"AYŞE"Lİ TÜRKÜLER-1

Ayşe, Fatma ve Emine gibi eski isimler hâlâ yaygın olarak kullanılmaktadır.

Abone Ol

Türkiye'de çocuklara isim verilirken birçok kıstas etkili olmaktadır. Bunların başında ya sevilen aile fertlerinden birinin adını yaşatmak ya da bir arkadaşının hatırasını sürdürmek gelmektedir. İsmin anlamının güzelliği ve kolay söylenir olması da bir etkendir. Bazen de dindar ailelerde ismin Kur'an'da geçiyor olması önemli (etkili) bir tercih sebebidir.

Son zamanlarda aileler eski (yaygın) isimleri pek tercih etmeseler de yine de eski isimler varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Erkek isimleri arasında en çok tercih edilenler Ahmet, Hasan, Hüseyin, Kemal, Ali, Murat, Yusuf, Mustafa, İbrahim, İsmail, Ömer, Ramazan, Mehmet ve Muhammet'tir. Kızlara gelince başta Ayşe olmak üzere; Fatma (Fadime), Emine, Zeynep, Elif, Hatice ve Meryem gibi kadim zamanlardan bugüne taşınan isimler hâlâ kullanılagelmektedir. Bu da eski geleneklerin etkisinin sürdüğünü gösterir.

Türkiye'de kızlara (kadınlara) verilen isimlere bakınca "Ayşe" isminin 900 binle (hatta bir milyona yakın) ikinci sırada olduğunu görürüz. İlk sırada ise bir milyon üzeri bir sayıyla Fatma (bazı yerlerde Fadime) ismi yer almaktadır. Bunu Emine, Hatice ve Zeynep takip eder.

Ayşeler(imiz) zarafetin sembolü, bu toprağım tapu senedi ve mührüdür.

Toplumumuzda çok sevilen ve sıkça tercih edilen bir ad olan "Ayşe" ismi, Arapça kökenli "Aişe"den gelmektedir. İsmin anlamı "yaşayan, hayatta olan, hayat dolu, canlı, neşe ve bolluk içinde yaşayan"dır. Peygamber Efendimizin Hz. Hatice'den sonraki eşinin adının Ayşe (Aişe) olması ismin geniş kitlelerce sevilmesinde ve tercih edilmesinde önemli bir etkendir. Bu durum "Ayşe "ismine İslâmî bir etki, saygınlık ve manevi değer katmıştır. Öte yandan Ayşe; özgüvenin, özsaygının ve nihayetinde elif gibi dik duruşun güçlü simgesidir.

Bugün ülkemizde sayıları bir milyona yaklaşan Ayşeler (istisnalar hariç tutulmak şartıyla) ulaşılması hiç de kolay olmayan saf ve katıksız bir sevginin, muhabbetin, hasretin, bazen kavuşmanın, bazen ayrılığın, bazen de hiç istemediğimiz acının ve hüznün muhatabıdır.

Kültür ve medeniyetimizin vazgeçilmez kodları arasında önemli bir yer teşkil eden, "Ayşe" adıyla somut bir hâl alan kadın modeli Türk kültüründe yaygın bir figür olan ve bizi biz yapan sadeliğin, doğallığın, kendi olmanın (ve kendi kalmanın), iffetin ve hayanın ete kemiğe bürünmüş mücessem hâlidir.Ayşeler(imiz) bu toprağım tapu senedi ve mührüdür.

Yine istisnaları olsa da, Ayşeler bu toplumun saflığını (iç temizliğini), sadeliğini, masumiyetini, kanaatkârlığını, samimiyetini (içtenliğini) ve vefasını (değerbilirliğini) yansıtır. Milletimizi dimdik ayakta tutan bu toplumun birlik ve beraberlik ruhu onlarda dirileşir ve irileşir. Onlar bu topraklara yiğit evlâtlar doğurur, onları öz değerlerimizle yoğurur.

Türk müziğinde "Ayşe" ismi çok önemli bir durak noktasıdır.

Dünden bugüne çok köklü bir geçmişi olan Türk müziğinde "Ayşe" ismi çok önemli bir durak noktasıdır. Birçok türkümüz "Ayşe"lere söylenmiştir. Zira türküler toplumda çok yaygın bir kullanım alanı olan ve birçok anne baba tarafından tercih edilen Ayşelere yazılmış ve yakılmıştır. Bu da "Ayşe"lerin toplumun önemli bir yerinde durduğunu gösterir.

Türk müziğinde "Ayşe" üzerine söylenmiş o kadar çok türkü ve şarkı var ki sayısını bilemezsiniz. Türkülerimizde çok önemli bir yer teşkil eden "Ayşe"ler çoğu kere ulaşılmaz bir aşkın kadın kahramanıdır. Bu aşka ya anne babalar ya dedeler ve nineler ya kardeşler ya toplumsal statüler engel olur. Onun için Ayşelere söylenen türkülerin önemli bir kısmı ağıttır.

Ayşe bazen genç yaşta kaybedilen bir sevgilidir. Yavuklusunu, can parçası olan evlâdını arkada öksüz bırakandır. Onun içindir ki çok kere peşinden ağıt yakılandır Ayşeler.