Her transfer döneminde olduğu gibi Trabzonspor taraftarı bu kez de hop oturup hop kalkıyor.

‘Şunu aldık, bunu aldık, bir de onu alırsak’ diye hesaplar yapıyor..

Takımlar kuruluyor, taktikler hazırlanıyor sonunda iş şampiyonluğa bağlanıyor..

Bu arada bize de soruyorlar:

‘Hocam alınanlara ne diyorsun?’

‘Valla’ diyoruz, ‘Eskiden iyiydiler ama şimdi ne yaparlar bilmiyorum, göreceğiz.’

Mazilerine bakarak verdiğimiz kararların sahaya uymadığını defalarca gördükten sonra artık isme değil cisme bakmayı öğrendik.

Biraz geç oldu ama sonunda öğrendik!

Umarız  Trabzonspor’un boyunu çok aşan maliyetlerle alanınlar bu kez takıma yapacakları katkıyla en azından sonuç anlamında beklentileri karşılarlar..

Lakin şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz.

 Trabzonspor’un şampiyon olamamasının asıl sebebi sahadaki takım olmadı ki hiçbir zaman…

‘Nasıl yani?’

2.Lig’deyken G.Birliği’nin sahaya çıkmamasını da sayarsak elinden alın 5 şampiyonluğun asıl sebebi Trabzonspor’a biçilen roldür’

Şampiyonluğa oynamasına izin vermek, ancak asla şampiyon yapılmamak.

Kupanın, dolayısıyla önemli ölçüdeki maddi kaynağın İstanbul dışına çıkmasını, özellikle de Trabzon’a gitmesini engellemek için elinden geleni ardına koymamak.

Üstelik şimdi elleri daha da güçlü!..

Sahada hakemlerle yapamadıklarını masa başındaki VAR’cılarla gerçekleştirmek gibi bir imkanları var..

Aynı TFF, aynı hakemler, aynı VAR’cılar olduğuna göre, sahada şahane bir takımın da olsa sonuç bir yere kadar senin elinde.

O yerden sonra olacakların da hiç yabancısı değiliz!

Bütün bunlar bir anda nedamet getirip hidayete ermeyeceklerine göre, kimi alırsan al işimiz çok zor..

Hemen bulurlar bir çaresini..

Nasılsa her yaptıkları yanlarına kar kalıyor.

Hiçbir şey bulamasalar bu kez ortaya kumpas! çıkıyor..

Zaten  bizim sesimiz de fazla çıkmıyor, çıksa da kimse umursamıyor..

İnşallah bu sezon ererler hidayete..

Kulak tıkamazlar haklı şikayete..

Ve de sebep olmazlar yine sportif cinayete!

Peki ne yapacağız, böyle diye havlu mu atacağız..

Değil elbet..

Zaten Trabzonspor’un özelliği de o..

Bıkmadan, yılmadan, usanmadan, inatla ve inançla mücadele.

Bakın ne diyor Dostoyevski.:

Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabul edemem.

CEVABI CAS VERMİŞ!

“Yıllar önce şike suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılandıklarında ses kayıtlarını, yer tespit tutanaklarını, para trafiklerini inkar etmeyenlerin, hatta bazı sanıkların yargılama sonunda alacakları cezayı da kabul ederek hükmün açıklanmasını geri bırakılmasını sağlamalarına rağmen bugün  “Gördünüz mü nasıl aklandık, paklandık’ yönünde açıklamalar yapmasına, ne diyorsun?’ derseniz ‘Benim bir şey söylememe gerek yok, bu konuda CAS gerekeni  baştan söylemiş derim..

Bakınız CAS’ın 2010-2011 sezonuna yönelik gerekçeli kararının 267.paragrafı ne diyor:

“Şike suçu bizim tarafımızda sabittir. Türk Yargıtay’ı tüm kişileri aklasa bile, bu durum verdiğimiz kararı etkilemeyecektir.” NOKTA..

“SEN NEYMİŞSİN BE ABİ”

Tuhaftır, bu iş, kimin ne olduğunu görmek açısından faydalı da oldu!..

Görüşlerine önem verip bir şey sandığımız, konuşmalarını dinleyip yazılarını okuyarak kendilerine değer yüklediğimiz bazılarının aslında uçan balon! olduğunu görmemiz açısından iyi oldu!

Başka konularda ‘Hak, hukuk,  adalet’ diye yırtınanların bu konudaki tavırlarına ve sözlerine ‘Vay anasına sayın seyirciler’ diyerek tanık olduk..

Erkeği, dişisi…

‘Türkiye’nin en güvenilir kişisi!’

‘Sen neymişsin be abi’

SONUNDA BİRARAYA GELDİLER

Ayrıca bir şey daha gördük bu olayda..

Bir araya gelip, herhangi bir konuda mutabakat sağlamaları asla mümkün olmayacak kesimler  sonunda  fikir birliği yapmışlar..

Sağcısı, solcusu, dincisi, ateisti, şeriatçısı, ulusalcısı, sosyalisti, muhafazakarı, komünisti kim varsa aynı türküyü söylüyor.

‘Kumpas da kumpas’

Sahi bu kumpas ne ya?

Tarlaları ekip ekinleri biçtikten sonra, kumda pas yapmak mı?

**

Bu arada şunu da çok merak ediyorum!..

Takımlarını 9 puan geriden getirip şampiyon yapan bu muhteşem yöneticiler niye birden bire kayboldu futbol piyasasından..

Bu kadar da vefasızlık mı olur ya..

Yazık, çok yazık!

‘TRABZON’DA ESKİDEN PİYANO ÇALINIRDI’

27 Ekim 1938'de Trabzon İskenderpaşa Mahallesi'nde dünyaya gelen hemşerimiz, Trabzonspor yöneticisi ve Divan Kurulu üyesi sanatçı Tanju Gürsu’yu vefatının 5.yılında saygı, sevgi ve rahmetle anarken bir TV programında söylediklerini de hatırlatalım istedik. ‘Trabzonspor için kavga ettik, dayak attık, dayak yedik, futbolcu kaçırdık, neler neler yaptık. Bir tek şike hariç..’

Merhum Gürsu eski Trabzon’u anlatırken ise şunları söylüyordu bir söyleşisinde: Trabzon'da bizim büyüdüğümüz 1950’li yıllarda 18 konsolosluk vardı, Şems, Saba otellerinin restoranında öğle yemeklerinde piyano, keman çalardı. Eşim Ayla'nın annesi ve babası keman çalar, benim annem keman, babam ud çalardı. Bahçeden bahçeye atışmalar yaparlar, birisi rast çalarken öteki nihaventle ona cevap verirdi. O yıllarda Trabzon'daki dondurmacılarda bolestera denilen işlemeli önlüklü kızlar gümüş kupalarla dondurma servisi yapardı. Evimizin tam karşısında İskerderpaşa Camii, bir aşağımızda da İtalyan kilisesi vardı. Orada ezan okunurken, ötekinden çan sesleri gelirdi. İtalyan kilisesinin papazları her ramazan bizim eve iftara gelirdi.

HELAL SANA BUSENAZ

Busenaz Sürmeneli diye bir kızımız var, güzeller güzeli.

Trabzonlu, Trabzonspor’un sporcusu boksör..

Katıldığı her uluslararası turnuvada rakiplerine ringi dar ediyor, ne kadar birincilik, şampiyonluk varsa  topluyor, göğsümüzü kabartıyor.

Bu kızımız son olarak Paris’te devam eden turnuvada önce yarı finale kalarak Tokyo Olimpiyatları’na katılma hakkı elde etti, ardından finale kalmayı başardı. Finali de kazanırsa Olimpiyatlarda 1.Seri başı olacak.

Yani ufukta bir Olimpiyat Madalyası görünüyor.

Ve bu Trabzon tarihinde bir ilk olacak.

Kendisini ve Hocası Cahit Süme’yi kutluyorum..

Helal olsun size..

BİR KARAR VERİN YA!

TFF 2.Lig’de geride kalan sezonda 1.Lig’in kıyısından dönen Hekimoğlu Trabzon, teknik direktörlüğe Trabzonlu teknik adam, Trabzonspor’un eski futbolcusu Bahaddin Güneş’i getirdi.

Bize göre çok da iyi etti.

Çünkü Bahaddin kardeşimiz, işini iyi yapan düzgün bir kişiliktir.

Zaten çalıştırdığı takımlardaki başarısı da ortadadır.

Tabi bu görevlendirmeyi alkışlayanlar kadar eleştirenler de oldu.

Bunun üzerine sosyal medya hesabından açıklama yapmak zorunda kalan Başkan Celil Hekimoğlu şunları paylaştı:

Arkadaşlar bir karar verin. Dışarıdan hoca sporcu getiriyoruz eleştiri. Trabzonlu Hoca, sporcu alıyoruz, öz evlat eleştirisi.

Yabancı bizde yasak.

Allah rızası için ne yapalım ki herkes mutlu olsun?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kazım 2 hafta önce

Yazınız çok güzel ve gerçeği yansıtır olmuş. Ağaoğlu transfer işin den hiç anlamıyor. Genç alıyor, çoğu bir işe yaramıyor. Ben hep yazıyorum, Trabzon da yetişmiş ve liyakat a göre futbolcu seçilirse başarı gelir. Bu sene yine yanlış yola girdiler, yaşı büyük ve işi bitmek üzere olan 3 futbolcu aldılar. sorun saha da değil di, sahayı da sorunlu yapıyorlar, bunları dile getirin.

banner236

banner235