“ Altın Nesil “ yetiştiriyoruz dediler… Çıka çıka sınav sorularını bile çalarak bir yerlere gelmiş “ Tenekeden Nesil “ çıktı ortaya!

Bunun sonuçlarını belki şimdi çok net değil ama muhtemelen ilerleyen yıllarda çok daha açık ve seçik bir şekilde göreceğiz. Opus Dei yapılanmasına fazlasıyla benzeyen bize de saftirik bir Cemaat tanımlamasıyla gagalanan bir tarafı hep ortadayken, asıl tarafı karanlıklar içinde kalan “ Dindar insan ahlaklı ve güvenilirdir “ psikolojisiyle insanlara yutturulan, tekelleşme yolunda ilerlerken, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kendisini engellemesi sonucunda iktidar ile silahlı çatışmaya girerek 250 masum vatandaşımızın ölümüne sebep olan  Fettullah Gülen Terör Örgütünün yapmış olduğu kalkışma sonrası siyasal, kültürel ve ekonomik sonuçlara değinmek istiyorum bu hafta.

Zaten bombalı saldırılar sonucunda olumsuz yönde bozulan psikolojilerimiz, darbe girişimi sonucunda iyiden iyiye şaşırmış durumda. Mesela darbe girişimini bire bir canlı yaşamış İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerimizde yaşayan çoluk çocuk birçok insan uçak sesinden aşırı derecede etkilenmiş durumda. Misal; havaalanına yakın oturan bendeniz bile havada üzerimizden birkaç defa pas geçen uçakların sesine karşı artık daha hassasiyet kazanmış durumdayım. Alçaktan uçan bütün uçaklar adeta bir zanlı benim için. Sıkıntılı geçen bir yaz mevsimi sonrasında insanlarda korkulu, kaygılı ve endişeli bekleyiş hala devam etmekte. En güvendikleri yer olan evlerinde böylesine bir kâbusu yaşayan halk, uzun bir süredir ruhsal sorunlarla boğuşmakta. Topluca terapi görsek yeridir.
Ülkemizde hâsıl olan terör olaylarıyla zaten korkulu bekleyiş içinde olan “ Sorgulayan, şüpheci “ gençler artık “ Gelecek Kaygısı “ duyduklarından ülkeden gitmek istiyorlar. Geçenlerde ABD’de tıp doktorası yapan genç bir kardeşim “ Türkiye’de doktor olacağıma burada benzin istasyonunda çalışmayı yeğlerim “ dediğinde gerçekten çok üzüldüm…

15 Temmuz ertesinde başlayan güven bunalımını nasıl aşarız bilmiyorum? 4 kişi bir arada oturuyorsanız, herkes birbirine şüpheyle bakmakta. Acaba FETÖ’cu mu? Neden böyle konuştu? Ne demek istedi? Kripto mu acaba? Nereye gitti? Kimle konuştu? Kısacası kimse kimseye güvenmiyor artık.

Hatta kaynanalarını ispiyonlayan gelinler bile var. Kaynanam Cemaatçi diyerek! Herkes herkesi ihbar etmekle meşgul! İşte bu yüzden güven duygusu bitmiş durumda.
Ve bu güvensizlik siyasilerde de mevcut. Makam mevki derdinde olan birçok siyasetçi kendi kıçını kurtarmanın derdine düşmüş bir halde, köşesinde sinmiş bir bekleyiş içinde, olanı biteni takip etmekte.

Fakat FETO’cu olduğuna inanılan siyasetçilere de hala dokunulmamış olması seçmenin iktidara güvenini zedelemekte. Tabandaki ve cemaatle ilgisi olmayan AK Partililer isyan halinde. Bu çatlak ve isyan seçim zamanı büyüyerek iktidarı zorlayacaktır.

Kalkışma sonrası çok enteresan bir durum daha yaşanmakta. Cemaate şirin görünmek için başlarını örten bazı kadınların örtülerini çıkardığına şahit oluyorum. Ayrıca o binlerce dolarlık marka kıyafetleriyle ve pahalı marka örtüleriyle, Kleopatra göz makyajlarıyla AVM’lerde arz-ı endam eden o yürüyen marka kadınlarda bir süredir ortalarda yoklar.

Dünyada da yerlerde olan ekonomi, kalkışma sonrası ne yazık ki bizi de iyiden iyiye yere serilmiş durumda. Tahribat çok büyük. Kiraya verilemeyen dükkanlara karşılık hızla boşalan dükkanlar, dönen çekler, belirsizlik yüzünden sıcak parayı kullanmaya çekinenler… Darbeci terör örgütünün bir uçağı düşürmesiyle yaşanan turizmde ki çöküş, durgun piyasa vs… Umarım daha da kötüye gitmeden kısa zamanda bu buhrandan çıkarız. Yoksa aksini düşünmek bile istemiyorum.

72 yaşındaki bir moruğun, 13 yaşındaki bir çocuğu tacizine karşın serbest bırakılması, aynı şekilde içkili ve süratli kullandığı aracıyla bir polis memurunun ölümüne, bir polis memurunun yaralanmasına sebep olan Sinan Çetin’in oğlunun da serbest bırakılması, vaktiyle hukuğu gukuk yapan Savcı Zekeriya Öz ve o dönem savcılarının düsturlarının hala devam ettiği izlenimini vererek, halkta Adalete karşın toplumsal bir infial uyanmasına sebep olmakta . Şu an Adalete inanç sıfır! Ve bunun birileri tarafından bilinçli bir şekilde yapıldığını düşünüyorum.
Adalete duyulan güvensizlik gibi artık eğitime de güven ne yazık ki yerlerde! Soruların çalınması vakası gençleri ve aileleri aşırı derece de etkilemiş durumda. Ben bile zeka seviyesini bildiğim, üniversitelerin yüksek puanlarla girilen bölümlerinde okuyanlara yada mezun olanlarına artık şüpheyle bakıyorum. “ Kesin bu salak da FETO’dan aldı soruları !” diyerek ön yargılarımla boğuşuyorum. 

Bir kalkışma sonrası yaşanılan -Toplumsal Süreçten- bahsetmeye çalıştım yerimin el verdiği kadar. İslam Dini kullanılarak toplumda nasılda büyük ve derin bir kültürel yozlaşmanın yaşandığını anlatmaya çalıştım. Masum gibi görünen bir cemaat yapılanmasının bir topluma neleri yaşattığına örnekler vermeye çalıştım. Zaten “ Üst Aklın “ kurgularıyla her yerden içi boşaltılmak suretiyle kıyasıya uğraşılan bu toplumu ayakta tutmak için fazlasıyla uyanık olmamız gerekiyor. Çıkan sonuç; Düşünen, irdeleyen ve kuşkulanan beyinlere ihtiyacımız var bizim. Kitap okuyan, araştıran, didikleyen, eleştiren, dürüst insanlara… Sevi, saygı ve merhamet duymayı ilke edinen insanlara .
Zira bu gidişle dinle, dindarlıkla giydirildiğimizi sanırken çırılçıplak bir ruhla ortada kalacağız.