Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "2025 Yılı Türkiye İklim Değerlendirmesi" raporu, ülkemizin karşı karşıya olduğu iklim değişikliği gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 220 farklı istasyondan alınan verilerle derlenen rapor, 2025 yılının hem sıcaklık hem de yağış rejimleri açısından ekstrem değerlere ulaştığını kanıtladı. Geçtiğimiz yıl, Türkiye genelinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin çok üzerinde seyrederken, su kaynaklarını tehdit eden devasa bir kuraklık dalgası yaşandı. Vatandaşların ve tarım üreticilerinin bizzat hissettiği bu değişim, bilimsel verilerle de tescillenmiş oldu.
Son 55 Yılın En Sıcak Beşinci Yılı Kaydedildi
2025 yılında Türkiye'nin ortalama sıcaklığı 15,1 derece olarak ölçüldü. Bu rakam, 1991-2020 yılları arasındaki normal kabul edilen ortalamanın tam 1,2 derece üzerinde bir sapma anlamına geliyor. Yılın 365 gününün 268’inde sıcaklıklar normallerin üzerinde seyrederken, 191 farklı meteoroloji istasyonunda maksimum sıcaklık rekorları kırıldı. Özellikle kış mevsiminin bile normalin 0,8 derece üzerinde geçmesi, kar yağışlarının azalmasına ve yeraltı su kaynaklarının beslenememesine neden oldu. Bu ısınma trendi, Türkiye'nin küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler arasında olduğunu bir kez daha gösterdi.
Rekor Sıcaklık Silopi’de: 50,5 Derece!
Yaz mevsimi, 2025 yılında son 55 yılın en sıcak ikinci yaz dönemi olarak kayıtlara geçti. Özellikle Temmuz ayı, 26,9 derecelik ortalamasıyla yarım asırlık dönemin zirvesine yerleşti. Rapordaki en çarpıcı veri ise Şırnak'ın Silopi ilçesinden geldi; termometreler Temmuz ayında 50,5 dereceyi göstererek Türkiye tarihinin sıcaklık rekorunu kırdı. Sıcak hava dalgaları sadece yüksek derecelerle değil, süreleriyle de dikkat çekti. Şırnak, toplamda 34 gün süren sıcak hava dalgasıyla bu alanda ilk sırada yer alırken, Tokat beş farklı dalga ile en sık etkilenen il oldu.
1964’ten Bu Yana En Şiddetli Kuraklık
Sıcaklık artışına eşlik eden yağış azlığı, 2025 yılını son 61 yılın en kurak yılı haline getirdi. Türkiye genelinde metrekareye düşen alansal yağış miktarı 414,9 kilogramda kaldı. Bu miktar, uzun yıllar ortalamasına göre %27,6, bir önceki yıla göre ise %22,8 oranında bir düşüşe işaret ediyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde bazı noktalarda yağışların 250 milimetrenin altına indiği görüldü. Şanlıurfa, Kilis ve Hatay gibi illerde yağış kaybı %60’ı aşarak tarımsal üretim ve su yönetimi için alarm zillerinin çalmasına neden oldu.