Şimdi, tam da bu değerler sınavdan geçiyor. Evladımız Uğurcan Çakır, formasını giydiği kulüp değişse de o hâlâ bizim çocuğumuz. Kosova millî maçında gösterdiği performans ve sergilediği millî ruh ile tüm Türkiye’nin gururu oldu. O sahadayken orada duran Galatasaray’ın kalecisi değil, Türkiye’nin kalecisiydi. Ve Trabzonlu için söz konusu vatan ve millî duygular olduğunda, gerisi elbette teferruattır.
Gelecek Galatasaray maçı öncesinde, içimizde doğal bir ikilem yaşanıyor. Acaba duygularımıza yenik düşüp geçmişin yüküyle ve duygusallığı ile mi hareket edeceğiz? Yoksa asaletimizi kuşanıp Kosova’da milletimizin yüz akı olan, Dünya Kupası’na giden yolda en büyük güvencemiz olan bu çocuğumuza sahip mi çıkacağız?
Cevap, mayamızda yazılı. Trabzonlu asildir. Hataları asla unutmaz çünkü derin bir hafızası vardır. Ancak zamanı ve zemini geldiğinde o hataları görmezden gelmeyi, affetmenin erdemini göstermeyi de çok iyi bilir. Çünkü asalet, en çok sınav anında belli olur. Şimdi tam da o andayız.
Bu maç, sadece üç puan maçı değil. Bu maç; bir asalet, vatanseverlik ve büyüklük sınavıdır. Uğurcan’ı Papara Park’ta, onu yetiştiren bu şehirde öyle bir karşılayalım ki seven sevmeyen herkes “Helal olsun Trabzon’a!” desin. Ona yuh değil, destek sesleri yükselsin tribünlerden. Bunu yapalım ki hem ona Dünya Kupası öncesi paha biçilmez bir motivasyon verelim hem de asaletimizin ne demek olduğunu tüm Türkiye’ye gösterelim.
Özellikle genç kardeşlerime sesleniyorum: Trabzonspor’a duyduğunuz tutkunun, aidiyetin ne kadar kuvvetli olduğunu çok iyi biliyorum. Size kısmen hak veriyorum. Ancak sizden beklenen, bu geçici duyguları bir kenara bırakıp daha büyük bir resmi görmenizdir. O resimde üç değer yan yanadır: Trabzonspor, onun yetiştirdiği evlat Uğurcan Çakır ve Türkiye Millî Futbol Takımı. Göstereceğiniz asil tavır, bu üç değeri de aynı anda yüceltecek, hiçbirine gölge düşürmeyecektir. Çünkü sizler; asil bir şehrin vatansever ve ileri görüşlü gençlerisiniz.
Böyle davranırsak göreceksiniz ki iki ay sonra haziranda Amerika’da, Uğurcan Çakır’ın kalesini koruduğu millî takımımız, buradan yükselen moral ve dualarla daha da güçlü olacaktır. Başarı, o zaman hepimizin olacaktır.
Unutmayalım: “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” Bu sözü en güzel ve en doğru şekliyle hayata geçirecek olanlar, asaleti mayasında taşıyanlardır. Asalet bizdedir. Maya zaten bizdedir.
Haydi, gelin, bu maçta sahaya değil, asaletimize şahitlik etmeye çıkalım. Evladımızı bağrımıza basalım ki Dünya Kupası’na giden yolda yüreği bu şehrin sevgisiyle dolsun. Çünkü bu bizim çocuğumuz. Ve biz, Trabzonluyuz.