Ama asıl ben bu Karadeniz’de deprem kadar büyük bir sorunumuz varsa o da sel felaketini görürüm derim. Bir saat bir fırtınaya yakalan her yeri sel götürür. Niye? Çünkü altyapın yok kardeşim. Bu altyapısı olmayan yerlerin başında da Karadeniz’e kondurulan Samsun-Sarp Bölünmüş otoyoludur. Bizim otoyol kartelleri çok memnundu biliyorsunuz, 3 saatte Trabzon’dan Samsuna otomobillerimizle gidecektik. Keyif bizi boğaydi!
Kaymak gibi otobanı yap, üstüne de 70, 60, 50 hız tabelaları koy. Bizi kim tutabilir?
TÜİK verilerine göre 2025’de sadece Trabzon sınırları içinde 11 bin 873 kaza yaşanmış, tam 49 can kaybı da yaşamışız. Bu rakamlar kaza anındaki rakamlardır, olay sonrası yaralananlardan vefat edenleri buna eklememişlerdir. Hatta sakat kalanlar hiç hesaplanmaz.
Yıllardır anlattık, aklı başında konuyla uzmanlığı olan herkes anlattı bu projenin neden olmaması gerektiğini. Hatta bazı yerlerinde resmen karayolları standartlarını ihlal ettiğini söyledik durduk. Dinleyen oldu mu, olmadı elbette. Karadeniz otoyolu adı altında yapılan doğa katliamlarını saymıyorum bile.
Mesut Yılmaz’ın evinde dağıtılan ihalelerle bu yöre asıl katliamı yaşadı, Karadeniz’in önüne paralel yol! İşte bu deniz manzaralı deniz içinden geçen yol uğruna geçen sene sadece Trabzon 49 can vermiş.
Ben diyorum ki; zekâ kullanmadan, düşünmeden, gelecek planlaması yapmadan, felaket senaryolarını dikkate almadan, altyapısını oluşturmadan yani sözün özü ihalelerinde yolsuzluk yaparak yol inşa edilmiş her şeyin sonu budur.
Mesut Yılmaz ile başlayan, öncesinde “yolda yolsuzluk var” deyip sonra göreve geldiğinde suspus olup aynı müteahhitlerle Karadeniz’e bu yolu reva gören Recep Tayyip Erdoğan’a 2025 için verdiğimiz 49 trafik kazası ölümünü kapak olarak yolluyorum.
Gözünüze girsin, emi.
Bas gaza Karadeniz bas gaza/ Kim tutar seni bas gaza…
Hakikaten uçuyoruz…
UZUNKUM YAŞAM ALANINA ÇEKİNCE…
Valla ben her bir yönetici “biz bu projeyi ortak akılla yapıyoruz, ilgili odalarla konuşup önerilerini alıp hayata geçiriyoruz” dediğinde ben; “yine kafalarının doğrultusunda gidiyorlar, kesin” derim.
Bunda da öyle oldu sanırım Trabzon Mimarlar Odası, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin senelerdir doldur boşalt yaptığı ve seneler sonra projesini ortaya çıkardığı “Uzunkum Yaşam Alanı” na çekince koydu!
Diyor ki Trabzon Mimarlar Odası; “Proje yüksek taşkın riski taşıyan bir bantta yer alıyor. Zaten geçmişte yapılan kıyı dolgularının doğal drenaj yapıyı bozduğu aşikâr. Bu yeni dolgu alanı ile birlikte yağmur sularının denize ulaşımı daha da zorlaştı. Özellikle yoğun yağışlarda ‘geri tepmeli taşkın’ riski ciddi boyutlara ulaşacak. İklim değişikliği ile birlikte bu durum, projenin büyük bir afet güvenliği sorunu yarattığını ortaya koymaktadır…”
Yani diyor ki ilgili Oda, yaptığınız proje akla ve bilme uymuyor! Mevcut hali ile DSİ kriterlerine de uymuyor!
Dinlerler mi, bence ilgili Odanın uyarılarına kulak vermeli Büyükşehir Belediyesi.
Raporun son bölümünde Mimarlar Odası bir sürü öneriler de yapmışlar.
Bunlarında dinlenmesi gerek.
Hadi bakalım, öyle “biz ortak akılla kenti yönetiyoruz” demek kolay.
İcraatınızı da görmek istiyor Trabzon…
BİR ÇEKİNCE DE ŞEHİR PLANCILARINDAN…
Şehir Plancıları Odası Trabzon Şube eski Başkanı Uğur Kasımoğlu, Trabzonspor’un duyurduğu ve Akyazı’da dolgu alana kondurulması düşünülen dev AVM projesi için “akıl tutulması” demiş…
Kasımoğlu projenin hukuki de yapımı mümkün değil demiş, hemen cevap vereyim; Kimsenin hukuk falan taktığı yok bu ülkede. Hele de Trabzonspor olunca akan sular durur, bilesin.
Şehir Plancısı eski Oda Başkanı Kasımoğlu, TS’nin bu projesinin şehir planlamasından, mühendislikten ve teknik detaylardan yoksun olduğunu da açıklamalarına eklemiş.
Bunları da takan yok, dostum.
Yıldızlı askeri tesisleri alanının kamuya açık bir yer yapılması gerekirken Trabzonspor’a verilmesi, hatta deniz dolgusu ile Sebatspor’a yapılması düşünülen Stadyum projesinin “Denizi doldura doldura doyamadılar. Kıyı Kanunu ne der kimsenin umurunda değil. Anayasaya uymuyoruz, kanunlara uymuyoruz. Bu kadar başıbozuk bir sistem olabilir mi? Ne mesleklerin itibarı kaldı, ne hukukun, ne de bilimin. Her şey serbest, Trabzon adeta bir laboratuvar oldu” demiş.
AKKazık Stadyumu projesini kim icat etmişti? Trabzonspor Başkanı olduğu dönem Albayrak ve onun Liman Müdürü. Aynı anda aynı gece aynı rüyayı görmüşler ve uzmanlarına (!) projelendirmişlerdi. Ardından AKKazık Stadyumu açılışına kim geldi? Reis ve Katar Emiri. Aynı Reis helikopterine Katar Emiri’ni alıp kupon arazileri üstten tespit ettiler mi, evet.
Fıkra bu kadar, iyi uykular Trabzon…
ÇOK ANLAMLI BİR İSTEK…
“Sayın Bakanım, basının önünde sizden bir istekte bulunacağım. Spor ile alakalı vakit el verdiği sürece her konuya değindiniz. İkimiz de denizciyiz. Denizcilikle alakalı spor faaliyetleri anlamında şehrimizde başarı yok! Bu konuda bir müjde bekliyorum” demiş AKP’li vekil Koç, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a.
Bakan ne söz vermiş hiç umurumda değil.
Ama diyorum ki Sayın Koç’a, doldura doldura doğal ne bıraktınız denizde? Bir sahilimiz mi var, bir balıkçılığımız mı var, bir deniz yollarımız mı var? Üç bir tarafı deniz olan ülkeyi dolgu alanları üzerinde yaptığınız otoyollar ile boğdunuz. Denizcilik sporlarını öldüre öldüre siz yok ettiniz. Bu kentte yelken sporu yapılırdı, kürek kano gibi yelken veya insan gücüne dayalı su üstü/su altı aktiviteleri yapılırdı hepsini öldürdünüz.
Trabzon kentinden yüzücüler çıkardı, dalış yapan sporcular çıkardı, yelkencilerimiz vardı, yatçılarımız vardı, kanocularımız vardı. Hepsini siz öldürdünüz, öldürdünüz diyorum çünkü hakikaten sizin döneminizde bunlar yok oldu.
Deniz yollarını yok ettiniz, Karadeniz’de tek bir yolcu gemisi çalışmıyor. Denize küs bir kent yarattınız, petrol ve inşaat kartellerini abat ettiniz.
Şimdi kalkmış denizi olan kentte, bir Bakan’dan deniz sporları için müjde istiyorsunuz.
O sandık geldiğinde göreceksiniz müjdeyi, merak etme gemilerini karada da güzel yüzdüren Koç…
SATIŞ DEĞİL DÖNÜŞÜM İMİŞ…
Trabzon’da Şehir Hastanesi yapılınca boşa çıkacak hastaneleri için muhalefetin “niye satıyorsunuz, hani değerlendirecektiniz?” sorusuna AKP Ortahisar İlçe Başkanı ve hamsi ayıklama uzmanı (kendi yayımladığı videolarından öğreniyoruz) Seyit Hisoğlu çok sert (!) bir tepki koymuş. “Satış değil, dönüşüm” demiş.
Çok sert oldu biliyorum, bunların piri de “zam değil, güncelleme” derdi.
Şehir Tiyatroları tadında bir ülke de yaşıyoruz hamdolsun diyorum da gülüyorsunuz bana.
Belki de suçüstü oldular, şimdi kıvırıyorlar.
“Eleştiri başka şeydir, çarpıtma ve hedef alma başka şey. Gerçek şu ki; siz sadece konuşuyorsunuz, biz yapıyoruz. Siz algı üretiyorsunuz, biz hizmet üretiyoruz. Trabzon’un geleceği polemikle değil; şehir hastaneleriyle, yeni yatırımlarla ve güçlü projelerle inşa edilmektedir. Bu şehir, laf üretenleri değil; eser bırakanları hatırlar. Son söz olarak şunu da belirtelim; algı değil, hizmet kazanacak.”
Diye de CHP’li meslektaşlarına kapak yolluyor.
İnşaat devam diyor yani, siz konuşun durun.
Biz hak ettik böyle yöneticileri…
GÜLE GÜLE FİSUNOĞLU PAŞAM…
1999 yılı, Muhtarım o dönemler İskenderpaşa Mahallesinde.
O Cumartesi bir Trabzonspor maçı var.
Muhtarlığım Meydan’da Kalepark Orduevi yolu üzeri, hemen 20 metre yukarı da Usta Otel var. Üç kişi Muhtarlığıma geliyor, üçü de Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi. Biri Tanju Gürsu, diğeri Muhittin Öztürk, bir diğeri Muhittin Fisunoğlu Paşa.
Tanju Gürsu oğulları Kerem ve Emre Gürsu’nun askerlik celpleri istiyor benden. Çünkü rahmetli Tanju abi bizim mahalle İskenderpaşa kütüğüne ekli. Hem de akrabam.
Usta Otelinde kalıyorlar ve hazır geldik birde Muhtara uğrayıp çocukların askerlik kağıtlarını alayım, demiş Tanju Gürsu. Yanında Muhittin Öztürk ve Fisunoğlu Paşa ile ayaküstü uğradılar. Ben kağıtları hazırlarken Muhittin Öztürk Fisunoğlu Paşa’ya dönerek “Ulan Tanju’yu görüyor musun artist gibi Muhtarı var” diyor, Fisunoğlu Paşa da rahmetli Tanju Gürsu’ya dönüp “Ya Tanju, İstanbul’da artist aramayın (kardeşi yapımcı Temel Gürsu’yu da hatırlatarak) Temel’e de söyle asıl artist burada, Muhtar Gürsel…”
Gülüşüyoruz elbette, kısa bir ayaküstü sohbeti ve Usta Otele dönüyorlar.
98 yaşında 4 Mayıs vefat etti Fisunoğlu Paşa, mekânın cennet olsun…
ÜSTÜSTE 5.Cİ KEZ İKİNCİ OLAN TAKIM…
Hakkı yenmeyecek bir başarı hikâyesidir Fenerbahçe’nin yaşadığı.
Hiçbir takımın ulaşamayacağı bir başarıdır bu, nankörlük etmeyelim. Mesela bu rekoru Galatasaray kıramaz, Beşiktaş hiç yanaşamaz, Trabzonspor’u yanaştırmazlar bile.
Avrupa’da bile ikinciliğe yükselmiş bu konuda, Barcelona birinci imiş ikincilikte.
Gerçi ben o ikincilik ödülünü Kılıçdaroğlu’na veririm hep. 12 mi olmuştu 13 mü ben de unuttum. Sandıktan hep ikincilikle çıkmıştı.
Bu arada Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a da helal olsun, sözünde durdu valla.
Asıl gerçekler ortaya çıkınca bir şampiyonluğu daha gidecek Fener’in asıl cümbüş o zaman.
3 Temmuz Fetö kumpası imiş, öyle mi?
Bak gördünüz, Reis yardımı ile ikinci yarı o kadar da futbolcu aldınız yine olmuyor.
Kadıköy’deki stadyumunuzu köpüklü sularla da yıkasanız temizlenmeyeceksiniz, çünkü 2010-2011 kupamızın hırsızısınız.
Yoksa seneye de hedef size ikincilik, demedi demeyin…