Atatürk’ü Karneden Silmek…

Bazılarınız unutmuştur ama ben hatırlatayım dedim. Mesela 15 Temmuz’dan sonra Mustafa Kemal Atatürk sıkça hatırlanıyordu işlevsel bir sembol olarak. Hani takvim, ortam ve rüzgâr durumuna göre hatırlanabilen bir figür misali…

Abone Ol

Hatırlarsanız o dönem Anıtkabir ziyaretleri artmıştı, fotoğrafları paylaşılıyordu hatta cümleler bile özenle seçiliyordu. Her şey son derece “yerinde” ve fazlasıyla “zamanlamalıydı”

Sizce bugün aynı hassasiyetin kaybolması sürpriz mi?

Bence hayır, şartlar değişti artık. Zaten ilke değil konjonktür merkezli bir bağlılık ne yazık ki uzun soluklu olmuyor. Bu da ayrı bir gerçek.

Ve bir başka gerçek de bazıları için Mustafa Kemal Atatürk, yine değer olmaktan ziyade ihtiyaç anında raftan indirilen bir dekor ne yazık ki. Rüzgâr tersine döndüğünde ise bu dekoru kolayca gözden çıkarabildiklerini görmek hiç zor değil.

Belki de yeni açılımda verilen sözler böyledir, yeni nesil milli mücadeleden habersiz büyüsün, TV dizilerinde bol Osmanlıya imrenilecek durumlar yaratılsın, kim bilir?

Bu sene ilköğretim de 1.ci ve 2.ci sınıflardan sil, seneye 3, sonraki sene komple sil.

Olay sadece Atatürk resminin karnelerden silinmesi değil dostlar, büyük resmi görmek lazım.

AHLAKEN ÇÖKÜYOR MUYUZ?

Aklım almıyor valla, bir ülkede bir çocuk yan baktın diye öldürülüyorsa hakikaten ürkmemiz gereken bir durum var ortada. Gerçekten ahlaken çöküyoruz.

Sertlik sessizce normalleşti ülkemizde, adım adım ördüler çürümeyi.

Şunu anlamıyorlar, bir ülkede ahlak vaazlarla değil hayatın günlük pratiği ile kurulur. Çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu nutuklardan değil sokakta, televizyonda, mahkemede, siyasette görerek öğrenir. Ama bizde çocuk “bağıran kazanır”, “güçlü olan haklıdır”, “utanan kaybeder”, “geri adım atan ezilir” düsturu ile yetişiyor. Hayatta kalma refleksi ile büyüyor. İşte böyle bir ortamda “yan bakış” bile tehdit oluyor diğerlerine. Çünkü tehdit algısı, güven duygusu çöktüğünde büyüyor. İnsan kendini güvende hissetmiyorsa, her şeyi saldırı olarak görüyor.

Devletin rolü sadece “suç olduktan sonra” devreye giren polis ve mahkeme değildir. Devlet, topluma hangi davranışın ödüllendirildiğini, hangisinin cezalandırıldığını da öğretmesi gerekir. Bugün anlatılan hikâye şudur: Kuralı delen kazanıyorsa, kurala uymak aptallıktır. Gücü olan cezasız kalıyorsa, adalet bir masaldır. Liyakat değil sadakat ilerliyorsa, emek değersizdir. Bu hikâye ile büyüyen çocuk elbette haklı olmakla değil, üstün olmakla ilgilenir.

Bence öldürülen Atlas; bu ülkenin çocuklarına ne bıraktığımızın adıdır ve şunu aklınızdan asla çıkarmayınız: Bu tabloyu değiştirmediğimiz sürece o isimler artacaktır. İsimler değişecek, yaşlar değişecek, mahalleler değişecek ama “yan bakış” bahanesi baki kalacaktır.

Çünkü mesele “bakış” değil, mesele ülkenin bakışıdır…

BİYOLOJİK ARITMADA İLK ADIM

Ortahisar ve Yomra Belediyelerinin kapsama alanına girdiği “Atıksu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Tesisi” için Ocak ayı oturumunda Büyükşehir Belediye Meclisi olarak hem Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e hem de TİSKİ genel Müdürü İbrahim Kul’a yetki verilmiş, oy birliği ile.

Hadi hayırlısı diyelim, benim tertip Asım Efendi zamanındaki sahil çöplük (Moloz) alanına kurulan derme çatma göstermelik tesis gibi olmasın. Bir kulağımızın arkasını bıraktılar çünkü.

Bir de niye sadece Ortahisar ve Yomra? Kentin sağlıklı su kanalı Değirmendere havzasındaki Maçka Belediyesi niye yok bu projede?

Sen tamam, sahilde su kanallarını ayırıp denizi de temiz tutacaksın ama temiz suyunu içmek hakkın olan vadiden (Maçka Belediyesi sınırları çoğunluğu) ne kadar evsel atıklar, pis su kanalları ve yağmur suları ile topraktaki zararlı maddeler boca edilsin dereye sen de seyret!

Bence bu projeye Maçka’da dâhil edilmeli.

Gerçi onun dâhiyane başkanı ne hayvan barınağı konusunda ne de Gastronomi turizmine katılma gibi bir zorunluluk hissetmedi kendinde ama bu konu direk insan sağlığı ile ilgili.

Bekliyorum olumlu adımlar için…

KARADENİZ’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ ZİRVESİ

Rize’nin Ayder Yaylası’nda düzenlenen Uluslararası Ayder Enerji Forumu toplantısına katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar enerji güvenliğinin stratejik önemine dikkat çekmiş. Forumda yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik, yapay zekâ destekli enerji çözümleri ve uluslararası iş birliği konuları da ele alınmış.

Bakan Bayraktar’a kalsa uçuyoruz…

Ama raporlar öyle demiyor. Bak uzağa gitmeye gerek yok 2024 Çevre Performans Endeksinde Türkiye’nin yeri dünyadaki 180 ülke arasında 37.6 puan ile 140.cı sırada! Birinci 75.3 puanlı Estonya. Arkasından Lüksemburg, Almanya, Finlandiya ve İngiltere geliyor.

Öyle tırı vırı bir endeks değil bu, Yale Üniversitesi tarafından 180 ülkenin çevre politikaları ve uygulamaları konusundaki başarıları değerlendiriliyor.

Bakan, “yenilenebilir enerji de Avrupa 5’incisi, Dünya 11’ncisi haline geldik” diyor!

Yersen, yemiyoruz Sayın Bakan yemiyoruz. O senin dediğin güz fasulyesi, şimdi çıkmaz zamanı var.

Hava kalitesinde Türkiye sayenizde dünya 111’ncisi, Atık Yönetiminde dünya 105’incisi, Biyoçeşitlilikte dünya 165’incisi. Tarım da dünya 70’ncisi, Balıkçılıkta dünya 82’ncisi…

Ama bence bir birinciliğimiz var, bol kepçe yalan siyasette resmen dünya birincisiyiz.

Ayakta alkışlanıyorsunuz şakşakçılarınız tarafından, ne yazık ki yenilenemiyorsunuz…

16 YAŞ ALTINA KOMPLE YASAKLAYIN SOSYAL MEDYAYI

Evet, aynen böyle istiyorum meclisten ay sonu görüşülmeye başlanacak yasa için.

Nasıl bir dünya ile karşı karşıyayız görüyor musunuz? Çocuklarımız, elimizden sabun köpüğü gibi kayıp gidiyor bir avuç küresel teknoloji şirketlerinin algoritmalarına. Siz ne kadar evde anne babalar olarak uğraşırsanız uğraşın, siz okulda ne kadar öğretmenler olarak uğraşırsanız uğraşın, çocukların ne izleyeceğini, neye güleceğini, neye öfkeleneceğini ve hatta kendilerini nasıl göreceklerini o küresel şirketler belirliyor.

Türkiye artık bu gerçekle yüzleşmek zorunda.

Fransa 15 yaş altının, Almanlar 13-16 yaş arasının, İtalya 14 yaş altının, Danimarka ve Norveç bile 15 yaş altının sosyal medya kullanımını ebeveyn (anne-baba) iznine gerek kılmış. En radikal devlet Avustralya, 16 yaş altındaki tüm gençlerin sosyal medyalarda hesap oluşturmalarına yasak getirmiş. Bu yasağa uymayan şirketlere de yüksek para cezaları uygulamasına 10 Aralık 2025 tarihi itibari ile başlamış.

Ben şahsen bu ay sonunda TBMM’de görüşülmeye başlanacak sosyal medya yasağına Türkiye’nin aynı Avustralya gibi olmasını istiyorum. Bu işi çocuklara, ailelere, okullara ya da şirketlerin insafına bırakmak gaflet ve dalalet olur.

Ey yüce Meclis çatısı altında boy gösteren vekiller,

16 yaş altı tüm çocukları sosyal platformlara erişimini topyekûn yasaklayın görelim sizi…

YILIN KARESİ’NE BENİM DE KATKIM OLSUN…

Devletin Anadolu Ajansı gelenekselleştirilmiş hale getirilmiş “Yılın Kareleri” 2025 oylaması devam ediyor.

Trabzon’da da pek çok üst düzey yönetici oy kullanıyor, basından seyrediyoruz.

Benim favori fotoğrafım, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ile tamamı Türk mühendisleri tarafından” üretilen ‘robogenç’ isimli robotun Reisimizin huzuruna geldiği o resim. Hani Reis onun getirdiği kumanda ile TRT Genç kanalının açılışını yapmıştı ya, hah o. Saygıdan arkasını dönmüyor mübarek, geri geri gidiyor. Bunu sadece ‘büyük sanatçılar’ bilirdi de bu robot arkadaş nasıl çaktı vazifeyi onu anlamadım.

Gerçi bazı kaynaklar 13 bin 300 dolara Çin tarafından üretilmiştir, oradan aldık getirdik dese de ben pek inanmıyorum.

Her neyse işte AA’nın “tamamı Türk mühendisleri tarafından yapılan ‘robogenç’ isimli robot” fotoğrafı bence yılın karesidir.

Gülmeyin…