AYM’den noter düzenlemesine iptal kararı
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasının yönetmelikle düzenlenmesini öngören hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Yüksek Mahkeme, çalışanların dinlenme hakkına ilişkin temel ilke ve esasların kanunla belirlenmesi gerektiğine dikkat çekti. İptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı. AYM ayrıca, sanığa bildirim yapılamaması veya sanığın duruşmaya katılmaması halinde müdafisine yapılan bildirimin yeterli kabul edilmesine ilişkin düzenlemeyi de savunma hakkını gözeterek iptal etti.
Noterlerin tatil günlerinde çalışmasına ilişkin hüküm iptal edildi
CHP, 7532 sayılı Noterlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, Noterlik Kanunu’nun 52. maddesine eklenen hüküm hakkında karar verdi. Noterlerin tatil günleri ve çalışma saatlerinin yönetmelikle düzenlenmesini öngören hüküm, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi. Kararın yürürlüğe giriş tarihi ise 9 ay sonrası olarak belirlendi.
Dinlenme hakkının kanunla düzenlenmesi gerektiği belirtildi
AYM kararında, Anayasa’nın 50. maddesinde çalışanların dinlenme hakkına sahip olduğunun açıkça belirtildiğine dikkat çekildi. Hafta tatili ve izin hakkına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği vurgulandı. Noterliğin serbest meslek şeklinde yürütülmesine rağmen aynı zamanda bir kamu görevi olduğu ifade edildi. Noterlerin tatil ve izin günlerinde çalışmalarının yalnızca yönetmelikle belirlenmesinin dinlenme hakkına sınırlama getirdiği kaydedildi. Bu nedenle düzenlemenin temel çerçevesinin doğrudan kanunda yer alması gerektiği belirtildi.
Temel ilke ve esasların düzenlemede bulunmadığı ifade edildi
Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların Anayasa’ya uygun olması gerektiğini hatırlattı. Noterlerin izin günlerinde çalıştırılmasına ilişkin düzenlemede temel ilke ve esasların belirlenmediği bildirildi. Çalışma süreleri, tatil hakkı ve uygulamanın sınırları konusunda genel bir yasal çerçeve oluşturulmadığına dikkat çekildi. Bu konuların tamamının yönetmeliğe bırakılmasının yeterli olmadığı değerlendirilerek hükmün iptaline karar verildi. İptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesiyle yeni bir düzenleme yapılması için süre tanındı.
Sanık avukatına bildirim düzenlemesi de iptal edildi
AYM, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesine eklenen başka bir hükmü de inceledi. Düzenleme, sanığın dosyada bulunan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafisine yapılan bildirimin yeterli kabul edilmesini öngörüyordu. Yüksek Mahkeme, bu hükmü de Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Kararda, ceza yargılamasında savunma hakkının doğrudan kişiye sağlanmasının hakkaniyete uygun yargılamanın temel şartlarından biri olduğu vurgulandı.
“Savunma hakkı kişiye bizzat tanınmalı”
Anayasa Mahkemesinin kararında, suç isnadı altında bulunan kişinin kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında doğrudan bilgilendirilmesi gerektiği belirtildi. Müdafisine yapılan bildirimin her durumda sanığa yapılan bildirimin yerine geçemeyeceği ifade edildi. Savunma hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi için sanığın suçlamadan haberdar edilmesi ve bizzat savunma yapma imkânına sahip olması gerektiği kaydedildi. Bu nedenle yalnızca avukata bildirim yapılmasını yeterli gören hükmün adil ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaşıldı.
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerindeki çalışma koşullarının yönetmelikle belirlenmesini yeterli bulmayarak düzenlemeyi iptal etti. Yüksek Mahkeme ayrıca, ceza yargılamasında sanık yerine yalnızca müdafisine yapılan bildirimin yeterli kabul edilmesine ilişkin hükmü de savunma hakkı gerekçesiyle geçersiz saydı.