Ak Parti adına iş yapar gözüküp, hiçbirşey yapmayanlar, çok!
Yurtdışından bir beceriksizlik örneği vereceğim burada ki Mayıs ayından bu yana uyarıyordum hep böyle şeylerin olabileceğini tahmin ederek.
Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı seçmenine gönderdiği mektuplar yine sabote edildiler geçen referandumda Genel Başkan Binali Yıldırım’ın mektubunda da olduğu gibi. Finlandiya dahil birçok ülkedeki seçmene oy atma işlemleri bittikten sonraki haftalarda mektuplar ulaşmaya başlandı ve ekte Helsinki’ye 21 Haziran günü varan mektubun son sayfası var (24 Haziran seçim gününden sonra gelenler de var). Helsinki'de oy atma 17 Haziran günü bitmişti. Mektuplar yurtdışında postaya verilirken seçmene geç gitmesi ayarlanıyor gibi bir durum var ki onbilerce Avro'luk postaya verilen para da çöpe gitti!
16 Nisan 2017'deki Anayasa Referandumu'nda da oy atma işlemi bittikten yaklaşık 10 gün sonra Ak Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım’ın mektupları Finlandiya’daki seçmenlere ulaşmıştı ki bunu da yine yazmıştım (Türkiye'de de oy verme işlemi bittikten sonra gelmişti mektuplar). Yine oy atma işlemi bittikten sonra Finlandiya'da, İsveç'te ve birçok ülkede mektuplar seçmenlerin adreslerine vardı ve bu hafta da devam etti Türkiye'de de oy atma işlemi bittikten sonra..
Bu arada bana Finlandia'da şimdiye kadar hiçbir zaman mektup gelmedi ki Almanya dahil birçok ülkede de gitmeyen çok kişi var.
Dostlar alış-verişte görsün misali az sayıda mektup postaya verilmiş ya da verilmiş gösterilmiş ve bu seçmene mektup işi yine sabote edilmiş. Yurtdışında bir mektubu postaya doğru-dürüst atamayacak kadar bir organizasyonu var Ak Parti'nin. Ak Parti’yi Avrupa’da toplantı yaptıramayacak hale getirenlerin de milletvekili adayı yapılıp, Meclis'e sokulmaları da ilginç ki 13 Mayıs 2018 tarihli bu Facebook'taki yazımda “Bunlar aday yapmayın” diye uyarmıştım: ( bkz. Www.facebook.com/yakup.yilmaz.fi ). İyi organize olsa 'Cumhur İttifakı'ın yurtdışındaki oy oranı yaklaşık yüzde 70 olurdu (60 aldı).
Katılım daha fazla olur ve kolayca daha fazla oy alırsın, bu da yurtiçindeki oylara etki ederek daha fazla milletevkili çıkarılmasına da etki ederdi.
Hâlâ yurtdışında yine geçen yıldaki referandumda olduğu gibi aynı yerinde sayıyorsun ve önceden söylediğim gibi organize yapmayı emanet ettiklerinin hatalı davranışlarıyla da seni Avrupa'da toplantı yapamayacak hale gelmiş.
Bunlar, sorsan güya Avrupa'da yaşıyorlar! Saat 22'den sonra sokağa çıkıp kutlama yapılamayacağını da bilmeyip, bulundukları ülkelerin görevlilerine Donkişotluk yapıyorlar. Polis, ülkesinin Cumhurbaşkanı'na da o saatte sokaklarda gösteri izni vermez. Finlandiya'dan bilirim. Türkiye ile karıştırmamak gerek. Saat 22'den sonra diretirsen gösteri yapmaya veya kalabalığı dağıtmamaya, olmadık şeyler de başına gelir. Hepten yasak da!
Neden karşındakine sana hamle yapma fırsatını veriyorsun yasalarını çiğneyerek?
Yasalara saygılı bir şekilde hareket et, kimse dokunamaz. Dokunursa da hakkını kolayca ararsın.
Gece saat 22'den sonra kafana göre sokaklarda kornalarla ortalığı ayağa kaldır; yürüyüş eylem veya kutlama yap. Yasak var ve yasağa uymamanın cezası da. Düşmanlarına da fırsat verdin. Bunun buraya varacağını göremeyecek öne çıkanlarla Ak Parti devam etsin, bunlara daha iyi makamlar versin.
Sonuç; Bosna'ya kadar gerile. Başka bir ülkede toplantı yapma şansın kalmadı Avrupa'da. Ak Parti yurtdışında organize olarakyok gibi! Birileri sadece birşeyler yapar gibi görünüyorlar.
Böyle patırtılarla Türkiye'deki medyada öne çıkıyorlar.
Mektubu yurtdışındaki seçmene ulaştır, millet gelir.
Seçmen kağıdı zaten yurtdışındaki seçmene YSK'dan ulaşmıyor.
Oy atma hakkının yurtdışında olduğunu, nerede nasıl oy atılacağını bilmeyen de çok.
“Seçmen kağıdı gelmedi” deyip, oy atma hakkının varolduğundan da habersizleri bu mektup haberdar ediyor! Bu yurtdışı seçmenin adresine giden mektup, bu sorunu da pratik olarak çözüyor. Bu yurtdışındaki seçmene mektup gönderme fikrinin mucidi benim ki ilk kez 2012'de katıldığım Helsinki Belediye Meclis Üyeliği Seçimleri'nde, adreslerini bulduğum Türk seçmenlere göndermiştim (Finlandiya'da adaya oy veriliyor). Partim, bu fikrimi çok beğenmişti. 2015'te Şeref Malkoç Bey'in yardımıyla da Ak Parti'de bunu harekete geçirdik (Şeref Malkoç Bey ile uçaklarda anons, oy atma saatlerinin uzatılması gibi bir çok konuda bilgi akışında bulunduk o zaman).
2017 ve 2018'de de Ak Parti ile irtibata geçip, mektupları gönderilmesi için yine uğraştım. Ve bu yıl geç kalınmaması için, uyarı da yaptım ki geçen yıl olduğu gibi olmasın..
Bu mektup çok kolay bir seçim propagandası. Dünyanın en ücra bir yerindeki vatandaşın evine kendisine hitaben bir mektup gidiyor. Vatandaş, oy atma yerinin mesafesi çok uzak olsa da, bu onurun karşılığını vermek için gitmeyi düşünmese de sandığa, gider ve oyunu atar. Mektubun vardığı ülkelerde de fark çok açık gözükür.
Yurtdışında gördüğümüz kadarıyle ülkelerin kendi seçimlerinde Türkiye'deki gibi seçim mitingleri de yok. Artık tekonoliji kullanılıp, seçmene ulaşmak gerek.
Mesafe büyük ve seçmen de dağınık.
En kolayı seçmene mektup veya mesajlarla uğraşmak. Şunu da belirteyim; Ak Parti adına yurtdışında öne çıkanların çoğu menfaat peşinde. Sandık görevlisi olarak birkaç günde elde ettikleri hasılat için bile göstermelik Ak Partili olanları bile var. Hatta aralarında oy vermeyip, partili gözükenler de! Şu mektupları postaya vermek zor muydu? Postaya verirken “Şu tarihten önce adreslere varmalı” diye ön şartla da verebilirsiniz. Çok kolay.
Eğer mektuplar zamanında adreslere varmazsa paranı da geri alırsın.
İşi bilen işin başında olmalı ve art niyetli de olmamalı. Bu kadar emek ve bu kadar para çöpe! İçerdeki Kripto Fetöcüler mi yaptı bunu? Bosna’da toplantı yapacak hale getirip, Avrupa’dan Ak Parti’yi attıran UETD’yle bu iş olmaz! YTB ile de!
15 Temmuz 2015'den sonraki yazılarımda hep yazdım ki arşivde de var. Ben dedim, ben işittim! 2017 referandumunda bu mektupları becerip gönderemeyenlere neden bu mektupları gönderme görevini yeniden verdiniz?
Bir oyun bile önemli olduğu bir seçim! Beceriksizliğin ödülü de; vekillik, koltuklar ve makamlar! Ben, bunların bu işi yine beceremeyeceklerini tahmin edip, çok uyarmıştım önceden!
Gönderilen mektubun içeriğinde de eksik vardı. 7-24 Haziran 2018 tarihleri arasında gümrük kapılarında oy atılabiliyordu. Türkiye'de bu tarihlerde tatilde olacaklara da, tatil yaptıkları yerlere en yakın havaalanı, liman veya sınır kapısında gidip oy atabilecekleri belirtilmeliydi mektupta.
Bunu bilmeyen çok. Ben, birçok kişiye bu şeklide oy attırttım ki bilmiyorlardı bunu. Sadece giriş-çıkışlarda oy atabilecekleri vardu kafalarında.
Seçimde yurtdışında bölge oluşturulup, her parti bu bölgeden milletvekili adaylarını gösterseydi; çok daha fazla katılımın olduğu ve renkli bir seçim çalışmaları da yurtdışında olurdu.
Yurdışı seçmenin seçme hakkı var seçilme hakkı yok ki en az 30 milletvekili ile Meclis'te temsil edilmeliydiler.
Bu da gelecek seçimlere kadar yoluna koyulmalı.
YSK'ya da sözüm var;
Yurtdışında oy atılacak sandıkları seçmene en fazla 300-400 km uzaklığa kurmak gerek.
Örneğin Helsinki, Finlandiya'nın en aşağısında, sahilde. 1 350 km uzaklıkta yaşayanlar da var (Edirne -Kars gibi). 300-400 km uzaklıktaki Helsinki'ye gel-git 600-800 km yolculuğu oy atmak için göze alabiliyor. Diğerlerine zor.
İlaveten, her ülkeye göre oy atma günlerinin seçiminde dikkatli olunulmalı. Devamlı yazdım; Finlandiya'daki yurtdaşlarımızın işlerinin en yoğun Cumartesi ve Pazar günleri. Bu günler yerine bir gün ya Cuma ya da Pazartesi günü olacak şekilde iki gün arka arkaya oy atma olabilir. Bu yapılsa, daha fazla oy atan olur.
Daha çok tavsiye edeceklerimiz var ama ...,
Kalın sağlıcakla,