AKYAZI BALI!
2007 yılındaki seçim mitinginde Başbakan Tayyip Erdoğan, Atatürk alanında yaptığı konuşmada “Trabzonspor’a Stad yapacağız’’sözünü vermişti. Trabzonspor’un daha modern bir stadyuma kavuşması için Akyazı’ya bir stadyum yapılması gündeme gelmesiyle birlikte
Trabzonspor’a Stad yapacağız’’sözünü vermişti. Trabzonspor’un daha modern bir stadyuma kavuşması için Akyazı’ya bir stadyum yapılması gündeme gelmesiyle birlikte taraftar oldukça umutlanmıştı. Zira, bu sözü veren bizzat Başbakanın kendisiydi.
Trabzon’a 2007 yılında vaat edilen Stadyum bir türlü bitmek bilmedi.
Aradan yaklaşık 7 yıla yakın bir zaman diliminin geçmesine rağmen stadyumun yapılacağı dolgu alanı ancak tamamlanabildi.
Oysa, düşüncelerinde dahi yeni Stadyum gibi bir proje olmayan kulüpler şu anda karşılaşmalarını yeni stadyumlarında oynuyorlar, Trabzonspor ise daha stadyumunu bekliyor.
Üstelik Başbakan Tayyip Erdoğan da bu projeyi sahiplenmesine rağmen! Türkiye’de Stad yapılacaksa, akla gelen ve ilk Stad yapılması gereken şehir futbolun beşiği olan Trabzon olmalıydı. Fakat durum ortada, anlayacağınız; Trabzonsporlu seçmenler Akyazı Projesi vaadiyle bir güzel avutuldu. Trabzon’daki taraftar oyları önemli bir etkendir. Yani anlayacağımız dilden; “Akyazı Projesi” iki genel seçimde ve bir yerel seçimde iktidarın “oy” sofrasında meze oldu.
AK Parti iktidarı 2007 yılından bu yana, genel ve yerel seçimler öncesi Trabzonsporlu taraftarlarının oylarını alabilmek için Akyazı projesi kartını sürekli kullandı.
Her seçim döneminde çeşitli mazeretler uydurdular, yok dolguydu, sondajdı, kazık çalışması idi derken artık temel atmaya kadar geldik nihayet.
Başbakan yeniden talimat verdi; Akyazı Projesini seçime hazırlayın.
Hafta sonu elinde bir parmak bal taraftarın karşısına çıktı.
“Bu stad bizim Trabzon’a sözümüzdü. Tüm zorluklara rağmen sözümüzün ardında durduk” dedi.
Stad inşaatına bugün bir kamyon daha harç döküldü. Yeniden sözler verildi. “İnşallah 2 yıl sonra da açılışını yapacağız” dedi.
Temennimiz açılışı 2023'u bulmamasıdır.
Bakalım Akyazı stadını açmak bu iktidara ve Başbakan'a nasip olacak mı?
Tesadüfe bakar mısınız; önümüzde de seçimler var,
Yani Trabzonsporlu seçmenler bir kez daha seçimlere meze olacak gibi gözüküyor.
Bu ancak Trabzonluların yeniden bu siyasi oyuna gelip gelmeyeceğine bağlıdır elbette.
Sayın Başbakan verdiği sözü zamanında yerine getirirse Trabzon şehri onun için yıkılmaz bir kale olur. Umarız ki verilen sözler havada kalmaz. Sahi şu Afyon Stadyumunu Trabzon'dan önce yapmaya kalkmasınlar? Neyse biz yine Projemizin mutlu sonla bitmesini beklemeye devam edelim.
RTT Erdoğan Ve Cemaat Kavgası
Başbakan Tayyip Erdoğan’la Gülen Cemaati arasında hükümetin dershaneleri kapatma projesiyle ilgili büyük bir kavga var.
Esasen bu kavga Başbakanın en gözde bürokratı Hakan Fidan, hem İsrail tarafından hem de içerdeki bazıları tarafından ayan beyan harcanmak istenmişti. Fakat bu plan Başbakan tarafından bizzat kendi ilgilenerek engellemiştir.
Nitekim MİT Müsteşarı’nın Başbakan tarafından sağlama alınmasından sonra başta emniyet olmak üzere devlet içinde tasfiye, kızağa çekme operasyonları başlatıldı.
Böylece iki taraf arasındaki kavga iyice büyüdü, su yüzüne vurdu.
Özellikle Gezi’den beri şiddetlenen kavga, hükümetin dershaneleri kapatma projesiyle kamuoyunda ayyuka çıktı.
Cemaat’in yargıdaki, emniyetteki, istihbarattaki etkinliği fazlasıyla derine gidiyordu. Fidan’ı harcama girişimi olayı bu bakımdan çok ciddi bir işaretti, hatta bir tür darbe girişimiydi; AK Parti, Cemaatin devlet idaresi içindeki faaliyetine dur demenin zamanı geldiğini gördü.
Eğitimi, adeta dershane mecburiyetinden kurtarma fikri doğru fikir olmakla birlikte, AKP-Cemaat kavgasının hangi noktaya geldiğini gösteriyordu.
Görünen o ki; cemaat seçim öncesi Erdoğan’a üstü kapalı tehditlerde bulunuyor. Şahsen ben cemaat mi Tayyip Erdoğan mı tercihinde kalsam Erdoğan derim. Tayyip Erdoğan hiç değilse içinden geleni söylüyor, bu cemaatçiler ise sürekli farklı bir örgütlenme içindeler. Arkalarında Beyaz Saray var.
Şimdi bir Başbakan düşünün dört ay sonra yerel seçimler, daha sonra da genel seçimler yapılacak olmasına rağmen, çok büyük risk almış durumda. Düşünebiliyor musunuz? Cemaatten gelecek oyları bile riske atmış ve her şeyi göze alıyor.
Belki de Cemaat tarafından kendisini; sırtından hançerlenmiş olarak görüyor.
Bu kavga git gide yukarıya tırmanıyor.
Cemaatin yazarları söz konusu sermaye kaybı olunca nasılda “Müslüman” bir Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ağır bir dille “Firavunluk” ve “diktatörlük”le itham ediyorlar.
Bu kabul edilebilecek bir durum değildir.
Bence Başbakan ülke eğitiminin menfaatlerini savunuyor. Kişisel çıkarlar uğruna geleceğimizi emanet edecek olduğumuz gençlerimizin zihinlerinin karışmasına müsaade etmemeliyiz. Bu konuda sayın Başbakanla hemfikirim. Nitekim Tayyip Erdoğan cemaat engelini de hasar vermeden aşarsa adı bundan böyle RTT Erdoğan abi olarak kalır.
İyi haftalar dilerim.