KARADENİZ AĞLIYOR!

HEM CANIMIZLA HEM MALIMIZLA BEDEL ÖDÜYORUZ

Artvin’den Samsun’a Karadeniz Bölgesinde kıyısı olan illerde ne zaman şiddetli yağmur yağsa sonuç ne yazık ki hep aynı oluyor. Acılar-kayıplar ve feryatlar. Özellikle Artvin-Rize ve Trabzon sel mağduriyeti noktasında yıllardır hep aynı senaryo ile karşı-karşıya kalıyor. Gerekli önlemlerin alınmaması tedbirler noktasında hassasiyet gösterilmemesi ve yaşananlardan ders alınmamasının faturasını hem canımızla hem malımızla ödüyoruz.

>>>>>>>

NEDEN YAŞANANLARI SORGULAMAK İSTEMİYORUZ?

Bu kadar yaşanmışlıkların hala sorgulanmaması ise akıl işi değil. Daha ne kadar ağır bedeller ödeyeceğiz. İşte son felaket. Rize’de ayrı hüzün ve gözyaşı Artvin Arhavi’de ayrı bir acı. Rize’de sel sularına kapılarak yaşamlarını kaybeden vatandaşlarımızın acılarını paylaşırken yağmur hala yağıyordu. Emin olun gözyaşları yağmurun önüne geçmişti. Kolay mı? Aniden bastıran yağmur ve sonrası yaşananlar.Çamlıhemşin, Ardeşen ve Fındıklı ilçelerinde yağış dolayısıyla bazı dereler taşmış, farklı bölgelerdeki dağ yamaçlarında heyelan meydana gelmişti.  9 kişinin sel sularından kurtarıldığı ve 2 köyün de boşaltıldığı bölgede ne yazık ki 8 vatandaşımızı kaybettik. Tarifi olmayan acı. Ne yazsak ne söylesek boş.

>>>>>>>

DAYANIŞMA VE PAYLAŞMA BİZİM EN BÜYÜK ÖZELLİĞİMİZ

Artvin Arhavi’de  ise metrekareye düşen 170 kilogram yağışın ardından meydana gelen felaketi anlatmak çok zor. Alt ve üst yapıda ağır hasarların oluştuğu Arhavi ilçesinde 430 ev ve iş yerinin zemin ve bodrum katları balçığa gömüldü, onlarca araç hurdaya döndü. Arhavi’de durum gerçekten içler acısı. Esnaf ayrı perişan vatandaş ayrı perişan.Vatandaşlar ev ve iş yerlerinde temizlik çalışmasına ilk günden beri devam ediyor, ulaşım, su ve elektrik hatlarındaki hasar ve arızalar giderilmeye çalışılıyor. Arhavi’de hayatın normale dönmesi zaman alacak gözüküyor. Devlet bütün imkanları ile hem Rize’de hem de Artvin’de seferberlik ilan etmiş durumda. Komşu illerden gelen yardımlar ise bu zor zamanlarda  dayanışmanın-paylaşmanın bir göstergesi olsa gerek.

>>>>>>>

CUMHURBAŞKANI HER KONUDA SÖZ VERDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baba ocağı memleketi olan Rize’ye gelmesi oradan da Arhavi’ye gelerek vatandaşlarla buluşması ve yaşanan mağduriyetin en kısa zamanda çözüleceğinin sözünü vermesi selden mağdur olan insanlar içinde moral oldu. Hem esnaf hem de vatandaş yaraların sarılması ve hayatın normale dönmesi için artık beklemekten başka çaresi yok. Rize ve Artvin’de AFAD başta olmak üzere Kızılay ile birlikte gönüllü sivil toplum kuruluşların özverili çalışmasını takdir etmek gerek. Ve askerlerimiz elbet.Mehmetçik ilk günden beri kazma-kürek hiç bölgeyi terk etmiyor ve kurtarma ve yardım çalışmalarına aralıksız katılıyor.

>>>>>>>

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KARADENİZİ VURUYOR

Kapitalizmin dayattığı endüstriyel yatırımlar ve enerji tüketimi faaliyetlerinin sonucu olarak atmosferde miktarı ve yoğunluğu artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmanın sonucu olan durumun Doğu Karadeniz bölgesine yansıması. Türkiye’de iklim değişikliğinin diğer bölgelerde çölleşme ve kuraklığa, Karadeniz bölgesinde ise yoğun ve sık yağışlara sebep olacağı bilinmektedir. Bu gerçek bilindiği halde yetkililer bununla alakala önlemler almak yerine iklim değişikliğini hızlandıracak faaliyetlere devam etmekte. Hem kent merkezlerinde hem köylerde plansız ve gelişi güzel yapılaşmaya göz yumuldu. Kaygan bir zemine sahip olan coğrafyada köylerdeki eski evlerin yerini, yamaçlara yapılan 3-4 katlı beton evler almış durumda. Kent merkezlerinde ise dere yatakları, imar izini verilerek yapılaşmaya açıldı ve mahalle haline getirildi. Kent merkezlerine en yakında bulunan dağlık araziler ranta açılarak, dağlık alanlara çok katlı siteler konuşlandırıldı.

>>>>>>>

DERE YATAKLARI İLE OYNAMANIN BEDELİ

Özellikle dere taşkınlarını önlemek iddiasıyla yapılan istinat duvarları ve ıslah çalışmaları bu müdahalelerin başında gelmekte. Dereyi her iki yandan hapseden ve dere yatağı boyunca dik bir şekilde yapılan beton duvarlar sayesinde dereyi yavaşlatacak bütün doğal unsurlar ortadan kalkıyor ve derelerin akış hızı iki katına çıkıyor. Dere yatağının kendi doğal şeklinden bağımsız olarak beton duvarlara neredeyse 90 derecelik açılarla viraj verilmesi, yukarıdan hızlı gelen suyun yatağa yayılamadan başka bir alana taşmasına sebep oluyor.Yine ıslah ve taşkın önleme adında dere yataklarının daraltılması, derelerin kurutulup kurutulan yatakların imara açılması, suyu yavaşlatacak dere içinde bulunan büyük taşların kenara çekilmesi, dere yatağı içerisinden çakıl ve kum çekilmesi gibi faaliyetler felaketi hızlandıran faktörler.

>>>>>>>

BEN YAPTIM OLDU KAFASINDAN VAZGEÇMELİYİZ

Taş ocakları ve yol çalışmaları için patlatılan dinamitlerden ötürü yeraltı sularının yön değiştirmesi ve doğal yapının bozulması heyelan ve kayma riskini arttırmakta. HES, baraj, maden ve benzeri projelerine yapılan ulaşım yolları için kesilen ağaçlar, patlatılan dinamitler ve yeşil yol olarak bilinen yaylaları birbirine bağlayacak olan yol çalışması bölgenin ekolojik yapısını tamamen tehdit etmekte.Doğu Karadeniz’de yapımına başlandığından beri türlü tartışmalara konu olan HES’lerin derelerin doğal akışını değiştirdiği ve ekolojik bir yıkıma sebep olduğu artık tartışmasız bir gerçek olarak karşımızda duruyor.HES’lerin yapımı sırasında dereler adeta şantiye haline getirilmekte ve deredeki canlı yaşamı tümüyle yok edilmektedir. Dereye bilinçsizce “ben yaptım oldu” kafasıyla yapılan her müdahale felakete davetiye çıkarmaktadır.

>>>>>>>

SONRADAN AH-VAH ÇEKMEK İŞE YARAMIYOR

Rize ve Artvin’de Yaşanan sel felaketi üzerine onca şey yazabilir-konuşabilir ve tartışabiliriz. Şunu bilelim ki gidenler geri gelmiyor. Sonradan ah-vah çekmenin kimseye faydası yok.   Hepimizin aklını başına alması ve sorumluluklarını yerine getirmesi şart. Mesele sadece “suçlu aramak” değil. Suç hepimizde. Vatandaş ve devlet yerel yönetimler ve sivil toplumlar iktidar-muhalefet herkes elini taşın altına sokarak ciddi bir sorgulamadan geçmek zorunda. Bilime dayalı ve çözüm odaklı önlemleri almazsak daha çok ağlarız-sızlarız. Yaşananlar magazin haberi değil. Hayatın gerçeği. Gelin lütfen bu gerçeği insanlık doğa ve yaşam için alalım .Ne doğa bizden intikam alsın ne de bölge insansı acılar yaşayıp gözyaşları ile boğulmasın.

AHMET KÜLEKÇİ

TAKA

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.