MARKALAŞTIRACAK

Turizme dönüştürülecek tarihi mirasa bakıldığında ilk planda; birer harp mıntıkası olan Yeşilyurt Şehidliği-Kizirnos Galer-Kizirnos Ağaçbaşı-Yılantaş mevkileri üzerinden Madur ve Polut dağlarındaki harp mıntıkalarına doğru uzanacak bir "Tarihe Saygı Yolu" adımının çok gerekli olduğu görülür. 14-20 Nisan Şehidler Haftasında gönüllü binlerce vatandaşı, "Şehidlere Saygı" yaklaşımıyla Yeşilyurt'tan Madur eteklerine kadar yürütmek, Madur ve Polut arasındaki alanda anma programları yapmak ve bunu gelenekselleştirmek gerekir. Bu doğrultuda bir gayret sarf edip, TSK'nın komuta kademesini şehidlerle iç içe olan bu mübarek topraklara davet etmek lazım gelir. Yine Trabzon'daki çeşitli askeri birlikleri de her yıl bu bölgeye getirip, yöredeki harpleri bizzat sahada subaylara ve askerlere anlatmak lüzumludur. Öte yandan, Aho Köyü bölgesinde yer alan ve yoğun bir harp mıntıkası olan ve Fevzi Çakmak'ın bizzat çıkıp harbi idare ettiği Aho Dağı'na doğru uzanacak ayrı bir "Tarihe Saygı Yolu" da gerekiyor. Bunun için bahsedilen güzergah yollarının yürüyüş turizmine göre düzenlenmesi, şehid kabirlerinin bakımının yapılması ve her bir kabrin bir bayraklı direkle işaretlenmesi ama daha önemlisi, Madur ve Polut bölgelerinin birer harp mıntıkası olarak tescillenmesi gerekmektedir. Madur Dağı eteklerindeki yapılaşmanın şehid kabirlerine kadar dayandığını, bu vesileyle bir kez daha ısrarla ve şiddetle hatırlatmak ve yetkilileri uyarmak isterim. Konunun tarihsel detayları, "Araklı'da İşgal, Savunma ve Kurtuluş" başlıklı çalışmamda görülebilir.

Tarihe Saygı Yolu oluşturma yaklaşımları yanında, Araklı'da "Tarih Yolu" sloganı ile ifade edilecek başka güzergahlar da bulunmaktadır. Araklı eski çarşısındaki Hyssus Kalesinden başlayıp, eski Araklı-Kaşıkçı yolu üzerinden Kaşıkçı Hanları ve Kaşıkçı (Zavzaga) Kalesi istikametine giden bir stabilize yürüyüş yolu mevcuttur. Bu yol, bir "han ve kervan yolu" adıyla turizme kazandırılmalıdır. Kalecik'teki Ceneviz yapısı Kalecik Kalesi ile Roma yapısı Canayer Kalesi arasında başlatılacak "Kaleler Arası Güzergah" yolu çok önemlidir. Hürriyet Mahallesi ile Turup tepesi arasındaki mevcut tarihi bir taş patika üzerinden gerçekleştirilip Hyssus Kalesi ve Araklı eski çarşısında tamamlanacak yürüyüş yolu ise çok anlamlıdır. Kalecik'ten Semayer doğal seyir terasına uzanan yol yanında, Kalecik-Yalıboyu sahil mağaraları arasındaki güzergah da bambaşka bir özellik taşımaktadır. Yine Kalecik Kalesi ile tarihi Konakönü Mahallesi arasında gerçekleştirilip, tarihi bir yerleşim olan Konakönü koyunda tamamlanacak bir tarih yolu güzergahı, Araklı için muhteşem bir turizm fırsatıdır. Araklı'nın doğu tarafında ise, Sırayaragar (Yolgören) mahallesi tarafından başlanılıp, yoğun ağaçlıklar ve tarihi evler arasından devam edilerek Sırtyaragar üzerinden geçilip, Küçükdere'de tamamlanacak bir yürüyüş güzergahı aynen Semayer (Yalıboyu) bakısında olduğu gibi, Rize'ye kadar olan tüm sahil mıntıkasının keyifle seyredileceği bir özellik arz etmektedir. Bu güzergahların hayat bulması için uzmanlarla istişare yapılmalı, ciddi tanıtımlarda bulunulmalı, yol güzergahlarının merkezi noktalarında yeme içme, dinlenme ihtiyaçları için çeşitli tesisler kurulmalıdır. Fakat, yürüyüş yolları için yapılacak muhtemel bütün düzenlemeler; tarihe ve doğaya saygı gösterilerek, mevkinin doğallığı korunarak ve betonlaştırmadan yapılmalıdır.

Araklı'nın Doğal Seyir (Bakı) Terasları

Araklı'nın bir coğrafi serveti olan doğal seyir (bakı) terasları, turizme hizmet verecek hale getirilmelidir. Bu açıdan yüksek rakımlardaki Canayer Kalesi bakısı, Semayer tepesi bakısı, Turup bakısı, Yolgören (Sırayaragar) bakısı, Sırtyaragar bakısı, Mahura Ayene bakısı, Kukuda Avzut bakısı, Aho Hazer bakısı, Aho Dağı bakısı, Kizirnos Galer mevkii bakısı, Kizirnos Ağaçbaşı Ziyaret bakı terası, Değirmencik Hama Tepesi bakısı, Bifera Hanyeri bakısı, Kaymaklı (Marzuba) bakısı, Kaymaklı Büyüktaş bakısı, Çamlıca (Tul) Derelioğlu bakısı, Çamlıca (Tul) Gozaniştepe bakısı, Kaşıkçı Zavzaga Kalesi bakısı, Aho Dağı bakısı, Taştepe (Purnak) Goler bakısı, Erenler Karakolun Gaban bakısı, Büyükayven (Köprüüstü) Gorobun Sırt bakısı, Büyükayven Dumdumkaya bakısı, Küçükayven (Kükürtlü) Hotbos bakısı, Bahçecik Oftinkaya bakısı, Pazarcık Kılıçkıran bakısı, Pazarcık Kanlıtepe bakısı ve Madur Dağı bakısı gerçekten muhteşem ama muhteşem görünümlere sahip doğal bakı teraslarıdır. Kıymetlerini bilmek ve bu alanları acilen doğal zenginlik olarak tescillemek gerekir. Bahsedilen yerlerin çoğu aynı zamanda, 1916'da Türk kuvvetleri ve işgalci Ruslar arasında büyük mücadelelere sahne olan stratejik mevkilerdir. Bu mevkilerin sadece fotoğraflarının paylaşımı, turizm için yeterli değildir. Zira adı geçen yerlerin, doğal özellikleri ile olduğu gibi koruma altına alınması, tescili ve turizm amaçlı projelendirilmesi gerekir. Ayrıca, doğal seyir teraslarına gidecek tabiat meraklıları için yol güzergahlarının turizme hazır hale getirilmesi, buralarda turistlere hizmet verecek tesislerin yapımı ama en önemlisi Araklı Belediyesi'nin bu mevkilere turist taşıyacak bir ulaşım sistemi kurmasıdır. Bahsedilen doğal ve tarihi mirasa dair detaylara ise, hazırlığı devam eden bir kitap çalışmamda yer vereceğim.

Araklı'da El Zanaatları

Araklı yöresi, tarihten beri kadim el zanaatları ile adından bahsettirmiştir. Araklı Kizirnos, Foşa, Burnak ve Cimlakava'daki hemençe üretimi, ketan (keten) üretimi, kendir ipçilik, diğer yerleşimlerde yapılan sepetçilik, Araklı çarşısındaki demircilik, Kalecik'te günümüzde yapılan ahşap gemi maketleri gibi somut kültürel mirasımızı ortaya koyan el zanaatları araştırılmalı, ihya edilmeli ve tekrar üretilmeleri sağlanmalıdır. Araklı'ya gelen misafirlere Çin mamullerini değil; Araklı'nın hemençesini, ketanını, minyatür demir aletlerini, içinde Araklı fındığı bulunan Araklı sepetini, Kalecik'te üretilen ahşap gemi maketini vermek çok daha anlamlıdır. Bunların yanında, Pirgi'deki taş işçiliği çok önemlidir. Günümüzde bir çöplüğe mahkum edilse de, vaktiyle bu köyden çıkarılan taşın işlenmesiyle hatta ihraç edilmesiyle oluşmuş bir el zanaatı kültürünün varlığı hatırlanmalıdır. Yine Kizirnos köyünden yetişmiş ve harika işçilik yeteneğine sahip köprü ustaları bilinmelidir. Dolayısıyla kaybolmakta olan el zanaatlarını önce bilmek sonra yaşatmak bir milli ve toplumsal vazifedir. Nitekim, taşınacak Araklı Belediyesi binasının bir el zanaatları atölye çarşısına dönüştürülmesi çok anlamlı olacaktır. Muhtemel atölye çarşı, aynı zamanda yeni zanaatkarların yetişmesi için bir yaygın eğitim kurumu işlevi görecektir. Bir taraftan da Araklı köylerinde ciddi üretim canlanmasına yol açacaktır. Bu vesileyle ilgili dostlarıma, "Araklı'da kaybolan el zanaatları" konusundaki saha araştırmalarımın ve makale çalışmalarımın sürdüğünü de belirtmek isterim.

Araklı Etnografya Müzesi

Araklı'da, geçmişte gündelik hayatta kullanılan tüm eşyalardan oluşacak bir etnografya müzesini kurmak gereklidir. Bu düşüncemi ilk defa 13 Kasım 2019 tarihli gazete yazımda belirtmiştim. Eğer mümkün ise, taşınacak olan Araklı Belediye binasının bir bölümüne müze yapmak çok yerinde olacaktır. Araklı Belediye binasının tarihi bir taş bina vasfı taşıması, müze yaklaşımlarını daha anlamlı kılabilir. Muhtemel etnografya müzesinde; Araklı'da kullanılan mutfak eşyalarından, geleneksel kıyafetlere, eğitim öğretim malzemelerinden müzik aletlerine, el zanaatı ürünlerinden taş işçiliğine, sahipsiz mezar taşlarından tarihi yapı kitabelerine, demir ve ahşap el aletlere kadar tüm gündelik yaşam malzemesi "resmi olarak envantere geçirilmek şartıyla" koruma altına alınabilir, sergilenebilir. Araklı'daki kurumların Araklı tarihine ışık tutacak tüm eski belge ve görsellerine burada bir kent belleği yaklaşımıyla yer verilebilir. Araklı üzerine çalışmış tüm ressamların resimleri, satın almak suretiyle kalıcı olarak burada sergilenebilir. Yine Araklı konulu fotograflar, kitaplar, tezler, makaleler ve gazete haberleri burada arşivlenebilir. Bu şekilde Araklı için bir hafıza oluşturulmuş olacaktır.

Kalecik ve Konakönü Sahillerini Dalış Turizmine Açmak

2016 yılında Araklı Konakönü sahillerini denizden bizzat kare kare fotograflamış bir araştırmacı olarak söyleyebilirim ki, Konakönü sahilleri muazzam bir özelliğe sahip. Sahilden Konakönü tarihi yerleşimine baktığınızda başka bir Araklı görüyorsunuz. Konakönü, berrak ve turkuaz mavi bir denizi ve Trabzon'da elde kalan tek doğal kıyıları ile itina ile korunmalı. Yalıboyu kıyı mağaraları ve Kalecik Kalesi önünden devam edip, Konakönü mahallesinden Araklı Limanına kadar uzanan bu muhteşem kıyı, bir dalış turizmine zemin hazırlayacak her türlü doğal altyapıyı sunmaktadır. Teknik altyapıyı hazırlamak ise, Araklı'yı yönetenlerin görevidir.

Mehmet Akif BAL

Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.