Tüzel kişilik olarak devletin de bir “namusu” vardır. Hiçbir yasası, anayasası, yönetmeliği “söze” dayanmaz. İnsanlar “unutmak” gibi bir özelliğe sahiptirler, unuturlar, ama devlet unutmaz: Devletin belleği kağıttır. Söz uçar, yazı kalır. Devlet yurttaşına verdiği her sözü, her güvenceyi “yazı ile zapturapt” altına alır. Devletin sözünü tutması, yasalarını, yönetmeliklerini uygulaması, adaleti sağlamasıdır. Devletin namusu, yurttaşları arasında ayrım yapmaması, herkese, güçlü-zayıf, varsıl-yoksul, çalışan-çalışmayan, hangi dinden, mezhepten, ırktan olursa olsun… eşit muamele etmesi, suçluyu suçsuzdan, haklıyı haksızdan ayırması, adil olması, haklara, özgürlüklere sahip çıkmasıdır.

Kimi etkili ve yetkiler, yönetim erkini ele geçirdiklerinde, çıkarları için, devletin “adil ve namuslu” gibi özelliklerini harekete geçirmezler. Yani devlete görevini yaptırmazlar. Yasaları bilerek, isteyerek “kadük” durumuna getirirler. Yargıyı, güvenlik güçlerini-devleti oluşturan iki ana kaynaktır-yetkisizlikten(!) atıl durumda bırakırlar. Ülkede cinayetler işlenir, haksız ve hukuksuz işler yapılır, güçsüzün hakkı yenir, güçlü her yerde arabasını yürütür. Acıdır ki, devletin, yasaların, güvenlik güçlerinin girmediği her yerde, “mafya hayat bulur” ve kendi adaletini sağlar. Devlet, toplum, sosyal ve kültürel değerler önemini yitirir. İnsanların birbirlerine, inançları, güvençleri, saygıları kalmaz.

Bir dönem bu ülkede bir sürü cinayet işlendi. Çok değerli bilim insanları, yazarlar, şairler, düşünürler öldürüldü. Kimi yönetimin başı olan insanlar, “katilleri yakalamak ve adalete teslim etmek, devletin namus borcudur” dedi. Fakat nedense devlet üstüne düşeni yapıp “failleri yakalamadı, adalete teslim e-d-e-m-e-d-i. Ve dendi ki, “bir cinayetin faili bulunamıyorsa, bilin ki, o cinayeti işleyen devlettir.”

Gerçeği çok iyi bilen, gören, düşünen ve yazan o insanlar niye öldürüldüler, neden öldürüldüler ve failleri hala neden b-u-l-u-n-a-m-a-d-ı?

Hangi suçlar açığa çıkacaktı, hangi suçlular gün yüzüne… Örtülen suçlar, saklanan suçlular, gizlenen cinayetler milletin ve devletin geleceğini karartmaktan, toplumsal çürümeyi hızlandırmaktan başka hangi işe yarar ki: Salt çıkar hesapları peşinde olanların ve cinayetlerle dumanlı hava yaratmak isteyenlerin işine yarardı. Ama “Suudi Salman’ın Konsoloslukta işlettiği kirli, pis, iğrenç cinayet ne kadar korkunçsa” kurşunla, bomba ile Türkiye işlenen cinayetlerde en az o kadar korkunç, pis ve iğrençtir.” / Topluma mal edilmesi, devletle birlikte toplumun sessiz kalması çok acınılası ve vahim bir durumdur.

Biliyorum güneş balçıkla sıvanmaz, gerçekler bir süreliğine gizlense bile, bir gün mutlaka ortaya çıkar. / O güzel insanlar şiirlerini, romanları, tarihlerini yazarak öldürüldüler. Vatanını, milletini sevmekten ve karşılıksız hizmetten başka düşünceleri olmadı onların. Gerçeğin peşinde koşan bu insanlar “karanlık dünyalarda yaşayanları” rahatsız etti, huzurlarını kaçırdı, çıkarlarını bozdu. Ne zaman böyle bir ölüm haberi duysam, yüreğim parçalanıyor, tüm hücrelerin isyan ediyor, susan, konuşmayan, karşı çıkmayan herkese direniyorlar.

Amerika, Rusya arasındaki “soğuk savaş” etkisiyle yaratılan sağ-sol kavgalarında, basiretsiz politikacılar yüzünden pırıl pırıl binlerce gencim ölüm makineleriyle birbirlerini taradı, doğradı, öldürdüler. Amerika istedi diye bu ülkede ihtilaller yapıldı, binlerce insan heba edildi, bu ülke “altın zamanlarını” kaybetti. Rus orduları İkinci Dünya Savaşı’nda Berlin’e girene kadar Alman gazeteleri Rusya’nın işgal edildiğini yazıyordu. Bizde ise gazeteler, televizyonlar Almanya’da olduğu gibi gerçeğin, doğrunun yanına dahi yaklaşmaya cesaret edemiyorlar.

O güzel insanların yazdıkları nerede, bugünkü gazetelerin Alman gazeteleri gibi yazdıkları nerede? Gerçekleri yazmak, söylemek neden bu kadar zor? / Devletin görevi suçluyu yakalamak ve cezasını vermek değil midir? Yoksa adaletin kestiği parmak acıyor mu?

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.