Trabzon’da baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran ve beyin kanaması geçirdiği belirlenen 51 yaşındaki E.M, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 4 gün sonra hayatını kaybetti. Ailesinin organ bağışına onay vermesiyle E.M’nin iki böbreği Trabzon’da, karaciğeri ise İstanbul’da organ nakli bekleyen hastalar için ayrıldı. Böylece bir ailenin aldığı zor karar, üç farklı hastaya yeni bir yaşam ihtimali sundu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde gerçekleştirilen süreç, organ bağışının hayati önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Trabzon’da Hayatını Kaybeden Kadının Organları Bağışlandı
E.M, baş ağrısı şikayeti üzerine Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi acil servisine başvurdu. Yapılan tetkiklerde beyin kanaması geçirdiği belirlenen hasta, Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındı. Doktorların müdahalelerine rağmen 4 gün sonra yaşamını yitiren E.M’nin ailesi, organ bağışına onay verdi. Bu kararın ardından iki böbrek Trabzon’da, karaciğer ise İstanbul’da nakil bekleyen hastaların tedavisinde kullanılmak üzere gönderildi.
Bir Ailenin Kararı 3 Hastaya Yeni Bir Hayat İmkanı Sundu
KTÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, organ bağışı kararının önemine dikkat çekti. Yakınını kaybeden bir ailenin aldığı kararın, yıllardır tedavi bekleyen veya hayati risk altında bulunan üç hastaya yeni bir yaşam ihtimali sunduğunu belirten Ulusoy, organ bağışının nakil bekleyen hastalar açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
KTÜ Farabi Hastanesinde 8 Ayda 25 Beyin Ölümü Tanısı Konuldu
Prof. Dr. Hülya Ulusoy’un verdiği bilgilere göre KTÜ Farabi Hastanesi’nde 2026 yılının ilk 8 ayında 25 hastaya beyin ölümü tanısı konuldu. Bu vakalardan 6’sında aileler organ bağışına onay verdi. Geçen yılın tamamında da 6 donör bulunduğunu belirten Ulusoy, bu yılın yalnızca ilk 8 ayında aynı sayıya ulaşılmasının kurum bazında organ bağışı konusunda artışa işaret ettiğini söyledi.
8 İlde 130 Vakadan 29’unda Organ Bağışı Yapıldı
Samsun Bölge Koordinatörlüğü’ne bağlı 8 ilde de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Ulusoy’un açıklamasına göre bu yıl 130 kişinin yaşamını yitirdiği vakalarda 29 aile organ bağışına onay verdi. Bu oran, yaklaşık her 5 aileden birinin bağış kararı verdiğini gösteriyor. Organ nakli bekleyen hastaların sayısı düşünüldüğünde, ailelerin bu kararı vermesinin tedavi süreçleri açısından hayati bir sonuç doğurduğu belirtiliyor.
Organ Bağışında Aile İle Önceden Konuşmak Büyük Önem Taşıyor
Prof. Dr. Hülya Ulusoy, kişilerin hayattayken organ bağışı konusundaki düşüncelerini aileleriyle paylaşmasının karar sürecini kolaylaştırdığını ifade etti. Ölüm sonrasında ailelerin çok zor bir anda karar vermek zorunda kaldığına dikkat çeken Ulusoy, kişinin kendi iradesini daha önceden açıklamasının hem aile hem de sağlık ekipleri açısından süreci daha anlaşılır hale getirdiğini belirtti.
“Ölümün Ardından Geriye Ne Bırakacağımız Bizim Elimizde”
Organ bağışının taşıdığı anlamı vurgulayan Ulusoy, insanların hayatlarını kaybettikten sonra dahi başka yaşamların devam etmesine katkı sunabileceğini ifade etti. E.M’nin ailesinin aldığı kararın üç kişiye yaşam şansı sunduğunu belirten Ulusoy, vatandaşları organ bağışı konusunda düşünmeye ve verdikleri kararı hayattayken aileleriyle paylaşmaya davet etti.
Trabzon’daki Organ Bağışı Sürecinin Öne Çıkan Verileri
| Başlık | Bilgi |
|---|---|
| Hasta | 51 yaşındaki E.M |
| Hastane | KTÜ Farabi Hastanesi |
| Rahatsızlık | Beyin kanaması |
| Yoğun bakım süresi | 4 gün |
| Bağışlanan organ | 2 böbrek ve 1 karaciğer |
| Nakil bekleyen hasta sayısı | 3 |
| Böbreklerin gönderildiği yer | Trabzon |
| Karaciğerin gönderildiği yer | İstanbul |
| 2026 ilk 8 ay beyin ölümü tanısı | 25 |
| Organ bağışına onay veren aile | 6 |
| Samsun Bölge Koordinatörlüğü’ndeki vaka | 130 |
| Bağış yapılan vaka | 29 |
Trabzon’da yaşanan bu olay, organ bağışının yalnızca tıbbi değil, insani açıdan da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bir ailenin verdiği karar, üç hastanın tedavi sürecinde yeni bir umut kapısı açarken, organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini de ortaya koydu.





