Cumartesi günü Hanife Hatun camisinde 623 Hafızın icazetlerini vermesi nedeniyle düzenlenen törende Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun konuşmasından bu bölüm kaldı aklımda.
Hafız yetiştiren kurslar tehdit olarak görülürdü. Türkiye, 29 yılda28 Şubat öncesi dengesine geldi.
Üniversiteyi birincilikle bitiren öğrencinin başındaki türban, ağzı kapatılarak alınırdı.
Fatih devlet hastanesine mescit açıldı diye Başhekim Posta gazetesinde 9 sütuna manşet oluyordu.
Erbakan hocanın, ‘Taksim’e cami yapacağız” demesi büyük bir bir kriz, gazeteler için sansasyonel bir haberdi.
60 yıllık siyasi ömrü, muhafazakarların oyunu alarak Türkiye’yi yönetmekle geçen Demirel, Anayasayı eline alıyor ve ‘Buna göre hareket ediyorum. Türbanla okumak isteyenler Arabistan’a gitsin’ diyordu.
Bu sözler yıllar sonra kendisine sorulduğunda, ‘Ben darbeyi önledim’ demiş, Sözün ağır kaçtığını da anlamıştı.
Oralardan buraya gelen bir Türkiye.
Çocuklar, Kuran kurslarında hafız oluyor da birinin özgürlüğü mü kısıtlanıyor?
Nereye bakarsak bakalım kimsenin giyimine ve kuşamına müdahale yok.
Erdoğan Bayraktar Bakanımızın yaptırdığı Hanife Hatun Camiindeki İcazet töreninde hem Bakan beyin hem de Büyükşehir Belediye başkanı Sayın Genç’in yaptığı konuşmalar önemli idi..
Arsin Yeşilyalı İlme Hizmet Vakfı ve Çiçekli Kuran kursunun yöneticileri Ahmet Özdemir hoca ile Halil Küçük hoca 28 Şubat sürecinde her hafta Ankara’yı, Milletvekili Av. Şeref Malkoç’u arar ve ‘bir şeyler yapın ve üzerimizdeki baskıyı kaldırt’ diye talepte bulunurlardı.
Ankara’da kapatma davaları ile uğraşmasına rağmen Sayın Malkoç o arada Arsin Kaymakamını sürekli arar ve kurslara baskı yapılmamasını isterdi.
Türkiye geçmişe göre birçok vesayetten kurtuldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilere İmam Hatip Liselerine önem verin, hizmet değerlendirmenizi bu okullara bakarak yapacağım demişti.
Yaptı da.
KTÜ’nün başına eşi türbanlı diye lojmandan çıkmak zorunda kalan Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı’yı atadı. Trabzon Üniversitesinde Hadis ve Fıkıh adamı ilahiyatçı Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu’ya 8 yıl görev verdi.
Fakat, muhaliflere göre, Adalet ve Hukuk konusundaki vesayet sürüyor. 28 Şubat 1997 sürecinde Erbakan, Erdoğan ve arkadaşlarına yapılanlar bugün Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yapıldığı sıklıkla dile getiriliyor.
Vesayet sendikalarda da sürüyor.
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve diğer sendikalara bağlı Genel Başkanlar görevde en fazla 10 yıl kalabilmeli.
İşçi ve emekli ekonomik olarak büyük sıkıntı çekerken, Sendikalar da
Hesap verilebilir olmalıdır.