Zamanla vücut yıpranıyor, organların kimisi eskiyor, görev yapamaz duruma geliyor. Savaşlar, kazalar, hastalıklar zarar veriyor, organlarda hasar yaratıyor. Kimi hücreler kendilerini yenileyebilirken, hasar görmüş organlar, derin kesikler ve yaralar yardımsız, desteksiz düzelmiyor. Onarmak için “tamirhaneye” gitmek gerekiyor.

Her ağrı vücudun çığlığıdır, isyanıdır, iyi okunup doğru anlamlandırılmalıdır. Vücut, onaramadığı rahatsızlıklarını “ağrı”, “sancı”, “acı” biçiminde, kimi zaman da “terleme”, “ateş” olarak verdiği tepkilerle gösteriyor.

Vücudunu seven, vücuduyla dost olan her insan ilaçla, operasyonla, masajla, beslenmeyle, yürüyüşle kendisine yardım etmeli, destek çıkmalıdır. Tansiyon yükseldiğinde, şeker inip çıktığında, akciğer yetersiz kaldığında, kalp çırpınmaya başladığında türlü-çeşitli bahanelerle beden umarsız bırakılmamalı, kendiliğinden düzelmesi beklenilmemeli...

Kimi insanlar, yararlı olduğu bilinen ve inanılan “aspirini” dahi kullanmamakla, doktora gitmemekle, bünyelerine yardım edip destek çıkmamakla övünürlerken, vücutlarını umarsız ve yalnız bıraktıklarının ayırtına bile varmıyorlar, “küt” diye gidiyorlar, ardından da “hiçbir şeyciği yoktu” diye işi kadere yükleyip Tanrı’ya bırakıyorlar.

Bazı hastalıklar, rahatsızlıklar var ki, ilaçla, hapla, merhemle, kıremle, masajla iyileşmiyor. Operasyonla müdahale edilmesi, kesilip biçilmesi, onarılması gerekiyor. Hatta kimi organlar alınarak, organ nakliyle değiştirilerek sorun çözülüyor.

Hastaneler, tıpkı araçların “tamir ve tadilattan” geçirilerek yeniden yürütüldüğü servisler gibi “insan tamirhaneleridir.” Bu işi, tanrısal bir titizlik ve ustalıkla yapanlar da doktorlardır. O yüzden doktorlar insana yeniden hayat veren “yeryüzü tanrılarıdır.” Onun için doktorlara “evvel Allah, sonra sizler” deniyor.

Gelişen tıp bilimi ve teknolojisiyle bugün pek çok ameliyat, kısa sürede, büyük kesiler yapılıp bedene zarar vermeden “mikroskopik cihazlarla, laparoskopik, robotik yöntemlerle, ya da lazerle” yapılıp hasta sağlığına kısa sürede kavuşuyor ve taburcu oluyor.

Hiçbir ilacın, hiçbir iğnenin, hiçbir gücün, hiçbir hokus pokusun iyileştirip gideremediği kalp-damar daralmaları, tıkanıklıkları, durmaları sitentle ya da baypasla, elektıro-şok ve kalp masajıyla doktorların ustalaşmış becerikli ve başarılı elleri-parmaklarıyla tedavi edilip insanlar hayata döndürülebiliyorlar. Katarakt, doğuştan olmayan kulak kepçesi, dünyaya yarık olarak gelen dudaklar, sakat olarak gelen bebeklerin iyileştirilmesi, eli, kolu, bacağı kopmuş insanların pırotezleri… yeryüzü tanrılarınca yapılıyor.

Organ nakilleri, bağırsak, akciğer, karaciğer, böbrek, safra kesesi, pankreas, mide, bel ve kasık fıtıklarının ameliyatları, “evvel Allah, sonra sizler” denilen doktorlarla yapılıyorlar. Tüm bunlar, aklın ve bilimin zaferidir.

Gecesini gündüzüne katarak hastasını yaşatmak için uğraşan, didinen, hastasını her fırsatta yarı gecelerde ziyaret eden, sabahın köründe gelen, hastasının halını, hatırını, ağrısını, sızısını soran ve insanların yaşama tutunması için çırpınan doktorlar ve sağlık çalışanları görevleri başında saldırıya uğruyor, tartaklanıyor, darp ediliyor, öldürülüyorlar. Bu, ne biçim anlayıştır? Değerlerini anlayamayacak kadar zeka ve beyin körlüğünüz mü var?  

Doktorlar ve sağlık çalışanları insanın ve insanlığın sağlık güvenceleridir. Hastaneler can ocaklarıdır. Onlara yakın olmak insana daha bir güven ve huzur vermektedir. Mutlaka doktorlarla, sağlık çalışanları korunmalı, sahip çıkılmalı, “dokunulmazlık hakkı” verilmelidir. Bu ülkede bir askerler uyumuyor, bir de doktorlarla, sağlık çalışanları…

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
teacher 7 gün önce

Bugün Trabzon'da Millet Bahçesi,Botanik Bahçe,Köşk ve Boztepe'nin ulaşımında akülü otomobillerin kullanılması gerekmektedir. Çevreyi ve insan sağlığını korumak için akülü otomobiller gerekir.Neden ? Çünkü akülü otomobillerde ekzoz gazı yok..
Milli ve yerli yakıt olan elektrik enerjisi var....