Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, enerji ve iklim değişikliği konusunda yayımladıkları kapsamlı raporlar ve enerji sektörüne yön veren uzmanları bir araya getiren 26'ncı Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı'nda (ICCI) konuştu. Video konferans yöntemiyle düzenlenen programda Bakan Dönmez, Kanuni sondaj gemisi, Oruç Reis ve Doğu Akdeniz'le ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Dönmez, Türkiye'nin kısa, orta ve uzun dönemli enerji politikalarının temelinin Milli Enerji ve Maden Politikası Strateji Belgesi'yle atıldığına değindi.

Covid-19 sürecinde Türkiye'nin ve enerji politikalarının kısa dönemli önceliklerinin değiştiğini söyleyen Dönmez, uzun dönemli önceliklerin sabit kaldığının altını çizdi. Dönmez, “Ana stratejimizin altındaki parçaları daha verimli, daha temiz ve daha yerli bir enerji sistemi için sürekli güncelliyoruz. Bunun en belirgin özelliklerinden biri de denizlerimizdeki petrol ve gaz aramacılığıdır. Bizim politika bakışımızda Türkiye'nin doğal kaynakları denizleri ve karalarıyla bir bütündür. Diğer gelişmiş ülkeler gibi denizlerimizdeki ekonomik değeri vatandaşlarımızın refahına sunmaya çalışıyoruz. Ancak burada göz ardı edilen bazı hususlar var. Birçok kişi bizden bir an önce rezerv bulmamızı, hemen açıklama yapmamızı, daha çıkarılmamış doğalgazın maliyetini soruyor. Evet, bu kısımlar teknik olarak üzerinde durduğumuz, hesapladığımız, analiz ettiğimiz kısımlar. Ancak Türkiye enerji politikalarının denizlerdeki aramacılığa bakan kısmında anlamlı tek bir soru var. O da enerji egemenliğimiz ve geleceği. Olaya daha bütüncül bir çerçeveden bakıyoruz. Olaya sadece üretim-tüketim dengesinden bakarsak geniş perspektifteki pek çok konuyu atlayabiliriz. Her şeyden önce bu bir kaynak ve bu kaynağın değere dönüştürecek teknoloji meselesi” diye konuştu.

“Kaynak bizimse teknoloji de bizim olmalı” sözlerini yineleyen Dönmez, “Eğer teknolojimiz, bilgi ve becerimizle denizlerimizdeki her türlü faaliyeti kendi öz yeterliliğimizle yapamıyorsak, o zaman denizlerimize tam anlamıyla hâkim değiliz demektir. Bu sebeple deniz hâkimiyeti stratejimiz uzun dönemli teknoloji ve insan gelişimine dayanmaktadır. Bu da uzun dönemli bir bakış gerektirir. Her türlü tehdide rağmen yolumuza devam ettik. Kanuni sondaj gemimiz dün itibarıyla Mersin Taşucu Limanı'ndan ayrıldı ve Haydarpaşa Limanı'na doğru yol alıyor. Burada kule söküm işlerini yapacağız. Kasım sonu gibi Filyos Limanı'na intikal edecek. Burada kulenin montajı ve diğer bakımların ardından Karadeniz'de Fatih'le birlikte sondaja başlayacak” açıklamasında bulundu.

Oruç Reis araştırma gemisiyle ilgili de konuşan Dönmez, Covid-19 döneminde pek çok şirketin Doğu Akdeniz'de havlu attığına değindi. Dönmez, “Oruç Reis araştırma gemimiz de faaliyet göstereceği lokasyona vardı. 10 kilometrelik uzunluğundaki sismik kabloları deniz tabanına sermeye başladı. Dün teste başladı ve bugün ilk sismik okumaları almaya başlayacağız. İlk etapta 10 günlük bir çalışma yürüteceğiz. Covid-19 ile birlikte biliyorsunuz pek çok şirket Doğu Akdeniz'de havlu attı. Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin verdiği gayri hukuki ruhsatlarda çalışan şirketler pandeminin etkisiyle sahadan çekildiler. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi kaynaklarını kendi imkânlarıyla çıkarmaktan aciz bir devletin yaptığı ilk şey gidip başka ülkelerin korumacılığına sığınmak oldu” dedi.

Türkiye'nin pandemiye rağmen faaliyetlerine devam ettiğinin altını çizen Dönmez, “Pandemiye rağmen denizlerimizdeki faaliyetlerimizi iş planımıza göre sürdürdük. Çünkü değişen dünyanın dinamiklerini öngörerek adımlarımızı ona göre attık. Türkiye'nin İHA ve SİHA tecrübesi de bu şekilde çıktı aslında. Araştırma ve sondaj gemilerimizin envantere katılması da benzer bir hikâyeye sahip. Eğer uzun vadeli stratejilerimizi oluşturmasaydık ya da başka ülkeler gibi stratejilerimizi onların çıkarlarına göre kurgulasaydık bugün bu geldiğimiz noktaya gelemezdik. Şimdi bunun da bir adım ötesine gitme zamanı geliyor. ‘Yerli derin deniz sondaj ekibimiz ve becerilerimizle küresel bir oyuncu olacak mıyız' sorusunda sıra. Bunun cevabı şüphesiz ‘Evet'. Ancak bugünden yarına olacak bir iş değil bu. Bunun için daha fazla teknoloji geliştirmemiz ve kalifiye insan kaynağı gücümüzü artırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Dünya Enerji Ajansı'nın dün açıkladığı ‘Dünya Enerji Görünümü Raporu'na dikkat çeken Dönmez, elektrik piyasalarının yeni kralının Güneş olacağını söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Güneş önümüzdeki dönemde daha fazla üretimde söz sahibi olacak ve maliyetleri de düşmeye devam edecek. Bunun bizim okuduğumuz bir alt mesajı var. Eskiden şebeke, kaynakların ve tüketimin etrafında şekillenirdi. Dolayısıyla piyasa da. Şimdi ise Güneş'in etrafında şekillenecek bir piyasa yapısına gitmemiz gerekebilir. Biz bu süreçte adımlarımızı çok önceden atmaya başlamıştık. Rakamlar da bu yöndeki adımlarımızın başarısını gösteriyor. Milli Enerji ve Maden Politikamızı uygulamaya başladığımız 2017'den beri yenilenebilir enerji kapasite artışında dünyada 9'uncu, Avrupa'da 3'üncü sıradayız. Yerli kaynakların elektrik üretimindeki payı Aralık 2018'den bu yana aralıksız olarak 19 aydır aylık bazda yüzde 50'nin üzerinde seyrediyor. 2019'da yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi miktarında Avrupa'da 2'nci sırada yer aldık. 2020'nin ilk 9 ayında yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı yüzde 62'ler seviyesinde gerçekleşti."

Türkiye'nin yeni dönemde enerji gündeminin 4 husustan oluşacağını söyleyen Dönmez, “Yerli kaynak olarak denizlerimiz enerji politikamızda daha fazla yer alacak, teknoloji, inovasyon, Ar-Ge ve girişimcilik enerji politikamızın DNA'sı haline gelecek. Kurallı serbest piyasa amacımızdan vazgeçmeyeceğiz. Enerji maliyetlerinin kur ile ilişkisinin koparılması için daha fazla yerli ve yenilenebilir kaynağa yöneleceğiz” dedi.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Email
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.