BABA NASİHATI!
Atasoy önemli bir fındık üreticisi.
Her yıl 90 TL’den 100 yevmiye veriyor.
Yazının sonundan ‘Böyle giderse fındık biter’ yorumunu çıkardığını söyledi.
Ben yok dediysem de anlattı:
Önce süt tozundan başladı.
ABD Türkiyeye önce süt tozu yollamış.
Oysa ahırlarda inekler ve saf süt var.
Babası şöyle demiş:
‘Gelecek yıllarda ahırlarda inek kalmaz’
Hepimiz inek bekledik.
Bugün köylerde bekleyen hangi çocuk?
İnek kalmadı.
Yıllar geçmiş marshal yardımı başlamış.
O beyaz etmek dönemi.
Ruşen Atasoy babasına,
‘Baba herkes beyaz ekmek yiyor biz ise buğday ve mısır ekmeği, neden ondan almıyoruz’
Atasoy’un babası şöyle demiş:
‘Oğlum bizim Konya ovası Türkiye gibi 2 ülkeyi bakar. Bunun sonunda da toprakların ekilmemesi, biçilmemesi var. Hazıra alıştırıyorlar’
Zaman geçti, Türkiye hazıra alıştı.
Yıllar geçti kuş gribi dendi Köylerdeki bütün tavuklar toplandı ve başları kesildi.
Sonra deli dana hastalığı.
Sonra zehirli yumurta.
Biz Türkiye olarak ne sanayi toplumu olabildik ne de tarım.
Şöyle ortada kaldık.
Yazımın sonuna Ahmet Eroğlu’nun mesajı yetişti.
Haklı bir serzenişte bulundu:
‘Elin oğlu karadeniz fındığına neden 15 TL versin. Kim bakım yapıyor. İçinin boş olduğunu 45 randıman verdiğini ihraç ve ithal edecek olan bilmiyor mu?’
Doğru.
Gençleştirmiyoruz, gübrelemiyoruz, ilgi göstermiyoruz.
Sonra da fındık sezonundan fındık sezonuna gidip neden fiyat bu diyoruz.
Fındığı ağırlıklı ihraç edenler ne yapıyor.
Ya da sanayide kullanan.
Genç fındık bahçeleri kuruyor.
Hepsinin Yeri Ayrı Güzel
Türkiye’yi bölmek isteyenler her yolu denedi.
Şimdi de 1071 Malazgirt Zaferi ile 30 Ağustos zaferini karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar.
Sanki Türk milletinin yarısı birini, yarısı diğerini sahipleniyor.
Yarısı Alparslancı yarısı Mustafa Kemal Atatürkçü.
Hayır,
Alparslan da bizim, Atatürk de bizim.
İki büyük zafer de bizim.
Oyuna gelmek yok.
Oyunu bozmak var.