Dış güçler sözü kullanıldığında asıl söylenmesi gereken emperyalizmdir. Emperyalizm dendiğinde de, bunun “sömürü” olduğunu bilmeyen yoktur. Gocunanlar nedense emperyalizme “kuvva-yı milliye” gibi tepki koymuyor, tavır alıp duruş sergilemiyorlar. “Dış güçler” dediklerinde de anlatmak istedikleri aslında “emperyalizmden-sömürüden” başkası değildir. Devletler, ilişkilerini “sömürü karşıtı” anlayışa göre düzenlemezlerse güçlü(!) devletlerin, “isteklerinin dışında” hareket edemezler.

Tarih, toplumların “yedikleri kazıkların öyküsüdür.” Osmanlı, Birinci Dünya Savaşından önce İngiltere’ye sipariş ettiği ve parasını peşin ödediği Reşadiye ve Sultan Osman adlı gemileri alamadı. Savaş bahanesiyle el konuldu, yani Osmanlı’nın parasının üstüne yatıldı. Bu, uluslararası ilişkilerde bir eşkıyalıktır. Dün Osmanlı’ya İngiltere’nin yaptığını, bugün Cumhuriyete, aynı paktın içinde “dost ve müttefik” olarak görünen Amerika yapmıyor mu? Suriye sınırına yerleştirilen PATROİTLER sökülüp götürüldüğü gibi yenileri Türkiye’ye verilmedi. S-400’ler alındığında da “irademin dışında hareket edemezsin” denmedi mi? Pırojesi ortak yürütülen ve parası ödenen F-35’ler, yedek parçaları, alınan silah ve mühimmatlar Suriye operasyonu ile durdurulmadı mı? “Soykırım” kararı alınarak “bizi çok üzen konu”, “hamdolsun açılmadı” ya dönüşmedi mi?

Emperyal istekleri olanlar kimlerdir? Her zaman ve daima sömürücü olan dış güçler ve işbirlikçileridir. / Sorgulayınız: Binlerce kilometre ötelerden gelerek Çanakkale’ye, Vietnam’a kimler, niye girdi? Afganistan’da ne işleri var? Demokrasi o kadar önemliyse Taliban’ı ve Saddam’ı niye yarattılar? Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı neden kan gölüne döndürdüler? Arap Baharı dalgasıyla iç savaşları neden çıkarttılar? Arabistan neden bu ülkelerin arasında değil?

Yıllarca Vietnam’da sürdürülen savaş Amerika’nın yenilgisiyle sona erdi. Yeni silahlar üretildi, denendi. Bağımsızlık inancını yenemedi. / Afganistan’da, Hindistan’da, Pakistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta, Sudan’da… (dikkat ediniz, tümü de İslam ülkesi), milyonlarca insan inanç guruplarına bölünüp ayrılarak düşmanlaştırıldı, birbirlerine kırdırıldı. Hala da bu kırım sürüyor. “Müslümanlar”, kendileri istedikleri için dış güçlerin oyuncakları olmaktan kurtulmuyorlar. Yeşil dolarların cazibesinden çıkıp bağımsız ve özgür yaşamak istemiyorlar. Hiçbirisi Cemalettin Afgani’ye kulak vermiyor. İnandıklarını, düşündüklerini söylüyor, fakat yapmıyor, özü sözü bir olmuyorlar. Bu yüzden “inanılmaz, güvenilmez” oluyorlar. Başta Amerika olmak üzere güçlü devletler tarafından kullanılıp sömürülüyorlar.

Oysa her Müslüman’ın istisnasız olarak “düşünen her müminin her olaydan alacağı dersi de vardır” ayetine uyması, Kuran’ın emrini yerine getirmesi gerekmez mi?

Bu millet, bu ülke, bu ayrıştırmaya, bu kadar yoğun düşmanlaştırmaya (yandaş gazete ve televizyonlarla), bu denli ağır bir nefret diline daha ne kadar katlanıp dayanabilir? Hele muhalefete “gözdağı vermek için” “elli milyonu sokağa dökerim” demek, “anayasal bir partiyi terörize ederek muhalefeti ötekileştirmek ne anlama geliyor? Hele faizi, döviz kurunu, altını dış güçlere bağlamak, başarısızlığı örtmekten başka bir anlam taşıyor mu? Ekonomi güçlü de karar alıp uygulamaktan sizleri dış güçler mi alıkoyuyor, durduruyor?

Türkçeyi bilmeyen, kitap okumayan edebiyattan, felsefeden, sanattan, hukuktan, bağımsız ve özgür yaşamaktan haberi olmayan, sözün varacağı yeri göremeyen bu zevat, en çok da verdikleri “beyanatların” arkasından, eleştiri yağmuruna tutulduklarında “ben öyle demek istemedim”, “açıklamanın tamamı okunursa daha iyi anlaşılır”, “sözlerim cımbızlandı, çarpıtıldı, yanlış anlaşıldı” gibi özrü kabahatinden büyük “laflar” ediyorlar... Dürüst olan, namuslu olan çıkıp, “benim kültürel boyutum budur; Türkçeyi yeterlice bilmiyorum” der. Bu “zatlar”, konuşma metinlerini hazırlarken, kaç kez Türkçe Sözlüğün kapağını açıyor, kelimeleri ve kendilerini kontrol ediyorlar? / İçeride sorunları çözmek mi daha kolay, yoksa “dış güçler” deyip algı yaratarak “dış güçlere sığınmak” mı? Hangisi seçiliyor sizce?

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.