Sürüsünden ayrılıp tek başına başka bir yöne yürüyen o Penguen…
Her izlediğimde içim sızlıyor.
2007 yılında Antarktika’da çekilmiş.
Ama belli ki insanlık onu ancak 2026’da anlayabilmiş.
Kameraman çekim yaparken gözyaşlarını tutamamış.
20 yıl önce çekilen o videoyu bugün izleyen tüm insanlık ağlıyor
Çünkü o an sadece bir hayvanı değil, bir kaderi kayda alıyordu kameraman.
Kimse fark etmedi sürüsünden ne zaman koptuğunu.
Kolonisinden ayrılıp dağa doğru yürürken son bir kez dönüp arkasına bakması aslında bir vedaydı.
İnsanlar da böyledir zaten.
Önce içinden ayrılır.
Sonra herkesten.
O Penguen’in gittiği yer bir hedef değildi.
Bir umut da değildi.
Bir hiçlikti.
Çünkü kolonisinden ayrılmak onun için ölümü göze almak demekti.
Ve bunu bilerek yürüdü.
Belki artık savaşmak istemedi.
Belki yoruldu.
Belki sabrederken tükendiğini fark etti.
Bazen vazgeçersin…
Kendinden değil.
Seni sabretmeye zorlayan her şeyden.
Evet, dünyanın konuştuğu o Penguen hayatta kalmadı.
Bir süre yürüdükten sonra hayatını kaybetmişti.
Ama geride unutulmayan bir cesaret bıraktı.
Giordano Bruno gibi…
16. yüzyılda Evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve evrende, dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söylediği için Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilip ve yakılarak öldürülen adam gibi.
Sonunu bilerek yürüdü o da.
Ama kaybetti.
Yüzyıllar sonra anlaşıldı o da.
Ama insanlığın bakış açısını değiştirdi.
Penguen de onun gibi inandığı yolda yürürken öldü.
Bazı hayatlar başka hayatların yönünü değiştirmek için biter.
Bugün konuşursun, “Başını belaya sokma” derler.
Susarsın, “Korkak” sanırlar.
Çok çalışırsın, “Gençliğini harcıyorsun” derler.
Dinlenirsin, “Tembel” olursun.
Bu dünyada risksiz yol yok aslında baktığınızda.
Ama başkasının hayatını yaşayarak geçen güvenli bir ömür de yok.
O Penguen sürüsüyle kalıp hayatta kalmayı seçebilirdi.
Konforu, alışkanlığı, kalabalığın içinde suya soyuna dokunmadan,
Ama o kendi anlamını yaratmayı seçti.
Belki yaşamadı.
Ama bize şunu hatırlattı.
Bazen bir insanın ya da bir Penguen’in yapabileceği en büyük şey şudur,
Sonunu bilse bile yürümek.
Evet milyonlarca insan bu Pengueni ağlayarak izliyor.
Neden?
Çünkü onda kendini görüyor.
Hepimizin içinde sakladığı o gitme arzusu var ya…
Sahte kalabalıklardan çıkıp kendi inandığı yolda yürüme isteği gibi,
İşte o Penguen onu yaptı.
Dönüp arkasına bir kere baktı.
Çünkü bazen sadece gitmek, nereye vardığından çok daha gerçektir.
Herkesin yürüdüğü yoldan gidenler, diğer yolların güzelliğini asla göremezler.
Kimse seni anlamıyor diye üzülme azizim.
Belki yıllar sonra,
İş işten geçtiğinde,
Bedenin toprak olduğunda,
Seni de anlarlar azizim, seni de anlarlar.
Ama artık geç iş işten geçmiştir Penguen misali.
O Penguen de ölümü seçmedi.
O, kendi doğrularını seçti aslında.
Ve bazen doğruların bedeli hayattır.
Bekle bizi Penguen seninle geliyoruz.