Akşener’in Pişmanlığı

28 Mayıs seçimleri birçok dengeleri değiştirdiği, geçmişte yaşanan pişmanlıkları gündeme getirdiği, İstanbul ve Ankara seçimlerine İYİ Parti’nin verdiği desteğin pişmanlığını gün yüzüne çıkardı.

Abone Ol

Seçimlerden sonra İYİ Parti ve CHP’de genel başkanları tartışmaya açarken, Kemal Kılıçdaroğlu gemiyi limana getirene kadar dümende olacağını söyledi.

Ama limanın neresi olduğunu kimse bilmiyor.

Direniyor

Değişim istiyor ama kendi değişimini kendi yapacak.

Genel Başkanlık seçimine gitmeyecek yani olağanüstü kongre kararı almayacak ancak MKY’yı değiştirerek seslendirilen değişimin yapıldığını düşünüyor.

Oysa öyle bir durum söz konusu değil.

Seçimlerin mağlüplerinden biri de İyi Parti olmuştur.

Genel Başkan Meral Akşener ben tartışılana kadar partim tartışılsın, parti içinde her şey tartışılsın diye olağanüstü genel kurula gitti.

Hem de öyle hiç uzatmadan

Üç beş gün içinde partisini toplayarak olağanüstü genel kurulunu yapıp yeniden genel başkanlığa seçildi.

Demek ki liderlik özelliği vardır.

Tek harekette genel kurulunu yaptı, parti üzerindeki etkinliği hala var.

Kılıçdaroğlu istese de yapamaz ama Akşener tek çağrıyla olağanüstü genel kurula gitti.

Partinin güvenini aldı.

Partililerin güveni olmaya devam etti.

Artık o tartışılmayacak.

Kimse de konuşamayacak.

Konuşmak isteyen veya kendisini başarısız bulan genel kurulda kendisine rakip olur seçime girerdi.

O da olmadığına göre artık kimseye konuşma hakkı vermedi.

50 Kişilik Merkez Karar Yürütme Kurulu’nu da oluşturmuş.

Bir süredir aralarında soğukluğun olduğu Koray Aydın’ın 50 kişilik parti yönetiminde yer almadığı görüldü.

Önümüzdeki günlerde partiden kopmalar olabilir.

Meral Akşener genel kurulda esti gürledi.

Kendi öz eleştirisini yaptı.

Yaptığı hataları avazı çıktığı kadar haykırdı.

CHP’den o 15 milletvekilini almayacaktık dedi. Pişmanım, pişmanım çok pişmanım dedi.

CHP’den ödünç 15 milletvekilini istemese hayatının en büyük pişmanlığı olarak değerlendirdi.

Çünkü o süreçten sonra CHP’nin etkisinde kalıp kendi yolunda savaşmadıklarını söyledi.

Bir nevi savaştan kaçtık demeye getirdi.

Lider geleceği gören kişidir.

O zaman 15 milletvekilini almayacaktınız ve savaşmayı seçecektiniz Meral hanım.

Bundan sonra bunun pişmanlığı size ne getirir ne götürür bilemeyiz önümüzdeki günlerde artısını eksisini göreceği elbette.

“Beni en çok hüzünlendiren, en çok üzen, ne oldu biliyor musunuz? İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı. Efendim bilmem neredeki seçimi biz değil HDP kazandırdı. Yuuh Muhh yok bugün hesaplaşıyoruz. Hesap veriyorum hesap soracağım sonra. Artık bu partide şımarıklık bitmiştir. Hadsizlik bitmiştir, saygısızlık bitmiştir. Herkes haddini bilecek. Sonra çok ilginç oldu biz hariç herkes kazandı. O gün gördüm ki İYİ parti belli bir kesim tarafından tehdit görülen sadece iktidar değil muhalefetin bir bölümü de kanaat önderleri, tanzim edicileri tarafından tehdit görülen bir parti olmuştur. Anladım ki İYİ parti milletin partisidir. Savaşacağız, savaşacağız, savaşacağız.”

Akşener bu konuşmasıyla parti için ve parti dışı hesaplaşmanın bittiğini CHP ile de yollarının tamamen ayrıldığını ifade etti.

Kendi yağımızla yarışacağız demek istedi.

Bence Meral hanım en iyisini yaptı.

Ne parti içinde ne de dışındaki bütün tartışmalara noktayı koydu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da öyle yapmalı.

Olağanüstü genel kurula gidip herkes eteklerdeki taşları dökmeli, hesaplaşmalı bitmeli ve tertemiz bir yönetimle yerel seçimlere hazırlanmalıdır.

Tartışılmayan bir genel başkanla seçime girmeli.