Ama hep sormuyor muyuz: Nerede o çocukluğumuzdaki bayramlar? Gerçekten nerede o eski günler? Ne ara böyle oldu; ne zaman bu coşku eksildi?
Çocukluğumuzun bayramlarında hazırlık bir gün önceden başlardı. Evlerde tatlı bir telaş olur, bayramlıklar özenle hazırlanırdı. Bayram sabahı erkenden kalkılır; çocuklar temiz önlüklerini, en güzel kıyafetlerini giyer, büyük bir heyecanla okula koşardı. Bir de tören sonrası pamuk şeker, gofret ya da gazoz alabilecek bir harçlık verilmişse… İşte o zaman bayram, çocuklar için gerçekten “çifte bayram” olurdu.
Şehirlerde ve ilçelerde günler öncesinden hazırlık yapılırdı. Sokaklar temizlenir, meydanlar süslenir, stadyumlar bayrama hazırlanırdı. Herkes en temiz, en özenli kıyafetini bayram günü giymek için hazır ederdi. Bayram sabahı geldiğinde ise yediden yetmişe herkes ellerinde bayraklarla sokaklara dökülürdü. Bando eşliğinde söylenen marşlarla geçen kortej coşkuyla izlenir, ardından kutlama alanlarına doğru yürünürdü.
Köylerde de manzara farklı değildi. Kadın, erkek, genç, yaşlı… Herkes sabahın erken saatlerinde kalkar, işini gücünü bırakır, bayrağını eline alır ve sokaklarda yerini alırdı. Çocuklar öğretmenleriyle birlikte, ellerinde bayraklarla; davul, trampet, klarnet eşliğinde marşlar söyleyerek geçit yapardı. “Düzgün adım, marş marş!” sesleri yankılanırken, izleyenlerin aklına milli mücadele gelir, gözler gururla dolardı. O an, sadece bir tören değil; bir milletin hafızası yeniden canlanırdı.
Öğrenciler yıl boyunca öğretmenleriyle bayram için hazırlanır; bayram günü şiirler okur, marşlar söyler, halk oyunları oynar ve coşkuyla gösterilerini sunardı. Üstelik kimseyi ayrıca davet etmeye gerek yoktu. Herkes bilirdi ki o gün bayramdı. Bu, bir görevdi… Milli bir sorumluluktu. Çocukların neşesine ortak olmak, birlik ve beraberlik ruhunu yaşatmak hepimizin vazifesiydi.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara ithaf edilen ilk ve tek bayramdır. Bu, sadece bir gurur değil; aynı zamanda bir bilinçtir. Bir ulus olmanın, Türk Milleti olmanın şuuru bu bayramla birlikte nesilden nesile aktarılır.
23 Nisan, sadece bir bayram değil; aynı zamanda çocuklara duyulan güvenin, verilen değerin ve yüklenen sorumluluğun en güçlü ifadesidir. Bu bayram, Türkiye’de olduğu kadar dünya çocukları için de barışın, kardeşliğin ve umudun sembolüdür. Farklı ülkelerden çocukların bir araya gelerek aynı coşkuyu paylaşması, aslında geleceğin nasıl olması gerektiğini de gösterir: Savaşsız, adil ve sevgi dolu bir dünya…
Çünkü çocuklar; dil, din, ırk ayrımı gözetmeden aynı neşede buluşabilen, insanlığın en saf, en temiz ortak paydasıdır. 23 Nisan, bu yönüyle sadece geçmişin bir hatırası değil; geleceğe bırakılan en anlamlı miraslardan biridir.
Ne yazık ki bugün dünyanın her köşesinde çocuklar aynı neşeyi paylaşamıyor. Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da ve İran’da… savaşların gölgesinde büyümek zorunda kalan çocuklar; oyun oynayacakları yaşta korkuyla tanışıyor, bayram sevinci yerine siren sesleriyle uyanıyor. Kimi ailesini, kimi evini, kimi de çocukluğunu kaybediyor.
Oysa 23 Nisan’ın ruhu, tüm dünya çocuklarının eşit, özgür ve barış içinde yaşayabildiği bir geleceği işaret eder. Bu nedenle bugün, bayramı kutlarken sadece kendi çocuklarımızın değil; savaşın ortasında sessizce büyümeye çalışan tüm çocukların da sesi olabilmek, onların yaşayamadan kaybettikleri çocukluklarının sorumluluğunu hissetmek zorundayız.
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla, bağımsızlık mücadelesi taçlanmış; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilan edilmiştir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli mücadelemizin tüm kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Bugün Bayram …
Gelin, bu yıl farklı olsun.
Şehrimizi, ilçemizi, köyümüzü, evlerimizi ay-yıldızlı bayraklarımızla donatalım. Türkiye adeta bir gelincik tarlasına dönsün. En güzel kıyafetlerimizi giyelim, bayraklarımızı alıp sokaklara çıkalım. Kortejleri bekleyelim, marşlara eşlik edelim, bu hafta çocuklarımızla birlikte yeniden bayram coşkusunu yaşayalım.
Çünkü bayramlar, hatırlandıkça değil; yaşatıldıkça bayramdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir”diyerek millet iradesinin kararlılığıyla kurulan; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!
“Ne Mutlu Türküm Diyene”