Sahi acı reteçeteye nereden başlanmalı?
 
20 bin korumadan mı?
200 bin araçtan mı?
Kiralık gökdelenlerden mi?
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, “Yaşadığımız kritik dönemin ruhuna uygun şekilde, gerekiyorsa devlet ve millet olarak fedakârlık yapmaktan, acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız” çıkışı geldi.
 
Tam bağımsız Türkiye’nin tam da buna ihtiyacı var. Bu dönemde millet olarak güçlü bir şekilde birlik olmak zorundayız.
 
Öncelikle siyasi iklimde yolsuzluğa, partizanlığa, kayırmacılığa karşı sağlam, dürüst ve ilkeli bir anlayış hâkim olmalı!
 
AB ile olan ilişkilerimiz ulusal bütünlüğümüzü tehdit eder bir hâle geldiği,
Ülkemize yönelik terör faaliyetlerinin kontrolünün yabancılara kaldığı,
Kıbrıs ve birçok konuda ulus olarak hak etmediğimiz muamelelere maruz kalındığı,
Özellikle Avrupa’da yabancı düşmanlığının ve ırkçılığın arttığı,
Komşularımız da kırmızı çizginin kalmadığı, kan gölünün akmaya devam ettiği,
Milli şuurun ve bilincimizin yok edilmek istendiği bir dönemden geçiyoruz.
 
Seferberlik başlatalım, buna bir itirazım yok.
 
Acı reçeteye “evet” diyelim.
 
***
Ancak bu acı reçeteyi uygulamaya halktan başlamayalım. Halkı kemer sıkmak zorunda bırakmadan, halka vergi yükü bindirmeden formüle edelim bu reçeteyi.
 
Tepeden başlayalım.
Cumhurbaşkanı, devletin başı; hepimizi temsil ediyor. TBMM Başkanı yüce meclisin saygınlığını koruyor. Onları ayrı tutalım. Onların itibar ve güvenliği devletin itibarı ve güvenliğidir. Bakanlara da bir araç ve bir koruma tahsis edilmesinde elbette bir sakınca yok.
 
Ancak devlet hizmet alım yöntemiyle 200 bin araç kiralamış. Bu araçların bedeli üç yıl süreyle bir firmaya ödenmekteymiş. Sivil plakalı olan bu araçların kimler tarafından ne amaçla kullanıldığı ise belli değil.
 
Bu araç saltanatı uygulamasına son verilme! Avrupa’da işine dâhil bisikletle giden bakanlar varken Türkiye yapılan bu iş çok keyfî bir uygulama. Her makam işine kendi imkânları ile ulaşabilir.”Temsili giderleri” kaldırmak şart!
 
***
Devletteki gereksiz giderlerinin bir kalemini de kiralık binalar oluşturuyor. Devlet küçüldükçe binalar büyüyor. Bu kiralanan makam saltanatlarının bedelini ise bilen yok.
 
Bunlara da bir son verilmeli! Yargıdan bütün bakanlıklara kadar, her kurumun her bölgede kiralık binaları mevcut. Bunlar gösterişten uzak bir şekilde derli toplu bir hâle getirilmeli… Devlet özüne dönmeli…
 
***
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve hassas bölge korumaları hariç 14 bine yakın koruma varmış. Kimi kimden koruyoruz? Emekli olmuş yargıçları bile hâlâ korumaları var. Yargıda başkanlık görevi yapmış bir tanıdığım var. Hem araçlı yakın koruması hem de evinin önünde hassas koruması var.
 
Eski bakanlara, üst düzey bürokratlara koruma… Yine soruyorum kim kimden koruyoruz?  
 
İçişleri, adalet ve güvenlik gibi önemli görevlerde bulunanların dışındaki tüm bürokratların araç ve korumaları geri çekilmeli.
 
Vali hanımlarına ait makam araçları, şoförleri ve korumaları olduğunu duyuyoruz. Bu ülke sahiden bu kadar zengin mi? Ölü ve lüzumsuz yatırımlara ne gerek var!
 
Sular altına gömülen Batman Hasankeyf’e gereksiz yere 100 milyonluk yatırım yapıldığını belediye başkanı anlatınca ağzımız açık kalmıştı. Ve daha nice örnekler var…
 
Acı reçeteye evet ancak topyekûn…
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.