Doğrudan doğruya bir şirket ya da derneğe para aktarma durumu değil mi bu şimdi diyorlar? Resmen ihale mevzuatına da aykırı, çok açık bir şekilde kamuyu zarara uğratma durumu aşikâr diyorlar.
Yapsa bunu bir muhalif belediye de sabah operasyonuyla alınıp ters kelepçe ile götürürler yeminle diyorlar…
Trabzon basını bununla pek meşgul birkaç gündür, sosyal medya kaynıyor, muhalifler bağırıyor “benim paramla gövde gösterisi yapamazsın…” diyerek.
Ben sadece sayıya taktım Ahmet Başkan, gerisi beni (ilgilendiriyor da) ilgilendirmiyor.
Abi, 6 bin 661 sayısı ne?
Dünyada tek bir kent var, araba plakasına tanrıdan çok inanıyor: Trabzon…
Bu durumda 6161 alacakken niye 6661? 500 tane niye fazla alıyorsun abi?
Rakamlar arasında bile korelasyon kuramayan bir ekibin var Ahmet Başkan, bilesin. Ayrıca Salah bu satışlardan %20 pay alacak diye de bir durum var. Şimdi belediyenin kasasından 30 milyonu ödedin, bu durumda 6 milyon Salah’ın cebine mi gidecek Ahmet Başkan?
İster misiniz İstanbul kulüpleri de bu furyaya uysun. Onlar belki utanır ben haber vereyim.
Ey Beşiktaş Belediyesi, ey Kadıköy Belediyesi!
Şimdi sıra sizde…
19003 ve 19007 forma ile sizi de bu yüce gönüllülüğe davet ediyorum.
Ayrıca da bizim fakir halkın tantanasına da bir şey söylemek istiyorum. Arkadaş alan memnun satan memnun, size ne? Siz makarna yemeye devam…
Not: Bu Salah transferinin hani ismi açıklanmayan gizli bir sponsoru var diyorlar ya, ben buldum dostlar. Sponsor biziz…
ÇERÇEVE YASA ARAYA SIKIŞTIRILDI…
12 Maddelik PKK/KCK sever, ertelemeli salmalı yasa önerisi yüce meclisimize geldi.
Salah’ın transferi kadar konuşulmadı ama zaten meclisin topu da meclise geldiği gün öğrendi.
Devlet abi pek memnun oldu, “Selahattin Demirtaş’ın sürekli halini hatırını soruyorum. Öcalan umuda, Ahmetler göreve, Demirtaş evine dönmelidir” demiş. AKP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR ve Butlancı CHP basmış altına imzayı. Yeni Parti ve İYİ Parti imza atmadı, Yeniden Refah Partisi, yasa teklifinin referanduma götürülmesini istemiş.
Benim anlamadığım DEM Parti daha geçen hafta “Öcalan çıkmazsa biz yokuz” demiyor muydu? Şimdi AKP kurmayları yasada Apo yok diyorlar! DEM fikir değiştirdi de biz mi bilmiyoruz?
Bıraktım TBMM’deki milletvekillerini halkın bile zerre haberi olmadı yasadan. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Ben Yeniden Refah’ın tavsiyesine katılıyorum, sun referanduma bakalım toplumun yüzde kaçı bu yasayı kabul edecek?
Şehit anneleri mi kabul ediyor, asker eşleri mi, kızı oğlu yolu kesilip şehit edilenler mi?
Yasa ile ne oluyor, kim ne olacak, kim nereye gelecek? Kimsenin yapılandan edilenden haberi yok! Ağa ile maraba misali ne yaşıyoruz, ne yaşayacağız Allah biliyor.
Elbette vatan, millet, bayrak ve devlet için faydalı ise diyorum ki yasa başarıya ulaşsın.
Şayet bunun aksi olacaksa Allah sebep olandan, imza atandan iki cihanda da burnundan fitil fitil çıkarsın…
ÖZGÜR ÖZEL’E YAPILAN TEKLİF…
İddiaya göre Kılıçdaroğlu seçime kadar Genel Başkan kalacak, seçimde seçilebileceği (Çankaya gibi) bir ilçeden milletvekili yapılacak ve meclise girdiğinde de meclis başkanı olacak. Özgür Özel ise gurup başkanlığını sürdürecek ve milletvekili listelerini belirleyecek.
Bu teklif CHP milletvekili Gürsel Erol tarafından iletilmiş Özel’e, Kılıçdaroğlu’nun da bu teklifi kabul ettiği aktarılmış. Onun rızası ile size geldim demiş.
Hani Özgür Özel “Arabulucular bana teklif yaptı” diyordu ya, Gürsel Erol aracılardan biri kendisi olduğunu doğruladı şimdi.
Gürsel Erol, Özgür Özel’in bu teklifi “Bu formül ile seçime girersek yüzde 10 oy alamayız” ve meşruiyet tartışması yaratacağı gerekçesi ile reddettiğini açıklıyor.
Görüyor musunuz, bir tarafta ineğini satıp, ayakkabı parasını gönderip, Pazar parasını, harçlığını partiye bağışlayan insanlar var. Diğer tarafta da 13 seçim (mecliste ‘Ana muhalefet partisi’ unvanını da kaybettiği için ben 14 diyorum) kaybettikten sonra hala Meclis Başkanlığı koltuğunun pazarlığını yapabilen bir Kılıçdaroğlu var…
Bu olmayınca iktidarla işbirliğine girip, küçük ortağın yanına kuma gelmeye razı olup ve Alevi Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasının da önü ardına kadar açılmış oldu sanırım.
Ah Kılıçdaroğlu ahhhh…
Erdoğan’ı Mansur veya İmamoğlu ile çok rahat geçerdi bu halk ama geldin dayadın adaylığını bir çuval inciri berbat ettin. Hala derdin koltuk kavgasında, bu memlekette ömür boyu kiracı konumunda olan milyonlarca sosyal demokrat var. Umurunda mı?
Senden fazla da bir şey beklenmez elbette, bak gelir gelmez PKK’lıların salıverilmesi için bastın imzayı.
Ne için orada olduğun belli zaten…
İMAM HATİP’İ BİLE SEÇMEYEN İMAM HATİPLİLER…
Bizim Yusuf Efendinin “Türkiye Yüzyılı Maarif Sistemi” erken çöktü.
Ya Allah’ını seversen “Türkiye Yüzyılı” ile başlayan akademik temelli bir eğitim programı var olabilir mi Yusuf? Ülkenin eğitim modelinin adını herhangi bir saygın üniversitenin hocasına söylesen gülmekten kendini zor tutar. Birde bu tarikat kafasından çıktığı aşikâr modelin metinlerinin yazılması içinde çalışmaktan gurur duyan akademisyenler var ülkemde, bayılmamak imkan dışı. Düşünün gerisini, güya bunlar bilim insanı…
Milli Eğitim Bakanlığı LGS sonuç raporuna bakıyorum, en çok tercih edilen lise türü Fen Liseleri. İmam Hatip Ortaokullarının mezunlarından büyük çoğunluğu İmam Hatip Lisesini seçmemiş! İmam Hatip Liseleri kontenjanı bir hayli boş!
LGS sonuç raporuna göre ilk tercihini İmam Hatip yazan öğrenci sayısı 936. Meslek Lisesi yazan 160, Anadolu Lisesi yazan sayı ise 1.444 Ortaokul öğrencisi. Peki, Fen Lisesi tercih edenler kaç kişi? İmam Hatip Ortaokulundan Fen Lisesi’ne gitmek isteyen öğrenci sayısı 9 bin 463 olarak gerçekleşmiş.
Rapora göre yüzde 5’lik dilimde yer alan 5 bin 697 İmam Hatip Ortaokulu öğrencisinin sadece 1957’si lisede İmam Hatip tercih etmiş. Fen Lisesi tercih eden İmam Hatip Ortaokulu mezunu sayısı 2 bin 317 olmuş.
Gördün mü Yusuf Efendi?
Tarikatlara yaslanmakta fayda getirmiyor, gençler işi biliyor…
BEHZAT Ç’Yİ DE TUTUKLAMIŞLAR…
Ne güzel bir dünya…
Melih’e dokunma ama yüzlerce muhalif belediye başkanlarını içeri tık.
Hani diyeceğim ki tüm muhalif belediyeleri bir sabah topyekûn toplayıp alın da bitsin bu çile, her hafta birini alıp ötekini almayınca pek heyecanlı olmuyor arkadaşlar…
Ya anlamadığım bir şey var, belediyeden bir memur birilerinden rüşvet alıyor (iddiaya göre), başkan- başkan yardımcısı kim varsa tutuklanıyor.
Yav arkadaş aynı hesabı yaparsak evinden tonla altın çıkan DHMİ Daire Başkanı yüzünden de Ulaştırma Bakanı dâhil herkesi örgüt kurma ve yönetme suçundan almanız gerekmiyor mu? (Bakan’dan bir üstünü örnek vermek amacıyla bile dâhil etmedim, komutanıma saygılarımla)
Sevgili dostlar, bakın daha “AKP’li belediyelerde neden rüşvet-yolsuzluk bulunmuyor” maddesine geçmedim bile. Ben sadece tutuklaması yapılmış rüşvet- irtikâp- yolsuzluk hadiselerinden söz ediyorum. Türkiye yargı sisteminde “elemanlarından biri düzenbazlık yaptı, en tepede sen olsan bile alırız” diye bir uygulama yok ki! Şimdi yapılan CHP’li belediye operasyonlarına kadar da hiç yaşanmadı.
O yüzden ne yaparsanız yapın bu operasyonlarını halkta zerre etki yaratmıyor.
Bunların “ya partime katıl, ya içeri tıkıl” politikası olduğunu iyi biliyor halk.
Amirim tutuklanmış, üzüldüm.
Devir değiştiğinde; talimatla hangi ihalelerin kime verileceğine, kupon arazilerin kime haber verileceğine, hangi yandaşlara sosyal yardım dağıtılacağına, personel alımlarında hangi partiliye, yandaş cemaate kadro açılacağına, hangi sosyal etkinliğe hangi yandaş sanatçının çağrılacağına, hangi yandaş şirketten hizmet alımı, hangi yandaş kurum veya medya şirketine reklam vereceğine karar veren üst (akıllı) kimler olduğunu da öğrenmek isteriz.
Sevim koş, Amirimi tutuklayıp yerine demokrasi getiriyorlarmış…
HZ. ÖMER’İN VERDİĞİ DERS…
Hz. Ömer halife iken bir gece ashaptan biri makamına gelir, selam verip oturur. Fakat selamı alınmaz. Hz. Ömer işiyle meşguldür ve sahabe bekler.
Sahabenin yüzüne bakmayan Hz. Ömer işini bitirip mumu söndürür. Bir başka mumu yakar ve o anda sahabenin selamını alır, konuşmaya başlar.
Sahabe sorar “Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve bir mumu söndürüp diğer mumu yaktıktan sonra konuşmaya başladın?”
Hz. Ömer cevap verir “Evvel ki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için, kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra seninle konuşmaya başladım.” Sahabenin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle devam eder; “Ya rabbi! Hz. Ömer’i bizim başımızdan eksik etme…”
Buradan neyi ders çıkarıyoruz?
Ey makam mevki sahipleri, makam araçlarınızda Mercedes’i, Audi’yi falan tercih etmeyin. TOGG’dan şaşmayalım arkadaşlar… (Bu aralar, Belediye Başkanlarının yabancı menşeili araçlara meyil ettiği gözlemlenmektedir. Gülmeyin valla…)