Rabbimiz kutsal kitabının ilk emrinde namaz değil de oku emriyle başlamıştır. Bunun üzerinde Müslümanın iyice düşünmesi lazım gelmektedir.

Şu bir gerçek ki İslam alemi okuyup düşünen bir toplum olmaktan uzaklaşmış durumdadır. Sadece dünyaya meyil var başkaca bir şey yok gibi. Bunun doğal sonucu olarak ta yaşantı itibariyle yerlerde sürünmekteyiz.

Hz. Peygamber oku emri ilahisinden dolayı bir milletin yetişip fazıl bir toplum oluşması için en öncelikli işin eğitimden geçtiğini ortaya koymak adına mescidin bir köşesini eğitim hane olarak kullanmıştır. Bu okuldan onlarca arkadaşını yetiştirip fethedilen topraklara Muaz Bin Cebel gibi kimisini öğretmen kimisini vali olarak atamıştır.

Hz. peygamber ilim tahsiliyle ilgili olarak bakınız ne buyurmuştur; " İlim öğrenmek her kadın erkek üzerine farzdır." Bakınız farzdır diye buyuruyor. Yani ilim tahsil edilmesi Rabbimizin kesin emri oluyor. Öyle ise Müslümanların ilim tahsilinden neden uzak durup dünyaya meylederler inanın bana mana veremiyorum. Bu kadar dünyaya meyledilir mi?!

İslam'ın yaşandığı dönemlerde yani Asrı saadet, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında bu OKU emri ilahisine uymak adına İslam alimleri devasa  çalışmalar yapmışlar. Bakınız ilmi çalışmalar sistemli olarak Abbasiler zamanında Beytül hikmelerle yapılmıştır. Yani yedinci asırdan sonra. Beytül hikmelerde eski yunanda okutulan eserler matematik tıp ve kimya gibi bilim dallarında eserler alınıp tercüme edilip daha da geliştirilmeye çalışılmıştır.

Onuncu asırda öyle çalışmalar yapılmış kitap haline getirilmiş ki aklınızı şaşırırsınız.Birkaç örnek vereyim daha iyi anlaşılacaktır.

On birinci asırda yaşamış Fahri Razi yazmış olduğu tefsir kitabı yani Kuran yorumları Mefatihu'l Gayb adlı otuz beş ciltlik kitabın bir cildini astronomiye ayırmıştır.

Yine aynı dönemlere rast gelen yıllarda yaşamış İbni Sina tıpta öyle eserler bırakmış ki  el kanun fit tıp adlı kitabı gibi Avrupa bile Onun yazmış olduğu kitapları asırlar boyunca yedi asır gibi kendi üniversitelerin tıp fakültelerinde okutmuştur.

On beşinci asırda yaşamış denizci Piri Reis yazdığı Kitab ül bahreyn adlı eserde günümüzde bile hayretle karşılaşılan dünya atlaslarına sahip eserini kaleme almıştır. Bugünün yerli ve yabancı haritacıları bu kitabı incelediklerinde dillerini yutmaktadırlar. Çünkü Piri Reis'in çizdiği dünya atlası ki on beşinci asırda çizildiklerini unutmayın. Bugünün teknolojileriyle çizilmiş atlasların hemen hemen aynısı. Nasıl bir bilim vardı on ile on sekizinci asırda?!

Matematik fizik kimya astronomi gibi her akli ve tefsir fıkıh hadis gibi nakli bilim dalında onlarca bilim adamımız bilime hayat vermişlerdir.

Peki ne oldu da bunca yapılan çalışmalardan sonra Bilim aramızdan kalktı da dünyaya meylederek bilim sahasında geri kalmaya başladık. Bu geri kalmışlık sonuç itibariyle bağımlılığını da mecbur bırakmıştır. Bugün bilim yapmayı terkettiğimizden her şeyimizi dışarıdan almaya başladık.

Bugün bırakın öyle bilim yapıp üretmeyi bugün bir kalem traşı bile dışarıdan alıp öğrencilerimize vermemiz ben de biraz moral kırıklığına yol açmaktadır. Şöyle ki her şeyi dışarıdan alma hastalığı sonuç itibariyle emir almayı yada yer altı ve üstü kaynakların egemen güçlere teslim edilmesine sebebiyet verecektir. Bugün Üçüncü dünya ülkelerinde yani Kara Afrika ve biz gibi ülkelerde bazı madenlerin işletilmesi egemen güçlere bırakılmıştır.

GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN.

Bu kurtlar sofrasında ayakta kalabilmemiz için bilim yapıp üretmemiz lazım gelmektedir. Önce ahlak ve sonra bilim yapmamız varlığımızla yokluğumuz arasında bir çizgidir. Önce aile ve bilim yapmamız bu coğrafyada kalabilmemiz için zaruridir. Başka türlü egemen zümrelerle baş etmemiz biraz zor olacaktır.

Önce ahlak ve sonra bilim yapıp üretmemiz hayatta kalabilmemiz için çok gereklidir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.