Zaten pamuk ipliğine bağlı olan dengeler tamamen kopmuş oldu. Bölge yine karıştı ve kontrol kayboldu. Füze ve bomba sesleri artık diplomasinin önüne geçti. Artık bu savaşın ne zaman biteceğini bu saatten sonra da kimse kestiremez. Çünkü bu kez taraflar birbirini dinlemeye niyeti de yok gibi.
Gidişata bakılırsa ABD bu savaşı kolay kolay bırakıp karizmayı çizdirmez. İran da ölen yetkililerinin ve ruhani liderleri Hamaney’in öcünü almadan bu savaşı kolay kolay bitirmez. İşin sonunda dengelerin tamamen değişmesi ve Ortadoğu’da güç sahibi olmanın söz konusu olduğu açıktır.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamlesiyle birlikte savaş sadece cephede kalmadı; enerji, ticaret ve küresel ekonomi de hedef alanına girdi. Petrolün merkezinden gelen her kötü haber artık zaten kırılgan olan ekonomileri de sarsmaya başladı.
Türkiye gibi enerjiye bağımlı ülkeler için bu gelişmeler sadece dış politika meselesi değil, doğrudan iç ekonomik ve güvenlik meselesidir. İran’dan atılan bir füzenin bizim topraklarımıza düşmesi bile meselenin ne kadar hassas olduğunu göstermeye yeter. Zaten o cümle de artık alenen söyleniyor: “İran’dan sonra sıra Türkiye’de.” Fakat unutulan bir gerçek var. Bu millet tarih boyunca tehditle hizaya gelmedi.
Buradan çıkarılacak açık bir ders var. Savunman güçlü olacak. Hava savunma sistemlerin etkili olacak. Uzun menzilli caydırıcılık gücü olan füzelerin olacak. Siber güvenlik, milli yazılım ve sağlam istihbarat ağın olacak.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Recep Tayyip Erdoğan döneminde savunma sanayine verilen önemin neden hayati olduğu daha net görülüyor. Belki de partisinin siyasi hayatına mal olsa bile Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” hedefinin ne kadar stratejik bir yaklaşım olduğu da bu gelişmelerle daha iyi anlaşılmaktadır.
Aslında melese siyasetin çok ötesindedir. Çünkü savaş kapıya dayandığında kimseye “Hangi partilisin?” diye sorulmaz. Füze düğmesine basılırken kimseye ”Sen Laz mısın? Kürt müsün? Sünni misin, Alevi misin? Sağcı mısın, solcu musun?” diye bakılmaz. Ateş düştüğünde herkes aynı gökyüzünün altında, aynı toprağın üzerinde aynı kaderi paylaşır.
Savaş ayrım yapmaz. Ateş kimlik sormaz. Bugün yapılması gereken şey korku yaymak değildir; uyanık olmaktır. Hamasi nutuk atmak değil, her yönüyle hazırlıklı olmaktır. Kutuplaşmak değil; kenetlenmektir. Bir olmak zorundayız. Beraber olmak zorundayız. Her türlü senaryoya hazır olmak zorundayız.
Bir olmak, iri olmak, diri olmak o yüzden bu kadar önemlidir. Çünkü bu coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu güçlü olmaktır. Ve unutulmamalıdır ki; bu topraklar kolay vatan olmadı. Çünkü başka Türkiye yok.
Hayırlı Ramazanlar. Kalın sağlıcakla.