Ancak tam da bu yüzden, futbolun birleştirici gücünü kaybettiği anlar zaman zaman daha fazla dikkat çekebiliyor.
Amedspor’un Türkiye Süper Ligi’ne yükselmesi, sportif anlamda büyük bir başarıdır.
Bu başarı; emeğin, mücadelenin ve inancın sonucudur.
Normal şartlarda böyle bir tablo, ülkenin dört bir yanında alkışlanır, takdir edilir.
Ancak Amedspor oynadığı maçların seremonisinde İstiklal Marşının okunmaması ve Ay yıldızlı bayrağa saygı gösterilmemesi nedeniyle Trabzonspor ve başka kulüpler tarafından tebrik edilmemesi rahatsızlık yaratmamalı.
Ama burada durup düşünmek gerekir.
Bir takımın başarısından kimse huzursuzluk yaratmıyor, İstiklal Marşımıza ve Ay yıldızlı Bayrağımıza gösterilmeyen saygıdan dolayı bir huzursuzluk ortamı yaratılmışsa evet yaratılmıştır.
Trabzonspor’un Süper Lige çıkma başarısını gösteren Erzurumspor’u tebrik ediyorsa ve Amedspor’u etmediyse bu sebepten dolayıdır.
Erzurumspor’u tebrik eden Amedspor’u da tebrik eder.
Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının tebrik mesajı yayınlaması da bir başka tercih olsa da asla siyasi gözle bakılmamalı.
Amedspor bu ülkenin bir takımıdır, evet
Ve Türkiye Ligi’nde futbol oynamaktadır.
O zaman Türk Bayrağına ve İstiklal Marşına koşulsuz şartsız saygı göstermek zorundadır.
Elbette onun başarısı da alkışlanmalıdır.
Türkiye Futbol federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu göreve geldiğinde Trabzonspor ile Diyarbakırspor arasında kıyaslama yaptığında hakemlerin takdir hakkını Diyarbakırspor'dan yani daha güçsüz takımlardan yana kullanması gerektiğini söylerken aslında çok hassas bir noktaya temas etmiştir.
Diyarbakırspor veya Amedspor bu ülkenin bir takımıdır başarısı da pekâlâ alkışlanmalı ama milli ve manevi değerlere de saygı gösterilmelidir.
Spor kardeşlik değil midir?
Ayrıştıran değil, birleştiren, barıştıran olmalıyız.
Çünkü bu ülkenin takımı olan bir kulübün başarısını Türk futbolunun başarısıdır ve sporun kardeşlik ruhuyla da bağdaşmalıdır.
Futbolun doğasında rekabet vardır, evet.
Ama düşmanlık yoktur.
Sahada mücadele edilir, maç biter ve herkes hayatına devam eder.
Asıl olması gereken budur.
Trabzonlu bir devlet adamının valilik yaptığı bir şehrin takımı süper lige çıkma başarısı göstermişse elbette alkışlanmalı lakin o kulüp ve taraftarı Türk Milletinin hassasiyetini asla unutmamalı.
Birliktelik bunu gerektirir
Ayrışmaya veya ötekileştirmeye gitmek son derece yanlış ve tehlikelidir.
Amedspor’un başarısı, sadece bir şehrin değil; Türkiye liglerinin zenginliğinin bir göstergesidir. Farklı şehirlerin, farklı kültürlerin aynı ligde buluşması, aslında bu ülkenin en büyük gücüdür.
Bugün Amedspor’u alkışlamak, yarın başka bir Anadolu kulübünü alkışlamanın da önünü açacaktır.
Çünkü mesele forma değil, emeğe saygıdır.
Mesele renkler değil, ortak bir ülkede birlikte yaşama iradesidir.
Bu topraklar, yüzyıllardır farklılıklarıyla var oldu.
Biz gerçekten aynı mozaiğin birer parçasıyız.
Ama belki de daha doğru bir benzetmeyle; bir halının ilmikleri, deseni gibiyiz.
Her biri farklı renkte, ama birlikte anlamlı olan.
Bir ilmik söküldüğünde, bütün desen nasıl zarar görüyorsa, sporun da bu deseni korumanın en güçlü yollarından biri olduğunu unutmamak lazım.
Tribünlerde omuz omuza durabilmek, farklı takımları desteklerken bile birbirine saygı gösterebilmektir.
İşte gerçek kazanım budur.
Amedspor’un başarısını tebrik etmek, sadece bir kulübü kutlamak değildir.
Bu, aynı zamanda “birlikte yaşama” iradesine sahip çıkmaktır.
Ayrıştıran değil, birleştiren bir dil kurmalıyız.
Bugün ihtiyacımız olan şey tam olarak da budur.
Daha fazla alkış, daha az önyargı.
Daha fazla kucaklaşma, daha az ayrışma.
Çünkü en büyük şampiyonluk, birlikte kalabilmektir.
Ayrıştırmayalım, sarılalım, kucaklaşalım, birlik ve beraberlik içerisinde kardeşçe yaşamaya devam edelim.