Bak’an Aşkım’a Bak’sanıza…!

Söz konusu olan sıradan bir yorum, bir açıklama değil. Bir taraftarın veya bir amigonun heyecanla kurduğu bir cümle de değil. Bu sözler, Türkiye Cumhuriyeti’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı koltuğunda oturan zat-ı muhterem Osman Aşkın Bak’a ait.

Abone Ol

İşte tam da bu yüzden mesele gerçekten büyüktür.

Çünkü o oturduğu koltuk; tribün koltuğu değildir.

O makam; sosyal medya yorumu yapılan bir yer hiç değildir.

Orası devletin saygın ve ciddi bir makamıdır.

Ve devlet dediğiniz şey, asla renk tutmaz.

Tutarsa güven sarsılır, eşitsizlik yaratır

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Rizeli hemşehrimiz Osman Aşkın Bak’ın Galatasaray için söylediği övgü dolu sözler, yarın başka bir kulüp için söylense de sorun değişmez.

Trabzonlu veya Trabzonsporlu bir bakan bunu yapsaydı tefe konulurdu.

Sorun, bir kulübün övülmesi değil; devletin bir kulüp gibi konuşmaya başlamasıdır.

Sorun devleti temsil eden bir ciddiyetin bir kulübün amigoluğuna soyunmasıdır.

Türkiye’de futbol sadece futbol değildir.

Milyonların aidiyeti, kimliği, duygusu, bazen de hayal kırıklığıdır.

Fenerbahçe’si var, Trabzonspor’u var, Beşiktaş’ı var, Anadolu takımları var.

Alt liglerde yüzlerce takım vardır.

Her biri bu ülkenin değeri, her biri bu ülkenin gerçeğidir.

Peki devlet?
Devlet hepsinin üstünde durmak zorunda ve mecburiyetindir.

Bir bakanın görevi; alkış tutmak değil, denge kurmaktır.
Bir bakanın görevi; övmek değil, eşit mesafede durmaktır.
Bir bakanın görevi; tribün diliyle konuşmak değil, Galatasaray Kulüp Başkanı gibi hiç değil, devlet diliyle konuşmalıdır.

Aksi halde ne olur?
Algı oluşur.
Güven zedelenir.
“Acaba”lar büyür.

Ve unutulmamalıdır ki devlet yönetiminde “acaba” en tehlikeli kelimedir.

Adaletin şirazesi şaşarsa tehlike var demektir.

Haa işin bir de başka boyutu var.

Türkiye’nin en tepesinde bulunan Devlet Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın futbol geçmişi herkesin malumudur.

Tam da bu nedenle, hükümette görev alan isimlerin çok daha dikkatli olması gerekmez mi?

Daha hassas, daha dengeli, daha kapsayıcı olmak zorunda değil midir?

Çünkü burada mesele bir kulübün başarısı değildir.
Mesele devletin ağırlığıdır.

Devletin dili vardır.
Devletin duruşu vardır.
Ve en önemlisi, devletin tarafsızlığı vardır.

Herkese eşit davranır

Bu çizgi aşıldığı an, geriye sadece tartışma kalır.

Ha cesaret vallaha

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fenerbahçeli olduğunu bildiği halde ve iki takım arasındaki yarışın sürdüğü ligin sonunda, Bakan Osman Aşkın Bak’ın Galatasaray’ı övücü sözler sarf etmesi, kulüp başkanı gibi amigoluk yapması gerçekten büyük cesaret.

Öyle zannediyorum ki siyasi geleceğini de etkileyecek ve gelecek kabinenin dışında kalacak.

Şaşırmam,

Zaten hem aldığı kilolarla hem de yaşlılığıyla da yorulmuş gibi duruyor

Spor bakanı sportif olmalı, tonton dede gibi oldu.

Kısacası;
Devletin saygın bir koltuğunda oturan zat-ı muhterem taraftar olabilir.
Ama konuştuğu an artık bir taraftar değildir.
Devlettir.

Ve devlet asla taraf tutmaz.