Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.
Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!...
O halde, YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM!”
Demiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk taaaa Sivas Kongresi’nde…
Bu ülkeyi ülke yapmak için 18 Mart’ta Çanakkale’de insan aklını zorlayacak nitelikte, dünya tarihinin en büyük zaferini ortaya koyan ulu önderimiz ve bu uğurda can veren aziz şehitlerimiz ruhunuz şâd olsun. Sizler vatan uğrunda ölmeseydiniz bizler bugün yaşayamazdık.
Saygı, minnet ve özlemle anıyoruz…
NATO MERMER NATO KAFA…
Asrın manyağı kafaya koymuş, NATO’yu savaşa sokacak.
Pedofili Führer “NATO gelmezse birliği çok kötü bir gelecek bekliyor” diye de tehdit ediyor. Ne diyeceğimi düşünüyorum, belki de NATO’yu bitirmek istiyor. Hani İsrail Türkiye’ye saldırdığında falan NATO olsun istemiyordur, kim bilir?
Ne oldu? Hani İran’ı bir haftada yok ediyordunuz çakma Führer? Aynı akşam çayını Topkapı’da içeriz diyen Churchill, hatta iki ayda Moskova’dayız diyen Hitler gibi.
Koş şimdi NATO kurtarsın seni, sadece Suudi Arabistan yıllık en az 100 milyar dolarlık haraç ödüyordu size, gördünüz işte İran canı neresini isterse orasını vuruyor. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti NATO’dan çıkma pahasına bu operasyona dahil olmaz da, ekip olarak hepinizi öttürür İran. Türkiye olmadan da NATO operasyon yapamaz, sıkar biraz. Niye bize 3 füze atıldığı da böylece belli oldu sanırım…
Manyak, NATO’ya mı sordun savaşa giderken. Savaş bu savaş, gizli adalarda kız çocukları ile oynaşmaya benzemiyor.
Savaş bitene kadar mollaların yanındayım arkadaş, savaş bitince yine mollaları düşman kabul ederim biline…
GELDİK BAYRAMA…
Yaş aldıkça, eskileri bir bir hatırlıyoruz.
Gözümün önünde çocukluğum, biz hep şeker bayramı derdik. Tek eğlencemiz bayramı beklemekti, tek mutluluğumuz heyecanımızdı. Kapı kapı şeker toplardık, oturup yerdik ama ben en sevdiğim şekerleri hep sevdiğim arkadaşlarıma verirdim. İlkokula giderken anneme sormuştum “bu yılda şeker toplamaya çıkabilir miyim?”, büyümüştüm ya utanırım sandım.
Geçen gün bir çocukluk arkadaşıma cenazede denk geldim, “gökyüzü gibi çocukluk” dedi “hiçbir yere gitmiyor…”
Cuma günü bayram, şimdiden herkese sevdikleriyle birlikte nice mutlu, huzurlu ve güzel bayramlar dilerim…
HALKA KAPATILAN İBB DAVASI…
Farkında iseniz önce TRT’den yayınlansın talebi AKP ve MHP tarafından reddedildi şimdi de, o da yetmemiş belli, halka ve milletvekillerine kapatılmış.
Bu resmen davanın siyasi olduğunun ispatı. Tamamen yalan ve iftiralarla, odun gibi gizli tanıklarla oluşturulduğunu ilk günden biliyorduk zaten. Bu iftiralar teker teker daha ilk günden çürütülünce şimdi apar topar halka kapattılar.
Arkadaş, bize de anlatın bizde bilelim, neyi saklıyorsunuz? İddianamede 546 kez “duydum”, 969 kez “hatırladığım kadarıyla” ve 691 kez “miş/muş” ekli. Bunlar bile davanın “delil yetersizliğinden” düşmesine yeter de artar bile.
Şunu asla unutmayın;
Bir devri halk açar, bir devri de halk kapatır.
Tarih, halk hikâyeleri ile dolu olduğunu hatırlatırım…
HİPODROMDAN TENCEREYE…
Bizim gazeteden Yahya uyardı “Gürsel abi, devamlı iktidara vurup duruyorsun, bak CHP’li belediyenin halka yedirdiği etin içinden yarış atına ait çip çıktı. Bunu niye yazmıyorsun?”
Sosyal medyadan da görüyorum bir at eti furyası var, bir bakayım dedim.
Mersin Büyükşehir Belediyesi aşevinden servis edilen kavurmadan çıkan yabancı maddenin, 4 yaşındaki “Smart Latch” adlı yarış atına ait takip çipi olduğu belirlenmiş. Bakanlık incelemesi ve DNA analiziyle atın kesilerek belediyeye “dana eti” diye satıldığı ortaya çıkmış. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer hemen hemen her gün iftarlara katılıyor, iftarda herkese ne yemek veriliyorsa kendisi de, eşi de, belediye personeli de aynı yemeği yemiştir diye düşünüyorum.
Burada CHP’nin ihmali olduğunu düşünen Yahya kardeşime de bir not düşmek istiyorum. Değerli kardeşim, tüm yetki ve denetim sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığı’nda. Yasa öyle diyor. Zaten bu olay vuku bulunduğunda Bakanlık Mersin Belediyesini uyarmış ve belediye da elindeki 213 kilo eti imha etmiş.
Ben buradan atı kesip, sadece Mersin belediyesine değil, tüm Mersin’deki kamu kurum ve kuruluşlarına gönderen firmaya seslenmek istiyorum: Arkadaşlar, hadi atı kestiniz, insan bari o çipi etten çıkarır be kardeşim. Ya vatandaş o çipi yutsa, hayatının geri kalanını at olarak devam edecekti maazallah.
Şampiyona bile saygı kalmadı sayenizde…
BEDAVA PİDEYE KOŞAN DAYILAR…
İçim sızladı benim görünce, sizi bilmem.
Hangi şehir bilmiyorum ama bir yerde bedava Ramazan pidesi dağıtılıyor, dayılar birbirini yiyor. Bir tane alın diye anons yapıyorlar ama dayılar üçer beşer topluyor. Küçük bir izdiham yaşanıyor. Seyredince üzüldüm…
Sadece üzülmedim, şaşırdım nasıl bu durma düştük diye. Bir de dayılar baya baya beleş diye saldırıyor pidelere. Arkasından gelenleri umursayan yok, muhtemelen aldıklarının yarısı bayatlayıp çöpe gidecek. Dört beş tane alanın evde 15-20 boğazı olması gerekiyor. Elinde olsa hepsini alacak dayı. Fakirlik falan değil bu, resmen aç gözlülük.
Nasıl bu durumlara geldik arkadaş, nasıl?
Bir yerde bedava ekmek dağıtılıyor ve insanlar birbirini eziyorsa, orada yalnızca yoksulluk yoktur. Orada karakterin çöküşü vardır bence. Aç olan insan ekmeğini alır çekilir, açgözlü insan elindekini saklar başkasınınkine uzanır.
Düşünüyorum da, 30-40 sene önce böyle miydik?
Saygı, nezaket, anlayış bu kadar az mıydı?
BAKAN IŞIKHAN’IN ZİYARETİ…
Ben hala düşünürüm, niye Sosyal Hizmet Bölümü Başkanlığı yapmış bir profesör nasıl olur da Çalışma Bakanı olur? Bir cevap veremiyorum, neyse zaten ülkede liyakat falan hak getire.
Dün yöremizde imiş bu güzel diksiyon ve ses tonu profesörü, Trabzon’da incelemeler falan yapmış. İnşallah kentte gezdirirken fotoğraf sergisine falan götürmezler dedim kendi kendime. Geçen sene sarayda 1 Mayıs Fotoğraf Sergisi’ni gezerken Reis’in bir fotoğrafını görüp bir el sallaması vardı, montaj falan sanmıştım gerçekmiş. Fotoğrafın karşısına geçince bir el sallıyor Reis’e. Güler misin ağlar mısın bir durum işte.
Bir de “CHP’li belediyeler, önce prim borçlarınızı ödeyin” demesi beni benden öte yapmıştı. Onu dinlediğimde ülkede AKP’li belediyelerin hiç borcu yok sandım, sağolsun.
2026 asgari ücret zammını açıklarken, öyle şeyler söylüyordu ki tam ciddiye alacağım ama birden bir gülme geliyor bana neden bilmiyorum. Bu ramazan fakir aileye iftar ziyaretine gidip arkaya Reis’in reklam panosunu koyunca demiştim ki; böyle başa böyle tarak uyar.
Sizi bilmem ama ben 2026 bitmeden görevden affını bekliyorum, çünkü çözüm odaklı hiçbir çalışmasını görmedik…