idari ve mali boyutları ile taşımak, eskisi kadar kolay değil. Hele bizim şehirlerimiz gibi zorlu koşullara sahip, sosyal ekonomik imkanları son derece sınırlı, sportif alt yapısı geçmişe göre ne yazık ki gerilemiş bölgelerde kulüpleri ayakta tutmak oldukça zorlaştı. Artık bir de çok açıktan ifade edilmiyor olsa bile spora yüklenen siyasal misyonlar, kulüpleri şehirlerden ve taraftar kitlesinden giderek koparan bir etken olarak karşımıza çıkıyor.

KAYA BEYLE UNUTULMAZ İZLER BIRAKTIK

TAKA: Sorun nedir, süper lig dahil her takım borç batağında, kimde suç?

MUTLU GÜRLER: Bizim Kaya Büyükbayraktar ağabeyle birlikte görev aldığımız ve milletvekilimiz Sayın Osman Akgül beyin büyük destekleri ile çok başarılı dönemler yaşadığımız son üç sezon, Gümüşhanespor tarihinde çok unutulmaz izler bırakmıştır. Önce küllerinden doğan bir takım yaratıp, ardından üç sezonda şampiyonluk kovalayıp, playof finallerinin heyecanını yaşatan son sezonunda doğrudan şampiyonluk hedefi ile bir üst ligin kapısına kadar gelen, kupada sürpriz başarılara imza atan yönetim dönemimizde, bütçe dengelerini hep özenle gözettik. Kendi kaynaklarının sınırlarını bilen, şehrin ve taraftarların sosyal ve sportif beklentilerini dikkate alan titizlik içinde hareket ettik. Bu süre içerisindeki başarımın sırrı da açık söylemek gerekirse, haddini bilen, gücünün ve zayıf yönlerinin bir arada farkında olan bir yönetim anlayışına sahip olmamıza borçluyuz, diye düşünüyorum.

KTÜ EKOLÜNÜN ŞANSLI BİR PARÇASIYIM

TAKA: İyi bir jeologsunuz. Bakanlıklarda çalıştınız, yerel yönetimlere geldiniz, kariyerinizde neler oldu?

MUTLU GÜRLER: KTÜ benim okuduğum yıllarda, Jeoloji Mühendisliği eğitiminin en iyi olduğu ilk üç üniversite içerisinde idi. Derslerimize giren hocalarımızın tümü yurtdışı doktoralı, alanlarında kitap yayımlayacak seviyede yetkin ve saygın akademisyenlerdi. Bizler, o şanslı dönemin mezunları içindeyiz.  İsmet Gedik, Remzi Dilek, Fikret Tarhan, Mustafa Aslaner, Selçuk Tokel, Türker Özsayar, Osman Bektaş, Salim Genç, Burhan Sadıklar, Cemil Yılmaz gibi mesleğin duayen (Profesör) hocalarının öğrencisi olarak, kendimi, dönem arkadaşlarımla birlikte, KTÜ Ekolünün şanslı parçası sayıyorum.

Yüksel Lisans sürecinde, Ankara’da o dönemlerde Orman Bakanlığı bünyesindeki Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nde göreve başlamış olmayı da meslek alanımdaki gelişimim açısından ikinci önemli talihli adımım olduğunu düşünüyorum.  Bölgemizin siyasetçilerinden, Artvin’li Orman Bakanı Sayın Hasan Ekinci döneminde, Bakanımızla aynı dönem mezun değerli akrabam, Bakanlık Müşaviri Hamdi Sabır Özer Bey vasıtasıyla tanışma şansına sahip olduğum, Türkiye doğa koruma çalışmalarına damga vurmuş bir değerli bürokrat, Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürü Sayın Nevzat Ceylan sayesinde mesleğe ilk adımımı attım. Yıl 1993.

Beş yıl boyunca, hem Genel Müdürümüzün Özel Kalem Müdürü, hem Basın Yayın Şube Müdürü görevlerini fiilen yürütüyor, bir taraftan da meslek alanımla bağımı güçlü tutmak adına, Milli Parklar Master Plan Grubu içinde Jeolojik Araştırma hizmetlerini sürdürüyorum.  Türkiye’de doğa koruma çalışmalarının, gerçek anlamda kamu otoritesi ve güçlü kurumsal yapısı ile bir Genel Müdürlük tarafından etkili biçimde yürütülüp tüm kamuoyunda saygın bir duyarlılığın sağlandığı, nadir dönemlerdi. Şehir ve Bölge Plancıları, Orman mühendisleri, Jeologlar, Biyologlar, Zoologlar, Botanikçiler, Arkeologlar, Jemorfologlar gibi zengin bir çok meslekli topluluk içinde, son derece uyumlu bir çalışma atmosferinde çok güzel projelere imza atma şansını yakaladık. Dönemin Milli Parklar Dairesi Başkanı Hüsrev Özkara Ağabeyimi ve Baş Mühendis Fikret Çuvaç kardeşimi anmadan geçmek olmaz.  Daha sonra Genel Müdürlüğü döneminde kuruma çok özel katkıları olan doğa koruma hassasiyeti takdirle anılan Hüsrev Ağabey ile Fikret kardeşimle hayatımızın her döneminde yan yana olduk. Bizde emekleri çoktur.  Bizleri uyum içinde bir arada tutan, dönemin deneyimli ve devlet terbiyesi son derece yüksek, bütün usta meslek büyüklerimizi ve idarecilerimizi saygıyla yadetmek isterim. Ülkemizin dört bir yanını araştırma ve inceleme, mesleki gözlemeler yapma olanağı bulduğumuz bu güzel dönemi, ömrüm boyunca özlemle ve gururla hatırlarım.

BAKANLIK BİNALARININ YER SEÇİMİNİ YAPTIM

TAKA: Adalet Bakanlığı Müşavirliği Döneminiz daha sonra mı?

MUTLU GÜRLER: Evet, ayrıntıları anlatacağım ama Adalet Bakanlığı Müşavirliğim dönemi 1998’de Başlayıp, 2011’e kadar sürdü. Bu görev için bölgemizin saygın siyasetçisi ve ülkemizin unutulmaz Adalet Bakanları içinde çok özel yeri olan Sayın Mahmut Oltan Sungurlu Bey tarafından şahsına verildi, 1998 ile 2011 yılları arasında kesintisiz olarak, seçim dönemlerinde atananlarla birlikte dokuz ayrı Bakan ile on üç yıl süren Adalet Bakanlığı Müşavirliği görev dönemim, benim bürokrasi deneyimim için temel köşe taşlarından biri olmuştur.  Farklı siyasi dönemlere rastlayan, ülkemizin fırtınalı yılları olduğunu hepimizin bildiği zorluklarla dolu bir zaman diliminde, yalnızca meslek alanımdaki işlere yoğunlaşarak, o sıkıntılı siyaset ikliminin zorluklarını atlattığım, kendi kariyer basamaklarımın kıymetli hizmetlerine imza attığım  bir dönemdi. Bu dönemde yine ülkemizin dört bir yanında bakanlık tarafından yürütülmekte olan tüm inşaat projelerinin yer seçimleri ve planlama ile uygulama projelerine esas jeolojik jeoteknik zemin etüdlerinin koordinasyonu görevi, meslek hayatımın en yoğun dönemini oluşturur.

STK’LARIN GÜCÜNE İNANIRIM

TAKA: Yoğun geçtiği anlaşılan kamu görevinizin dışında faaliyetlerine doğrudan katıldığınız STK’lar oldu mu?

MUTLU GÜRLER: Aksatmadan büyük yoğunlukla sürdürdüğüm kamu görevim dışında, başta meslek odamız TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Sekreterliği olmak üzere; Gümüşhanespor, Karadenizliler Vakfı, Gümüşhane Dernekleri ve Federasyonu gibi sosyal alanlarda, önemli görevler aldığım, yoğun ama gerçekten ürettiğimiz hizmetlerle hep mutlulukla andığımız değerli zamanlarım oldu.

VOLKAN ABİ VE GÜRSEL BEYE DANIŞMANLIK YILLARI

TAKA: Siyasete de ilgili olduğunuzu biliyoruz. TBMM ve CHP Genel Merkezi’nde Başdanışmanlık yaptınız.

MUTLU GÜRLER: Benim için derslerle dolu bir dönemdi. Trabzon’un Volkan Abisi, bizim de kıymetli büyüğümüz, Sayın Volkan Canalioğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı görevine gelince birlikte çalışmak için beni davet etmişti. O davet ile başlayan siyaset kulvarı, devam ederek gelişti.. CHP Genel Merkezinde Volkan Beyle başlayan Genel Başkan Yardımcısı Başdanışmanı görevimiz, 2011 Genel Seçiminde Gümüşhane Milletvekili adaylığı ile yeni bir boyut kazandı. Hummalı ve zorluklarla dolu bir seçim dönemi ve tüm bu zorlu koşulların kattığı yeni saha tecrübeleri ile döndüğümüz Ankara’da, dönemin CHP kadroları içerisindeki en etkili siyasetçilerinden olan Sayın Gürsel Tekin’in Başdanışmanlığı görevine atandım. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde, TBMM’ye Adalet Bakanlığı tarafından verilen muafakatla 2011 yılı Eylül Ekim döneminde geçici görevle atandım. Bu dönem içerisinde, Türkiye’nin dört bir yanını adım adım gezen, siyaseti salonlardan çıkarmayı ve halkın içinde olmayı kendine şiar edinmiş biri olarak Sayın Tekin’den çok şey öğrendiğimi ifade etmek isterim. Bu arada Bölgemizin evladı ve Saygın siyaset/devlet adamı hemşerimiz Sayın Akif Hamzaçebi büyüğümüzle de aynı dönemde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu kadrosu ile birlikte görev yapmış olmanın bizlere çok şeyler kattığını, Akif Bey’in saygın tecrübelerinden her zaman faydalanma şansına sahip olduğumuzu övünerek belirtmek isterim.

MUĞLA AYRI BİR DENEYİM OLDU

TAKA: İlk belediyecilik deneyiminiz Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde olmuş. Neden Muğla?

MUTLU GÜRLER: Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Osman Gürün Bey, mesleki formasyonumu öğrenince birlikte çalışmak için Muğla’ya davet etti. Osman Başkanın davetiyle 2017-2019 yılları arasında, Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev aldım. Muğla Bölgesi Jeotermal Kaynaklarının Termal Turizme Kazandırılması amacıyla hazırladığımız projenin koordinasyonunu yaptım. Bu süre içerisinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğümüz projeyi sonuçlandırıp, proje raporunu Belediye yönetimine ve planlama birimine teslim ederek, Ankara’ya döndüm. Bu vesileyle belirtmek isterim ki ülkemiz turizminin göz bebeği Muğla, meslek hayatımda özel bir yere sahip. Dört bir köşesinde doğal ve kültürel zenginlikleri barındıran, bu cennet şehrin, her bir ilçesinde, meslek alanımda yapılan tüm çalışmalar ile ilgili araştırma ve incelemeler yapma olanağı bulduğum bu dönemi, meslek hayatımın ustalık dönemi olarak değerlendiriyorum.  Uyum içinde çalıştığımız, değerli bürokrat arkadaşlar ve yönetim kademesindeki saygın kadroları, hep takdirle anacağım. Derken Ankara Büyükşehir Belediyesine atandınız ve böylece Mansur Yavaş’ın Kadrosuna katıldınız? 2019 yerel seçimleri sonrasında Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, Başkanımız Sayın Mansur Yavaş Beyin takdiri doğrultusunda kendi meslek alanımda, daha öncesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulmamış olan, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı’na kurucu Daire Başkanı olarak atandım. Büyük bir Deprem Kuşağı üzerinde olan ve “coğrafya kaderdir” sözünü hep haklı çıkarırcasına afetlerle yaşamaya alışmamız gereken bir ülkede, mesleğimizin topluma sağlayacağı en değerli katkının afetlere hazırlıklı kentlerin kurulması olacağı inancıyla, teklif edilen görevi büyük bir memnuniyet ve sorumlulukla kabul ederek işe koyulduk.

Kuruluş aşamasının zorluklarını büyük oranda aşmış olmakla birlikte, öncü ve örnek bir modeli ortaya çıkarmak için, samimiyet ile ifade etmem gerekirse, hala gece gündüz çalışıyor ve üretiyoruz.

DEPREME VE AFETE HER AN HAZIR OLMALIYIZ

TAKA: Sevgili Başkan şimdi Ankara’da çok kritik bir görevdesiniz, Afet Koordinasyon sorumluluğu gibi zorlu bir görevi olan Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı'nda yaptığınız işleri ve çalışma ekibini bize anlatır mısınız?

MUTLU GÜRLER: Ankara'da, Mansur Yavaş Başkan göreve başlayana kadar, afet planlama konusunda etkin ve işlevsel bir birim ne yazık ki kurulmuş değildi. Göreve başlar başlamaz bu eksikliği fark eden Mansur Başkan, bize bu dairenin kuruluş görevini verdi. Afet ve elbette depremler Türkiye'nin kaçınılmaz gerçeği. Ülkemiz coğrafi konumu ve jeolojik yapısı nedeniyle, bilinen aktif fay hatları üzerinde yer almaktadır. Bu temel gerçek afetler konusunda, kentleşme ve şehir planlama çalışmalarının her adımında, çok özenli olunması gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Dolayısı ile doğru yer seçimi, bilimsel ve teknolojik gelişmelere uygun yapı tekniklerinin uygulanması, en gelişkin yapı denetim mevzuatının uygulanması ülkemiz için kaçınılmaz zorunluluklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu temel ihtiyaçları iyi bilen ve mesleğin çok farklı uygulamaları içinden gelen bir uzman olarak, tarafımıza verilen bu görevi, hem meslek alanım adına, hem ülkemiz adına, milletimize hizmet etmenin yeni bir fırsatı olarak, büyük bir memnuniyetle kabul ettim.  Kurucu Daire Başkanı olarak önce mevzuat düzenlemeleri, sonra kadro tanımlamaları ve personel planlamasını yapmakla işe koyulduk.

KURUCU OLMAK ZORDUR AMA GURUR VERİCİDİR

TAKA: Kurucu olmanın keyifli bir tarafı da vardır ama zorluklarını anlatabilir misiniz?

MUTLU GÜRLER: Afet planlama ve deprem risk yönetimi konusunda tecrübesi olan pek çok akademisyen ve konu uzmanı ile sayısız görüşmeler, toplantılar, söyleşiler yaparak, ihtiyaç planlaması ve önceliklerin belirlenmesine dönük çalışmaları tamamladık.  Deprem ve afet planlama, farklı meslek gruplarının ortak ilgi alanı olarak bilinir. Çağdaş Dünya ülkeleri, bu farklı meslek gruplarının ortak çalışma atmosferini zamanında oluşturarak, ve oldukça mesafe kaydetmiş durumdadır. Bizim ülkemizde ise hala mesleki tutuculuk ve diğer meslek kuruluşlarını görmezden gelen, geleneksel alışkanlıkar, ne yazıktır ki bizim ülkemizde hala geçerli ve etkili olmaya devam etmektedir. Biz bu sorunları bilerek, çözüm odaklı bir yaklaşımla, ülkemizin Başkenti için acil ve öncelikli işleri planlayacak, afetleri olduktan sonra yara sarma eksenine indirgemek yerine, afet öncesi risk azaltma çalışmalarını gündemine alacak bir perspektif ile yapılanma geyreti içinde olduk. Kadro yetersizliklerine rağmen, kurum bünyesindeki meslek grupları içerisinden, çalışkan, gayretli, gelişime açık, idealist bir çekirdek ekiple yola koyulduk. Oldukça mesafe aldığımızı gururla ifade etmek istiyorum.

ANKARA’NIN SICAK ELİ İZMİR’DE İDİ

TAKA: İzmir depremine ilk siz koştunuz sıcak yemek dağıttınız, neler oldu?

MUTLU GÜRLER: Elazığ Depremi olduğunda dairemiz henüz kuruluş süreci içerisinde idi. Bölgeden haberleri alır almaz, Belediye imkanları ile elimizden gelen desteği verebilecek hazırlıkları hızla gözden geçirip, Başkan Beye sahaya gidecek ekiplerin harekete geçmek için talimatlarını beklediğini bildirdim. Afet bölgesinde yapılan tüm çalışmalar AFAD kontrolünde gerçekleşir. Başkan Bey, öncelikle AFAD yönetimi ve  Elazığ valimiz ile bizzat temas ederek ekiplerimizin görevlendirmesini yaptı. İzmir Depremi'nde de benzer bir karşılıklı koordinasyon ile sahada olduk.  Arama kurtarma çalışmaları ve sonrasında geçici barınma alanlarında, depremden etkilenen yurttaşlarımızın tüm ihtiyaçları için seferber olduk. Seyyar mutfak ve mobil fırın üniteleri ile özellikle ilk bir kaç hafta içerisinde, afetzede yurttaşlarımız için kritik önemdeki hizmetlere yardımcı olmaya çalıştık. Sahada uyum içinde tam bir dayanışma duygusu ile bütün ekipler canla başla çalıştılar. Yaraların sarılması için bütün ülke seferber oldu. Görülmeye değer bir dayanışma duygusu, dünyaya örnek olacak bir yardım kampanyası dönemi oldu. Sahada bu duyguyu yaşayan ekiplerin içinde olmak bizim için gurur vesilesi oldu. Bu acıların tekrar tekrar yaşanmaması için ülkemizde yerel yönetimler ve merkezi hükümetlere büyük sorumluluklar düşüyor. Uyum içinde çalışmak, bilim ve teknolojinin bütün yenilikerine ayak uydurmak hepimizin ortak görevi olmalı. Ülkemiz artık afetlerde yerle bir olmayacak yeni ve modern kentleri, akıllı şehirler ve dirençli kentler başlıkları adı altında planlamayı öğrenmek zorunda. Biz Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak bu yenilikler üzerinde ciddi çalışmalar yapıyor, bu konuda uluslararası işbirliği ve deneyim paylaşımı için elimizden geleni yapıyoruz. Bunun bir örneği olarak, Güney Kore devleti tarafından açılan hibe desteğini almaya hak kazandık. Dünyanın farklı ülkelerinden yapılan çok sayıdaki başvuru içerisinde,  iki ayrı projemizle desteklenen onbir proje içerisinde Ankara kentinin afet planlama master planı konusunda, Güney Kore Arazi Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı ile birlikte çalışmaya başladık.

HALK KENDİSİ İÇN ÇALIŞAN

MANSUR BAŞKANIMIZI ÇOK SEVİYOR

TAKA: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur bey çok beğeniliyor, sizce neden?

MUTLU GÜRLER: Mansur Başkan, öncelikle ilk görev yaptığı Beypazarı Belediyesi döneminde, bir Anadolu kasabasından, adeta sihirli dokunuşlar ile bir turizm ve kültür merkezi yaratmış olması ile biliniyor. Kampanya döneminde verdiği sözlerini göreve gelir gelmez adım adım uygulamaya alması ve şeffaf, hesap verebilir yönetim anlayışı ile toplumda büyük güven oluşturdu.  Belediye hizmetlerinde adaletli olması, tarafsızlık ve liyakat eksenli uygulamaları yanı sıra, özellikle pandemi sürecinde hızla yaratıcı, yaygın ve öncü sosyal projeler üretmesi ile büyük takdir topladı. Özellikle çatışmacı olmayan, öteki yaratmadan kucaklayan, toplumsal sorunları insan odaklı yaklaşımla aşmaya çalışan tutumu ile tüm ülkenin takdirini kazandı. Bizler de, Mansur Başkan'ın öncülüğünde, bu güvene ve takdire katkı yapmaya ve layık olmaya gayret ediyoruz.

MİLLET HİZMETİ İBADET SAYARIM

TAKA: Sevgili Mutlu Gürler, siz daha yukarıları hak ediyorsunuz hedefiniz nedir?

MUTLU GÜRLER: Çok naziksiniz değerli üstadım, biz hayata atıldığımız ilk günden beri, hangi görevde olursak olalım, hayata bakışımızın gereği olarak, ülkemize ve milletimize hizmeti ibadet saydık. İlk okula adım attığımız günden bu güne kadar her aşamada Cumhuriyet değerleri sayesinde bugünlere geldiğimizi asla aklınızdan çıkarmadık. Bize bu imkanları sunan devletimize ve milletimize gönül bağımız bizim en büyük hazinemiz. Bugün bulunduğumuz görevi layıkıyla yapmaktan başka bir önceliğimiz söz konusu değildir. Sonrası nasip, kısmet meselesi. Ülkemizin kalkınmasına hizmet için nerede olmamız gerekiyor ise görev verildiği sürece ömrümüz boyunca sorumluluk almaktan kaçmayız.

TAKA GAZETESİ HEP YANIMDA OLDU

TAKA: Kendinizle röportaj yapsanız hangi soruyu sorardınız?

MUTLU GÜRLER: Sizin gibi usta bir gazetecinin soramadığı soruyu bulmak kimin haddine ;))  Umarım sorduklarınız için yeterince doyurucu cevaplar vermiş olayım, bu bizim için yeterlidir. Bu söyleşi için fırsat yarattığı için, yayın hayatına başladığı ilk günden beri abonesi ve takipçisi olduğum,  tüm TAKA ailesine şahsınızda teşekkürü borç bilirim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Çakırbeyli 1 ay önce

selamlar