AÇIK  MEKTUP

Abone Ol
Üniversiteler Açılırken,YÖK’e Açık  Mektup

Üniversiteler Ve Adaletsizlikler
Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Türkiye Cumhuriyeti’nin 1982 Anayasası ile belirlenen yüksek öğretim sisteminin temel esaslarına göre oluşturulan Anayasal bir kuruluştur.
YÖK’ ü, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) nün eski rektörü, YÖK eski başkanı Prof.Dr. Kemal Gürüz döneminde çok yakından takıp ettiğim önemli bir kuruluştur.
Dönemin Milli Eğitim Müsteşarı, YÖK üyesi rahmetli Bener Cordan ve Prof. Kemal Gürüz ile; gazeteci-bürokrat olarak çok anılarımız vardır.
YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç, çok değerli bir bilim insanıdır. Çalışmaları takdire şayandır.
Kurul yönetiminde; yakından tanıdığımız, üstün niteliklere sahip; Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, eski rektör ve ÖSYM başkanı Ömer Demir, Maliye Bakanlığı müsteşarı Abdullah Kaya ve Emin Zararsız başta olmak üzere çok değerli, üst düzey bürokratlar görev yapmaktadırlar.
 
**
Önce kısa bir not. Prof.Dr Ömer Demir, Trabzonlu hemşerimizdir. Sosyal Bilimleri Üniversitesi’nin kurucu rektörüdür. Ulus’taki tarihi Sümer Holding ve Gümrük Bakanlığı binaları başta olmak üzere birçok yerleşim alanını üniversiteye kazandıran kişidir.
ÖSYM başkanlığı döneminde de çok radikal değişiklere imza attı. Kendisinden önceki yanlışlara geçit vermedi, şaibelerinin üzerine gitti. Önemli yaralara parmak bastı.
Ve kendisinden kaynaklanmayan, muhtemelen kurumdaki eski kalıntıların marifetleri olan (ÖĞRENCİ YERLEŞTİRME HATASI) bir hata yüzünden istifa etmesini bilen” istifa müessesesinin” var olduğunu gösteren yiğit Karadenizlidir.
***
Gelelim konumuza.
35 yıllık gazeteci ve üst düzey bürokrat olarak tecrübelerim vardır.
Ayrıca Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 12 dönem “ Misafir Öğretim Görevlisi “olarak, üniversitelerle ilgili tecrübelerim vardır.
Üniversiteler açılırken, başta YÖK Başkanı ve çok değerli YÖK üyelerine kişisel değil, öğrencilerin istek ve şikayetlerini takdirlerine sunmak istiyoruz.
BİR: Öğrenci ders seçerken, ister “Zorunlu”,ister “Seçmeli” olsun, hocaya göre seçiyor. Sonuçta öğrenci seçtiği hocayla değil, o hocanın asistanları ile muhatap oluyorlar. Yakından tanıdığım rektör ve değerli hocalarım var. Görevini yapanları saygı ile ayrı tutuyorum.
Üniversite, Fakülteler hatta hocaların isimlerini verebilirim. Birçok Prof ve Doçent kadrosunda olan hocalar, listede görünüp sınıflarda görünmüyorlar. Bunların denetimlerini dekanlar aracılığı ile yapılabilir.
Kimse kusura bakmasın, listede görüneceksin, derse girmeyeceksin öğrencileri asistanların eline bırakacaksın, kendin özel bürolarda değişik unvan altında para kazanacaksın. Öğrencilerimizin gelecekleri, yeni mezun olmuş, asistanların eline bırakılacak kadar ucuz değildir. Herkes görevini yapacak.
***
İKİ: Birçok Üniversitelerdeki Müzik, Resim ve Beden Eğitim Bölümlerine ”Özel Yetenek” sınavı ile öğrenci alınmaktadır.
 Görünüşte her şey normal. “Minareyi çalıp kılıfı uyduruluyor”. Birçok yer de, bu sistem ticari rantta dönüştüğü söyleniyor.
Hocalardan, yüksek fiyatla,  özel ders alanlar komisyonlarda korunuyor. Nasıl, niçin? Demeyin. Hepimiz bu yöntemi biliyoruz.
Öğrenci gizliden ders alıyor, yüklü ücret ödüyor, hocası de komisyonda olmasa bile, komisyondaki arkadaşına rica ediyor.”Al gülüm, ver gülüm”.Bu sistemi, merkezi sistemle çözülmeli, yeteneği olmayan öğrenci zaten barınması mümkün değildir. Merkezi sistemle çözülmeli.
***
ÜÇ: Yüksek Lisans öğrenci alımları tam bir rezalet. Komedi, tiyatro Şöyle anlatalım.
 Öğrenciler Yüksek Lisans başvurularını Enstitü müdürlüklerine yapıyorlar. Şartları tutanlar, puanlama sistemine göre liste yapılıyor.15 kişi alınacak bir bölüm için; üç katı olan 45 kişi sözlü sınavına çağırılıyor.
 Sözlü sınav ise, ilgili fakültelerdeki branş hocalar tarafından yapılıyor. Listenin başında olan yüksek puanlı örenciye düşük not verip elersin, yedek listenin en sonundaki referanslı öğrenciye yüksek puan verip kazandırırsın. Sistem böyle işliyor.
Allah aşkına!… Öğrenci yüksek not ortalaması ile okuldan mezun oldu. ALES’ ten ve istenen yabancı dilden yüksek puan alarak listenin başı oldu. Okulda nasıl sınav yapılıyor, ya da bu sınava gerek duyuluyor ki, başarılı öğrencilerin hakları yeniyor.
Merak edenler için; Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü Fakültesi, Ağustos sonunda yüksek lisans için 15 öğrenci aldı. Sınava girenlerden, hocaların korosunda enstrüman çalacak kadar başarılı öğrenci, listenin ortalarındayken iki yıldır kazandırılmıyor. Yedekten, en son sıradan, yanı 45. Sıradaki kazandırılıyor. Adaletiniz bu mu Müzik Bölümü.
Gazi Üniversitesi rektörü Prof.Dr. İbrahim Uslan, ile ilgili üstün niteliklerini daha önce yazmıştım. Rektör beyden ricamız, bu bölüme bir el atmalıdır. Başka konulardan da kazan kaynıyor.
***
DÖRT: Daha önceleri Yüksek Öğrenim Kurumu tarafından not ortalaması sistemi ile atanan araştırma görevlileri vardı. Öğrenci YÖK’e başvuru yapıyordu. YÖK’te ihtiyaca göre, yüksek puanlı öğrencilerin atamasını yapıyordu. Bu sistem kalktı. Yeni yöntemin nasıl işlediğini bilmiyorum. Dekanların taleplerine göre atama yapılıyor ise yanlış bir yöntemdir. Herkes kendi çevresindekilerin önerecek, haksızlıklar yapılacak.
BEŞ: Bu arada, Profesörlüğü gelmiş çok değerli hocalarımıza dekanların ve rektörlerin yakınlık derecesine göre kadro ilanları yapılıyor. Yanlış bir uygulama. Bütün fakültelerdeki hocalarla dekanlar arasında sorunlar yaşanıyor. Ve bazı dekanlar bunu koz olarak kullanıp kadroyu istemiyor. Şimdilik isim vermiyorum.
Son notumuz şu:
Öğrenciler, sınav sonuçlarına itiraz edebilmelidirler. Evet itiraz yolu var, ancak göstermelik.
Bölüm başkanı sadece maddi hata olup olmadığına bakabiliyor. Sonrası hoca ne derse o.
Yanı bir hoca isterse 100’lük kâğıda 10,10’lük kağıda 100 verebiliyor. Hoca isterse” sen misin itiraz eden” deyip, öğrenciyi yıllarca süründürebilir.
Hele de bazı hocalarımız ve asistanlarımız var ki, Allah öğrencilerimizi onların şehrinden korusun.
Kısaca öğrencinin itirazlarını, aynı branştan başka iki hoca inceleyecek düzenleme getirilmelidir.
Üniversitelerde yaşanan bu sorunları değerli YÖK başkanı ve Üyelerine duyurulur.