AĞACIN GÖLGESİNİ SULAMAK

Abone Ol

Teknik Direktörümüz Abdullah Avcı’nın Galatasaray yenilgisinden sonra yaptığı açıklamada söylediği sözler, Trabzonspor’un bugününü durumunun çok açık ve net özetidir..

Ne demişti Avcı: Trabzonspor takımı hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmez. İki sıfır geride olsak da, daha tepkili, daha fazla oyun disiplinine sahip, daha fazla üreten, pozisyona giren bir takım olmalıydı. Bunu asla kabul etmiyorum. Burası Trabzonspor…

Merhum Özkan Sümer büyüğümüz de 3 yıl önce Adnan Sungur arkadaşımıza verdiği bir röportajda şunları söylemişti: “Takım dediğiniz şey, oyuncuların kalitesi üzerinden düşünülmemesi gerekir. Duyguda, düşüncede, anlayışta, heyecanda, birlikteliğin ve birbirine yakınlığın ve yatkınlığın, bir tamamlayıcılık değeri olması gerekir. Hem Türkiye’de transfer, menajer marifeti ile süslenen, abartılan oyuncular ve sonucunda kulüplere katılan isimler olarak anlatılabilir. Buradan da kaliteli bir takım ve lig çıkmaz”

Bir türlü anlamak istemediğimiz de bu zaten.

Sırf taraftar istiyor diye yapılan bünyeye uymayan transferlerle, hem Trabzonspor’un ruhunu kaybettik hem de güç bela bulduğu ekonomik kaynakları heba ettik..

Yani, merhum Özkan Sümer Abi’mizle yıllar önce yaptığım bir TV programında kullandığı şu ifade güncelliğini hiç yitirmiyor;

“Ağaç dururken gölgesini sulayarak büyümesini bekliyorlar.”

Tabi böyle deyince birileri hemen atlıyor;

“Ne yani transfer yapmayalım mı, hep bizim çocuklar mı oynasın?

“Bu yerel kafalarla bir yere varılmaz”

Değil elbet..

Tabi transfer yapalım da..

Sörloth, Hugo, gibilerini bulalım..

Hadi öylesini bulamadık en azından oynamadığında yokluğu hissedilen, oynadığında sana büyük katkı yapan oyuncuya verdiğimiz paranın iki mislini yedek kulübesine bile zor girenlere, onu bile beceremeyenlere vermeyelim.

Verip de, dengeleri  hepten bozmayalım..

Ve de rakip takım hocalarından maçlardan sonra şunları duymayalım.

‘Bizim için çok kolay maç oldu.’

TARAFTARLIK DEĞİL REZİLLİK!

Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’a mağlup olduğu maçtan sonra Bordo-Mavililerin Trabzonlu orta saha oyuncusu Abdulkadir Parmak’a eşi üzerinden kullanılan çok çirkin ifadeler büyük tepki çekti. Yenilginin verdiği üzüntüyü yaşarken bir de böyle bir terbiyesizlikle karşılaşan genç futbolcunun morali de iyice bozuldu.

Böyle bir rezilliğe sebep olan kişi taraftar  olamaz, Trabzonsporlu hiç olamaz. Bu alçaklığın adı da en hafif ifadelerle; terbiyesizliktir, rezilliktir, kepazeliktir..

Yuh olsun, yazıklar olsun..

O DA BİŞE Mİ HOCAM!

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Taner Yüzgeç,  bir tane bile fizik, matematik, kimya sorusu yapamayıp sıfır çeken öğrencilerin dahi mühendis olduğunu bu nedenle inşaat mühendisliği fakültelerinden “riskli mezunlar” çıktığını söyledi.

O da bir şey mi Hocam, biz de neredeyse topun yarım metre dışarı çıktığını göremeyenler hakem olup Süper Lig’de maç yönetiyor, iki adımdan değil gol atmak 7.32 metrelik kaleyi bile tutturamayanlar yıldız golcü! olup milyon Euro’luk transferler yapabiliyor!

OY KORONA KORONA

Ankara'da yeni tip korona virüs salgınına karşı vakaların tespiti ve takibi amacıyla kurulan filyasyon ekipleri, testi pozitif çıkan bir kişiyi tedavisini planlamak için evine gittiğinde sokak düğününde halay çekerken bulmuş.

Hadi bizim Temel olsa ,”Oy korona korona aldın beni horona” türküsüyle oynardı da, bu neyle tepinmiş?

‘Arasa da beni doktorların alayı.

Ölsem de bırakmam ben bu halayı mı?

Ekiplerin yerinde olsam böylelerine bir türkü de ben söylerim:

Kimse demesin bulaşmaz bana korona,

Kapınca virüsü görür, korona nasıl kor ona!

TRABZONSPOR’UN TOPU

Sabahın köründen akşamın karanlığına kadar Ziya Bey’de top oynadığımız ergen dönemlerde bir maçta topumuz bitişikteki Ongan’ların bahçesine düştü. Hemen fırladım duvara köpeğin bağlı, bahçıvanın da ortalıkta olmadığını görünce atladım. Sağa, sola, havaya baktım topu gördüm, ağaçta. Birkaç düşen portakal, taş alıp attım topa. Kafama bir şey vurdu top düştü zannettim, yoo bizim top yerinde. Telaşlandım, ‘acaba duvar mı yıkıldı’ dedim, bir de ne göreyim,  gıcır, gıcır siyah beyaz kareli bir top az ileride sanki ‘Onu bırak beni al’ dercesine gözümün içine bakıyor!

Tabi bizim soyulmuş, yamulmuş eskisine kim bakar, kaptığım gibi bu topu bir çırpıda duvarı aştım.

İyi de bu topla nasıl oynayacağız?

Malzemeci Kuş Mehmet (Yazıcı) oralardan ayrılmıyor. Meğer bir gün önce Trabzonspor'un idmanında bahçeye bir top gitmiş bulamamışlar.

Topu aldık, Sezer Apartmanı’nın yerinde o zamanlar kamyon kasalarının yapıldığı, tamir edildiği büyük bir garaj var. Bitmiş yağlı boya kutularından topladık, dibinde kalan boyalarla topun her karesini ayrı bir renge boyadık.

Güya Mehmet Abi görürse topu tanımayacak.

Ancak boyaları vurduktan sonra topun havası kaçtı bir daha da şişmedi.

Yani hevesimiz kursağımızda kaldı, o topla oynayamadık.