Baykal'ın 26 yıl önceki manifestosu

Son günlerde CHP üzerine epey yazı kaleme aldım.

Abone Ol

Atatürk'ün 1923 yılında kurduğu ve 1935 yılında bugünkü adını aldığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin en köklü siyasi partisi CHP'nin yaklaşık bir asırlık yolculuğuna baktığımızda, sadece seçimleri değil, sayısız iç hesaplaşmayı, ayrılığı ve bölünmeyi de görürüz.

Bir önceki yazımda CHP’nin kaç kere oğul verdiğimi yazmıştım.

91 yıldır bu böyle

Kimi buna fikir ayrılığı dedi, kimi değişim hareketi.

Ben ise bunun önemli bir bölümünün temelinde koltuk kavgasının yattığını düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde CHP'nin ağır toplarından, partinin hafızası sayılabilecek değerli bir ağabeyim bana yıllar öncesine ait önemli bir belgeyi gönderdi.

2 Kasım 2000 tarihli.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın imzasıyla alınan karar, Genel Sekreter Önder Sav tarafından 2000/2245 sayılı genelge bütün il ve ilçe teşkilatlarına gönderiliyor.

Yolsuzluklar hakkında ciddi bir uyarı yazısıydı bu

2000/6 sayılı genelge

Adeta bu günleri görür gibi.

Aradan tam 26 yıl geçmiş,

O satırları bugün okuduğumuzda, tamamen bugünü anlatıyor gibi.

Türkiye'nin gündeminde banka hortumlamaları, yolsuzluklar, haksız kazançlar ve siyaset kurumuna duyulan güven bunalımı vardı.

Baykal ve parti yönetimi bu tablo karşısında sessiz kalmayı tercih etmemiş ve tüm teşkilatları kapsayan o genelgeyi göndermiş.

Genelgede çok net ifadeler vardı.

Yolsuzluğa, rüşvete, adam kayırmaya bulaşanların CHP'de yeri olmadığı vurgulanırken, Parti yöneticisi, belediye başkanı, meclis üyesi ya da sıradan bir üye, kim olursa olsun bu duruma kati suretle dikkat etmesi gerektiği ifade edildi.

Yolsuzluk yaptığı belirlenen kişilerin derhal CHP ile ilişkisinin kesilmesi, görevlerinden ayrılması veya alınması, aksi halde haklarında gecikmeksizin disiplin işleminin uygulanması kararlaştırılmıştı.

Dikkat edin denilerek tüm teşkilatlar uyarılmıştı.

Bugünkü siyasi tartışmaların tam merkezindeki kavramlar, bundan çeyrek asır önce CHP'nin kendi genelgesinde yer almış ancak maalesef bugün CHP bu tür iş hesaplaşmanın içine düşürülmüştür.

O günkü yönetim biliyordu ki, yolsuzluk sadece bir kişinin suçu değildir.

Bir partinin itibarını, yıllarca oluşturduğu güveni ve topluma verdiği mesajı da beraberinde alıp götürür.

Siyasetin en büyük sermayesi paradan önce güvendir.

Güven kaybolduğunda geriye sadece tabela kalır.

Bugün CHP'nin içinde yaşanan tartışmalara bakıldığında insan ister istemez o genelgeyi yeniden hatırlıyor ve kendi kendine şunu soruyor.

Acaba o gün yazılan ilkeler bugün aynı kararlılıkla uygulanabiliyor mu?

Yoksa yıllar içinde ilkeler yerini siyasi hesaplara mı bıraktı?

Bu sorunun cevabını verecek olan ne ben ne de başkasıdır.

Cevabı, CHP'nin kendi vicdanı verecektir.

Bir siyasi parti, kurucusunun mirasıyla değil, o mirasa ne kadar sahip çıktığıyla ayakta kalır.

CHP, Atatürk'ün emanet ettiği bir partidir.

Bu nedenle toplumun beklentisi de diğer partilerden daha yüksektir.

Çünkü Cumhuriyet'i kuran kadroların partisinin en küçük şaibeye bile tahammül gösteremez, aksine göstermemesi beklenir.

Deniz Baykal'ın 2000 yılında yayımladığı o genelge bugün sadece arşivlerde duran eski bir evrak değildir.

Bugünkü CHP’nin içine düştüğü durumu anlatan bir belgedir.

Ve o belge, siyasette ahlakın, hesap verebilirliğin ve kamu vicdanının yazılı bir manifestosudur.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni bir genelge yazmak değil, yıllar önce yazılmış o genelgenin ruhunu yeniden hayata geçirebilmektir.

Ve bu belgeyi bana gönderen parti büyüğümüz som cümlesi de şöyle oldu.

“Bu parti bugünlere böyle geldi işte”