Dopdolu bir asır… Çünkü bu sadece bir yaş değil; bir ülkenin, bir dönemin, bir duruşun tanıklığı… Ve o asrın tam ortasında, koca bir çınar: babam.
Şu an bir kapının önündeyim.
Üzerinde yoğun bakım yazıyor.
O kapının ardında bir ‘Adam’ var.
Mustafa BOZLAR nam’ı diğer Tonyalı Mustafa
94 yaşında…
Bir asırlık ömrü dolu dolu yaşamış, yorulmuş ama dimdik ayakta kalmış bir adam.
Yorgun bir demokrat…
Şimdi yoğun bakımda.
Gitmekle kalmak arasında, kimsenin yüksek sesle söyleyemediği bir pazarlığın tam ortasında.
Ben ise bu kapının önünde, zamanla sessizlik arasında sıkışmış bekliyorum.
İçimde bir çığlık var:
“Gitme baba… Bırakma beni…”
Bekliyorum.
Ve düşünüyorum…
Birlikte geçen her saati…
İlaç pazarlıklarımızı…
Didişmelerimizi…
Kimin daha inatçı olduğuna dair bitmeyen tartışmalarımızı…
İkimizin de çocuk olma yarışını…
Babamla yaşamak sadece aynı evi paylaşmak değildi.
Bir ömrü birlikte taşımaktı.
Birlikte yaşlanmaktı.
Ben büyürken babam yaşlandı.
O yaşlanırken ben, fark etmeden büyüdüm.
94 yılın yarısında;
Baba-kız olduk…
Kardeş olduk…
Dost olduk…
Yol arkadaşı olduk…
Birlikte ağladık.
Birlikte güldük.
Bazen küstük, bazen susarak barıştık.
Ama hiçbir zaman kopmadık.
O benim dayanağım oldu.
Evim oldu.
Hayatımın en sağlam tarafı…
Şimdi kapının önünde bir cümleye daha, bir bakışa daha muhtacım.
94 yıl toprağa kök salmış, rüzgârlara, fırtınalara, yıllara meydan okumuş koca çınarım…
Gölgesi yetenim…
Biraz daha lütfen…
Kaç yaşında olursam olayım, ben hâlâ onun küçüğüyüm.
Nazlı kızıyım…
Ben küçükken herkese, hatta farkında olmadan benim bilinçaltıma da hep şunu söylerdi:
“Benim kızım evlenmeyecek, bana bakacak.”
Hayat bazen cümleleri birebir yazmaz.
Ama manasını eksiksiz tamamlar.
Evlendim.
Ama babamdan hiç ayrılmadım.
Evliliğim boyunca da onunla yaşadım.
Hâlâ onunla yaşıyorum.
Aynı çatı altında…
Aynı pencereden…
Aynı manzaraya bakarak…
Birlikte Sözcü izliyoruz, Tele1 izliyoruz.
Siyaset konuşuyor, düzene söyleniyoruz.
Yemek seçmek bile başlı başına bir tartışma konusu.
Dört mevsim, dört duygu…
Bu hayatı omuz omuza taşıdık.
Şimdi kapında bekliyorum baba…
İyileşmeni…
Birlikte yine evimize gitmeyi…
Seni seviyorum babam.
90’lı yıllarda ETV’de çalıştığım dönemden tanıyıp sevdiğim, en başarılı bürokratlardan biri olan, eski ve yeni Trabzon İl Sağlık Müdürü Mehmet Topsakal ve Trabzon Fatih Hastanesi Başhekimi Alparslan Kapısız ile kıymetli ekibinin ilgisi sayesinde, babamızı emin ellere teslim etmenin iç rahatlığıyla bekliyoruz.
Babacığım… Çocukların, kardeşlerin, torunların, yeğenlerin tüm aile ile birlikte arkadaşların, sevenlerin ve sadık dostlarımızla birlikte kapındayız. Sessizce bekliyor, yürekten sana dua ediyoruz.
Önce Allah’a, sonra tecrübeli hekimlerinize emanetsin.
Dualarla…
Görüşmek üzere…